8 Aralık Devrimi Sonrası Türkiye’nin Suriye Karnesi

8 Aralık devriminin ardından Türkiye, sığınmacılara açtığı kucaktan kurduğu diplomatik köprülere kadar Suriye'nin geleceğine adeta yön verdi. Peki, Türkiye insani yardımda ve diplomaside nasıl bir rol oynadı? İşte tüm detaylar…
mervegurbuz
8 Aralık Devrimi Sonrası Türkiye’nin Suriye Karnesi

08.12.2025 - 17:12  |  Son Güncellenme:  08.12.2025 - 17:22

8 Aralık 2024'te Suriye'de 61 yıllık Baas yönetiminin sona ermesi, bölgenin kaderini yeniden şekillendiren tarihi bir dönüm noktası oldu. 

Türkiye, bu yeni dönemde hem insani sorumluluğunu sürdürerek Suriyeli sığınmacılara kucak açmaya devam etti, hem de diplomatik inisiyatif alarak yönetim değişikliği sonrası oluşan yeni Suriye ile ilişkilerini hızla güçlendirdi. 

Peki, 8 Aralık Devrimi sonrası Türkiye'nin Suriye karnesi nasıl? İşte insani yardımdan diplomatik temaslara, gönüllü dönüşlerden kültürel entegrasyona kadar tüm detaylar…

2,94 milyon misafirden, 915 bin gönüllü dönüşe

Türkiye, 2011’den bu yana yaklaşık 3 milyon Suriyeliyi misafir etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Aralık 2024 itibarıyla ülkedeki geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını “2 milyon 936 bin” olarak açıklamıştı.

Yerlikaya, bu dönemi “Ülkemize sığınan milyonlarca Suriyeli kardeşimize kucak açtık” sözleriyle ifade etmişti.


Esed rejiminin devrilmesiyle gönüllü dönüşler de arttı ve 8 Aralık’tan bu yana yaklaşık 400 bin Suriyeli sığınmacı komşu ülkelerden geri döndü.

İçişleri Bakanlığı verileri de hızlı artışı doğruluyor.

Yerlikaya’nın açıklamasına göre, Aralık 2024’ten bu yana 175 bin 512 kişi gönüllü ve güvenli bir şekilde ülkelerine döndü.

Haziran 2025’te bu rakam 273 bini, Ağustos 2025’te 450 bini, Kasım 2025’te ise 550 bini aştı.

Önceki yılları da kapsayan toplamda ise 2017’den bu yana 915 binin üzerinde Suriyeli gönüllü geri dönüş gerçekleştirmiş oldu. Diplomatik İnisiyatif ve Türkiye Modeli

Türkiye yapıcı rol üstlendi

Türkiye, Suriye’de yeni dönemin istikrara kavuşması için aktif bir rol üstlendi.

Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve halkının refahına verdiği önemi bu süreçte sıkça vurguladı.

AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, devrim sonrası Şara’nın Nisan 2025’te Türkiye’ye geleceğini açıkladı ve ardından Şara’nın ziyaretleri ile Türkiye-Suriye görüşmeleri planlandı.

Türkiye’nin diplomatik ağırlığı böylece bölgesel değil küresel düzeyde de dikkat çekti.

Ayrıca Türkiye, Suriyelilere insani açılardan kucak açarken aynı zamanda komşu ülkelerle ve uluslararası örgütlerle koordineli çalışarak süreci yönetmeye devam etti. 


Suriye’de eski paraların yerini Türk lirası aldı 

Türkiye’nin desteklediği bölgelerde Türk lirası kullanımı ve Türkçe eğitim zaten yaygındı.

Muhaliflerin kontrolündeki ve terörden temizlenen bölgelerde TL “güvenli para birimi” olarak benimsenmişti.

Günümüzde de bazı dönüş bölgelerinde alışverişte TL kullanıldığı, Türkiye ile bağ kuranların Türkçe iletişim kurduğu gündeme geldi.

Türkiye’nin Suriye devrimi sonrasındaki insani ve diplomatik çabaları, uluslararası arenada da destek buldu. 

Dünya da takdir etti

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Türkiye’nin gönüllü geri dönüş planını başarılı bularak memnuniyetle karşıladı. 

Ayrıca Türkiye’nin “güvenli, düzenli ve onurlu geri dönüş” alanındaki yaklaşımı, insani yardım aktörleri tarafından da örnek gösteriliyor.

Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin Suriye krizinde hem ev sahibi ülke olarak insani bir model hem de bölgesel barış için stratejik bir aktör olduğunu ortaya koyuyor.

Dışişleri Bakanı Fidan: Suriye'de işler yolunda gidiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'de son bir yılda yaşananları, hafta sonu katıldığı Doha Forumu kapsamında düzenlenen toplantılarda değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan

Bakan Fidan, "Suriye'de işlerin yolunda gittiğini" ancak "İsrail yayılmacılığından kaynaklanan risklerin sürdüğünü" dile getirdi.

Fidan ayrıca, Suriye'nin kronik sorunlarının çözümünde Türkiye'nin hem bölge ülkeleri hem de uluslararası toplumla beraber devrede olduğunu, bu desteğin bundan sonra da süreceğini kaydetti.

TSK, Suriye ordusunun yeniden inşası için devrede

Ankara ile Şam arasındaki diyalog, güvenlik odaklı bir askeri işbirliğine dönüşüyor. İki ülke, iç ve dış kaynaklı tehditlerle mücadelede birlikte hareket etmek için kurumsal adımlar atıyor.

İki ülke arasında dışişleri, savunma ve istihbarat yetkilileri tarafından oluşturulan üçlü çalışma grubu, yaptıkları sık toplantılar sonucu 13 Ağustos'ta Türkiye-Suriye Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası'nı imzaladı.

Mutabakat, Türkiye'nin "terörle mücadele" alanında Suriye birliklerine eğitim ve teçhizat desteği sağlamasının hukuki zeminini oluşturuyor.

Ayrıca, Şam'da kurulan Türkiye-Suriye Ortak Harekat Merkezi de faaliyete geçti. Bu merkez üzerinden iki taraf arasında istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlar yürütülmesi planlanıyor.