Tarihin Semalarına Çıksa da Yere Çakıldı: Abbas bin Firnas
11.09.2026 - 14:45 | Son Güncellenme: 11.09.2026 - 14:49
Uçmak, bugün insanoğlunun hayatının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Hatta iş öyle bir noktaya varmış durumda ki günümüz teknolojisi kendi semalarımızın dahi ötesine taşmış durumda.
Bugün insanoğlu başka gezegenlerin semalarına uçan nesneler yolladığı gibi kendi güneş sistemimizin dışına çıkabilen uydularımız bulunuyor.
Oysa asırlar önce insanın gökyüzünde uçmasını hayal etmesi bir yana bunu tahayyül etmek bir çeşit delilik kabul ediliyordu.
Endülüslü şair ve filozof Abbas bin Firnas bu hayali iliklerine kadar yaşıyor/hissediyordu.
Firnas’ın uçma tutkusu
Firnas’ın uçmayı bu denli tutku hâline getirmesi şüphesiz hürriyetini sonradan kazanmış bir köle olmasıyla yakından ilgiliydi. Özgürlüğün en mücessem kinayesi olan uçmaya bu denli anlam yüklemesini anlamak son derece makul görünür.
Firnas’ın yaşadığı çağı dikkate alarak bu tutkusunu bir divanelik olarak görmek hata olur. O, kimya, astronomi, felsefe ve şiir alanındaki marifetleri sayesinde saraya girmiş ve muktedirler değişse dahi onun ilmî sahadaki iktidarına halel gelmemişti.
Astronomi alanında çizdiği Sindhind tabloları ve kusursuz şekilde yaptırdığı dünya küresi ile dönemindeki ulemanın saygı, takdir ve kıskançlıklarını elde etmişti.
Firnas’ın bu çalışmalarına rağmen içini yangın yerine çeviren uhdesi şuydu: “İnsan uçabilir miydi?”
Bu soru kısa zamanda Firnas’ın çalışmalarının merkezine oturdu.
Onu bu konuda diğer herkesten ayıran yegâne özellik, uçmayı yalnızca hayalleriyle sınırlı tutmayacak olmasıydı.
Firnas, bir uçuş takımı üzerinde çalışmaya başladı ve nihayet tasarımını tamamlamayı başardı.

Firnas yere çakılır
Firnas tasarımını tamamladıktan sonra ilk denemeyi bizzat kendisi yaptı.
Her şey kusursuzdu ama Firnas yere nasıl ineceğini hiç düşünmemişti; dolayısıyla uçuş yere çakılarak nihayetlenmişti.
Bu acı tecrübeden sonra uçuş denemelerine tevbe ederek kendisini diğer ilmi çalışmalarına adadı.
Her şeye rağmen Firnas bir şey ispatlamıştı: İnsan uçabilirdi.
Bu uğraşı bıraktıktan sonra bilimde kristalin nasıl kesileceğinin yöntemini bularak âdeta döneminde çığır açmıştı. “Hakimü'l-Endülüs” olarak ün salan Firnas’ın buluşları öylesine büyüleyiciydi ki kısa sürede adı büyücüye çıkacaktı.
Kısa sürede paranormal işlerle uğraşan bir büyücü olduğu iftiraları tüm Endülüs’te yayılacaktı.
Bu iddialar nasıl nihayetlendi elbette bilmiyoruz.
Kristalin kesimi, dünya küresi gibi çılgın işleri ile tarihe geçen Firnas, uçmak hayalini de gerçekleştirmeyi başarmıştı.
Endülüs gibi gelişmiş bir medeniyette dahi bu deneme pek hoş görülmemişti. Onun bu tecrübesi Lâgarî Hasan Çelebi veya Hezârfen Ahmed Çelebi gibi isimlerin denemeleri ile karıştırılmamalıdır. Firnas, yaşadığı dönemin en büyük âlimlerinden birisiydi ve Endülüs Sarayı’nın en saygın isimlerindendi. Ne yazık ki eserlerinden çok onun eserleri hakkındaki methiyelere sahibiz bugün büyük oranda.
Velhasıl göklerden bir garip Firnas gelip geçti.