77 Yıldır Devam Eden Acı: Nekbe

Filistinliler için "Nekbe" 1948'de İsrail’in kuruluşuyla birlikte yaşanan zorunlu göç, katliam ve kültürel yıkımın bir simgesi. 77 yıldır süren bu acı, milyonlarca Filistinliyi mülteci hâline getirerek, kimlik ve vatan mücadelesini kuşaklar boyunca sürdürmelerine neden oldu. Bugün hâlâ süren işgal, abluka ve özellikle 7 Ekim sonrası Gazze’de yaşananlar, Nekbe'nin etkilerinin halen devam ettiğini gösteriyor.
77_Yıldır_Devam_Eden_Acı_Nekbe-Ayşe_Şeyma_Zorlu

14.05.2025 - 15:59  |  Son Güncellenme:  29.01.2026 - 10:14

Onlarca yıl boyunca sürgün hayatı yaşayan milyonlarca Filistinli için 'Nekbe', zorunlu göç, yağma ve katliamların simgesi olup, tam 77 yıldır dinmeyen bir acıyı anlatıyor.  

Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de Filistin toprakları üzerinde kurulmasından sonra zorunlu göç ve katliamlara maruz kaldıkları o günü, 'Büyük Felaket' anlamına gelen 'Nekbe' olarak adlandırıyor. 

Bugün hala işgal ve abluka altında yaşayan, mülteci konumundaki milyonlarca Filistinli, Nekbe'nin 77. yılında vatanlarına dönmeyi hayal ediyor. 

Nekbe: Büyük felaket 

Nekbe (Arapça: النكبة), kelime anlamı olarak “büyük felaket” anlamına geliyor.  

Filistinlilerin 'Nekbe' adını verdiği 15 Mayıs tarihi, Filistin ve İsrail toplumlarının zihninde tamamen farklı şekillerde algılanıyor.  

İsrailliler için bir işgal devletinin kuruluş günü olan 15 Mayıs, Filistinliler için ise nüfuslarının yüzde 67'sine denk gelen 957 bin kişinin vatanlarından zorla çıkarılması ve kültürel, sosyal yapının yok edilmesiyle başlayan ve günümüze kadar devam eden felaketler silsilesinin başlangıcını simgeliyor. 

Nekbe sürecindeki çoğu Filistinli, zorla yerlerinden edilerek işgal altındaki Batı Şeria, Gazze Şeridi ve komşu Arap ülkelerine sürgün edildi. O tarihten bu yana, nüfus artışıyla Filistinli mültecilerin sayısı dünya genelinde 6 milyon 20 bine ulaştı. Bunların yaklaşık 5,3 milyonu, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'na (UNRWA) kayıtlı. 

Nekbe sırasında yaklaşık 15 bin kişi hayatını kaybetti, 675 köy ve kasaba yok edildi. İsrail, 27 bin kilometrekarelik bir alan üzerinde kuruldu ve bu toprakların yüzde 85'ini işgal etti. İsrail güçleri, 774 Filistin köyü ve kasabasını işgal ederken, bunların 531'ini tamamen yıktı. Ayrıca 70 katliam gerçekleştirildi ve yaklaşık 15 bin Filistinli hayatını kaybetti.  

İsrail, Nekbe sürecinde 675 Filistin köyü ve kasabasını yok etti, binlerce Filistinliyi öldürdü ve birçok tarihi Filistin şehrini Yahudileştirdi.  

Necef Çölü (Negev) bölgesinde yaşayan Bedevi kabileler yerlerinden edildi ve yerleşim alanlarının isimleri değiştirilerek kültürel kimlikler hedef alındı. 

Sürgün edilenlerin büyük çoğunluğu Ürdün, Lübnan, Suriye ve Gazze’ye sığındı. 

Tarihi süreç: Nekbe’ye giden yol 

1517-1917 yılları arasında Filistin, Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeydi. Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin birlikte yaşadığı bir coğrafyaydı.1917’de Balfour Deklarasyonu ile İngiltere, Yahudilere Filistin'de bir “millî yurt” kurulmasını destekledi. Bu karar, o dönemde Filistin'de yaşayan Arap halkının tepkisini çekti ve bölgedeki gerginliği artırdı. Bu süreçte, Yahudi göçü hızlandı. 

İngiltere'nin Filistin’deki çifte politikaları, 1936-1939 yılları arasında Arap ayaklanmalarına yol açtı. Bunun ardından İngiltere, Yahudi göçünü sınırlamaya çalıştı ancak bu da Yahudi toplumu tarafından tepkiyle karşılandı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Yahudi toplumu, Holokost'un etkisiyle daha fazla bağımsızlık talep etti. 1947'de Birleşmiş Milletler, Filistin'i Yahudi ve Arap devletleri olarak ikiye bölme önerisini getirdi. Plan şuydu: Filistin'in %55'i Yahudilere, %45’i Araplara verilecekti. Nüfusun %33’ünü oluşturan Yahudiler bu öneriyi kabul ederken, Araplar reddetti. 

