27 Canın Kaybolduğu Gece: Abdalrahim Orouq'un Acı Hikayesi

Gazzeli gazeteci Abdalrahim Orouq, İsrail saldırısında bir gecede 27 aile ferdini kaybetti. Anlattığı acı dolu tanıklık, savaşın soğuk rakamların çok ötesindeki insani boyutunu gözler önüne seriyor… Molozlar altında saatlerce yardım bekleyenlerin, ikinci kez kaybedilen umutların ve gurbette çaresizce izlemenin hikayesi bu.
27 Canın Kaybolduğu Gece: Abdalrahim Orouq'un Acı Hikayesi

26.09.2025 - 17:26  |  Son Güncellenme:  28.09.2025 - 09:50

7 Ekim 2023'ten bugüne Gazze'de sayısız aile yok edildi, binlerce hikaye toprak altına gömüldü. Bu hikayelerin her biri, İsrail'in Gazze'ye yönelik sistematik saldırılarının birer delili niteliğinde. Witness Eye'ın röportaj yaptığı Filistinli gazeteci Abdalrahim Orouq'un hikayesi ise bu acı tablonun en çarpıcı örneklerinden biri. Tek bir gecede 27 aile ferdini kaybeden Orouq'un tanıklığı, Gazze'deki soykırımın insani boyutunu gözler önüne seriyor.

Büyük ailenin son buluşması

Orouq ailesinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki evi, 7 Ekim öncesinde tam anlamıyla bir yuvaydı. Baba Orouq'un tüm hayatını verdiği bu ev, altı erkek ve iki kız kardeşin ailelerini barındırıyordu. Abdalrahim, kardeşlerinin her birinin en az beş çocuğu olduğunu anlatıyor.

Aile ritüelleri bu evde hayat buluyordu. Her kahvaltı, öğle yemeği bir araya gelme vesilesi. Cuma buluşmaları, iki haftada bir hazırlanan meftul (Filistin kuskusu) yemekleri... Rahmetli annenin odun ateşinde pişirdiği meftulün etrafında toplanmak, ailenin en sevdiği geleneklerden biriydi. Savaş başladıktan sonra bile okullara sığınan komşular anneyi "Hacı Üm As'ad" diye çağırır, ondan meftul pişirmesini isterlerdi.

Savaşın başlangıcı ve belirsizlik

7 Ekim sabahı, durumun ciddiyeti ilk başta tam olarak anlaşılamadı. Abdalrahim o sabah annesiyle konuştuğunda, annesinin "Vallahi dünya alt üst oldu. Roket atan var, kurşun atan var" sözleri durumun vehametini özetliyordu. İletişim kesintileri başladığında ise aileyle bağlantı kurmak imkansız hale geldi.

Aile üyeleri arasında tereddütler yaşandı: Evde mi kalacaklar, yoksa okullara mı sığınacaklar? Sonunda çoğu aile üyesi karşıdaki okullara geçmeye karar verdi. Baba Orouq ise evde kalmayı tercih etti. Bu karar, o gece yaşanacaklar için kritik bir dönüm noktası olacaktı.


21 Aralık: Her şeyin değiştiği gece

"21 Aralık'ta gece 2'de durum alt üst oldu." Bu sözlerle başlıyor Abdalrahim, o korkunç geceyi anlatmaya. Saat 1'de ailesiyle son kez konuşmuş, gülerek sohbet etmişlerdi. Hatta annesi, çocukların geç saatte gürültü yaptığı için onları uyarmıştı. Bu, ailenin son normal anıydı.

Sabah 9:30'da Türkiye'deki amcasından gelen telefon, Abdalrahim'in dünyasını yerle bir etti. "Hepsi gitti, gittiler, gittiler" sözleri, kulağında yankılanıyor hala. O an, medya profesyoneli kimliğini geride bırakıp yalnızca evladı ve kardeşi olan bir insana dönüştü.

11 günlük belirsizlik

Evin bombalanması, İsrail'in kara işgaliyle eş zamanlı gerçekleşti. Bu nedenle 11 gün boyunca kimse şehitleri görmeye gidemedi. Abdalrahim bu süre zarfında yaşadığı psikolojik çöküşü saklamıyor: "Utanmadan söylüyorum: Evet, çığlık attım. Evet, ilk anda ağladım. Kendimi öldürmeyi bile düşündüm."