14 Mayıs 1948'de İsrail, bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Arap-İsrail savaşı başladı ve 750.000 Filistinli zorla evlerinden edildi. 

Nekbe’nin çok katmanlı sonuçları 

Nekbe, Filistinliler için yalnızca fiziksel bir kayıp değil, aynı zamanda demografik, hukuki ve kültürel düzeyde derin etkiler bırakmıştır. Bu etkiler, Filistin halkının kimlik, bellek ve toplumsal yapılarının yeniden şekillenmesine yol açmıştır. 

1948'de İsrail'in bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, 750.000'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi. Bu, Filistin nüfusunun büyük bir kısmının mülteci konumuna düşmesine neden oldu. Mülteci konumuna düşen bu insanlar, genellikle çevre Arap ülkelerine, özellikle Lübnan, Ürdün ve Suriye'ye sığındı.  

Filistinli mültecilerin sayısı günümüzde dünya genelinde 6 milyona ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler'e kayıtlı mültecilerin büyük kısmı, yaşadıkları topraklara geri dönme hakkı için hala mücadele etmektedir. 

Nekbe'nin hukuki boyutunun en önemli yönlerinden biri, Filistinli mültecilerin "geri dönüş hakkı" meselesidir. 1948’de zorla yerinden edilen Filistinliler, vatanlarına geri dönme hakkını uluslararası alanda defalarca dile getirmiştir. Bu hak, özellikle Birleşmiş Milletler'in 1948'de kabul ettiği 194 sayılı kararıyla hukuki bir çerçeveye kavuşturulmuştur. Bu karara göre, mültecilerin geri dönme hakları ve tazminat talepleri meşru olarak kabul edilmektedir. Ancak İsrail, Filistinlilerin geri dönüşüne karşı çıkmakta ve bu talebin gerçekleşmesini engellemektedir.  

Geri dönüş hakkı, yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda Filistin halkının ulusal kimliğini koruma ve bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olmuştur. Filistinli mültecilerin haklarını savunan birçok uluslararası kuruluş, geri dönüş hakkının tanınması için çeşitli girişimlerde bulunmuştur, ancak bu konuda ciddi ilerleme kaydedilememiştir. 

1948'de İsrail'in bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, 750.000'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi

 

Zorla yerinden edilen halk, vatanlarını kaybetmiş olmanın yanında, kendi kültürel miraslarını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 

Filistinli mülteciler, geçmişteki köylerini, şehirlerini ve yaşam tarzlarını, nesiller boyunca anlatılan hikayelerle canlı tutmaya çalışmışlardır. Bu kültürel bellek, sadece bir hatırlama süreci değil, aynı zamanda kimliklerini koruma ve yeni bir toplumsal yapıyı sürdürme biçimidir. Filistinliler, kendi kültürel kimliklerini, şarkılarında, şiirlerinde, sanatlarında ve yemeklerinde yaşatmışlardır. 

Ayrıca, Filistinliler için kültürel kimlik, vatanlarına dönme mücadelesinin de bir parçasıdır. Çünkü geri dönme talebi, sadece bir fiziksel yerleşim hakkı meselesi değil, aynı zamanda Filistin halkının kültürel kimliğini yeniden inşa etme arzusunun da bir yansımasıdır. 

Günümüzde Nekbe’nin iz düşümü: 7 Ekim sonrası Gazze’de yaşananlar 

İsrail'in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 50 bini aşmış durumdadır. İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişini engellemesi sonucu, yaklaşık 2 milyon kişi şiddetli gıda kıtlığı çekmektedir. 

Nekbe'nin gölgesi, Filistin halkı üzerinde hala derin bir iz bırakmaktadır ve bu izler, sadece tarihsel bir travma değil, aynı zamanda bugünkü Filistin meselesinin temel dinamiklerinden biridir.  

1948'deki zorunlu göç, yerinden edilme ve kültürel yok oluş, Filistinlilerin toplumsal yapısını şekillendirmeye devam etmekte ve bugüne kadar süregelen sürgün, işgal ve mülteciliğin kaynağını oluşturmaktadır. 

7 Ekim 2023, Filistin tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Filistin halkı, Nekbe'nin 77. yılında, topraklarını ve kimliklerini savunmak için yeniden bir direnişin içindedir