11 gün sonra ordu çekildiğinde, geriye kalan aile üyeleri ve komşular enkazı araştırmaya gitti. Ancak cesetlerin çoğu tanınmayacak haldeydi. "Anneni bacaklarındaki çatlaklardan tanıdım" diyen Abdalrahim, bu acı gerçeği yaşamanın zorluğunu gözler önüne seriyor.

Molozların altındaki yaşam mücadelesi

Hikayenin en acı verici kısımlarından biri, bombalamadan sonra molozlar altında hayatta kalanların yaşadıkları. As'ad'ın oğlu Ali, dört gün boyunca bacağından yaralı bir şekilde molozlar altında kaldı. Komşularla konuşabiliyor, yardım istiyordu. Ancak İsrail askerleri bölgede askeri üs kurmuştu ve kimsenin yardım etmesine müsaade etmiyorlardı. Dördüncü gün Ali'nin sesini duyan askerler, onu molozların altından çıkarıp yaralı haldeyken infaz etti.

Abdalrahim'in kardeşi Rizq de saatlerce yaralı bir şekilde hayatta kaldı. Komşu Abu Mahmoud'un tanıklığına göre, Rizq son nefesini verene kadar gözlerini ondan ayırmamıştı. Konuşamasa da bakışlarıyla yardım istemiş, çaresizce son nefesini vermişti.

Zain: İkinci kez kaybedilen umut

Hikayenin trajik bir diğer boyutu, aile evinin bombalanmasından kurtulan 12 yaşındaki Zain'in hikayesi. Zain, Gazze'de yardım paketlerini toplayan çocukları gösteren viral videoların kahramanlarından biriydi. "Çünkü aileme yiyecek götürmek istiyorum" diyerek yalınayak koşan bu çocuk, iki ay sonra tonlarca ağırlıktaki bir yardım paketi altında kalarak hayatını kaybetti.


İsrail’in medya manipülasyonu ve gerekçeler

İsrail medyası, Orouq ailesinin hedef alınmasını, kardeşi Rizq'ın medya çalışanı olmasıyla gerekçelendirmeye çalıştı. Ancak Abdalrahim bu iddiaya şu sözlerle cevap veriyor: "Direnişçi üyelerinden biri olsa bile, varsayımsal olarak, en azından onu büyük bir aileyle, 27'den fazla insanla bombalamaya hakkınız yok."

Bu gerekçelendirme çabası, aslında İsrail'in sivil hedefleri vurma politikasının bir parçası. Gazze'deki şehitlerin yarısından fazlasının çocuk ve kadın olması da bu durumu doğruluyor.

Gurbetteki acı: Gerçeklikten kopuş

Abdalrahim, yaşadığı psikolojik çöküşü açık yüreklilikle anlatıyor. Aile şehitliğinden sonra tüm işlerinden istifa etmiş, sosyal hayatından kopmuş. "Bir noktada gerçeklikten kopuyorsun" diyor. Her gün annesini arıyor, bir gün cevap vereceği umuduyla.

Bu durum, Gazze dışında yaşayan Filistinlilerin yaşadığı ortak bir travma. "Vücut burada, kalp orada" olmanın psikolojik yükü, kişiyi adeta şizofrenik bir hale sokuyor.

Bir tanıklık vazifesi

Abdalrahim Orouq'un hikayesi, Gazze'de yaşanan soykırımın bireysel boyutunu gözler önüne seren güçlü bir tanıklık. Sayıların arkasındaki insan hikayeleri, her birinin kendine özgü acıları ve kayıpları var. Bu hikayeleri belgelemek ve paylaşmak, sadece hafızayı canlı tutmanın değil, aynı zamanda adalet arayışının da bir parçası.

27 canın tek gecede yok edildiği bu hikaye, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının rastgele olmadığını, sistematik bir yok etme politikası olduğunu gösteriyor. Orouq ailesi gibi binlerce ailenin yaşadığı bu trajedi, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturuyor.

 

 


Kaynak: Witness Eye Channel

 

Abdalrahim Orouq'un bu acı dolu ama bir o kadar da önemli tanıklığını Türkçe altyazılı olarak kendi ağzından dinleyebilir ve yayılmasına vesile olabilirsiniz:

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.