Suriye'nin Unutulan Türk Devlet Başkanı: Suphi Bereket
06.02.2026 - 17:25 | Son Güncellenme: 09.03.2026 - 18:07
Suriye’nin ilk devlet başkanı bir Türk'tü. Hem askeri hem de diplomatik yollarla Suriye’nin bağımsızlığı için mücadele eden, gerçekleştirdiği reformlarla Suriye, Lübnan ve Türkiye’nin kaderine dokunan Suphi Bereket; üç ayrı parlamentonun üyeliğini, Suriye Devletinin Başkanlığını ve Suriye Parlamentosunun Başkanlığını yapmasına rağmen bugün her üç ülkede de pek tanınmayan bir devlet adamıdır.
Direnişten devlet başkanlığına
Antakyalı bir ailenin büyük oğlu olan Suphi Bereket, Osmanlı Meclis-i Mebusan'da Antakya mebusu, toprak ağası Rafet Ağa'nın oğluydu. Mektep-i Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunu olan Bereket, kariyerine Osmanlı Hariciye Nezaretinde başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda teğmen rütbesiyle İngiliz ordusu ve isyancı Arap birliklerine karşı güney cephesinde çarpıştı.
Savaş sonrası kurulan Suriye Halk Meclisi'nin aktif bir üyesiyken, ilginç bir tezatla, cephede savaştığı Şerif Hüseyin’in oğlu Prens Faysal’ın "Suriye Kralı" ilan edildiği kararın altına imza attı. Ancak Fransız işgali başlayınca, Antakyalılardan oluşan 5 bin kişilik bir milis gücü kurarak Amanos Dağları’na çıktı.
Gözden Kaçmasın
Burada, Kürt kökenli İbrahim Hanano ile direnişin iki sembol isminden biri haline geldi. Tarihi kaynaklara göre Bereket, Kılıç Ali vasıtasıyla Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvâ-yi Milliye ile temas halindeydi. Maraş, Antep ve Urfa hattında Fransızlara karşı yürütülen mücadelede, kuzeyden Türklerin, güneyden ise Bereket liderliğindeki Suriyeli direnişçilerin eş zamanlı saldırılarıyla stratejik bir koordinasyon sağlandı.
Suriye Federasyonu ve Arapçası üzerinde tartışmalar
Fransızlar, direnişin maliyetini göze alamayınca Bereket ile masaya oturdu. 28 Haziran 1922’de, başkenti Halep olan Suriye Federasyon Devletleri'nin (Fédération des États autonomes de Syrie) başkanlığına seçildi. Bu süreçte en çok eleştirildiği konu ise hiç Arapça bilmemesiydi. Suriyeli tarihçi Philip Khoury’nin aktardığına göre, Bereket iki düzgün Arapça cümle kuramazdı. Muhalif gazeteler, onun Arapça bilmediğini göz önüne sermek için yaptığı konuşmaları hiçbir düzeltme yapmadan, noktasına virgülüne dokunmadan yayımlayarak onu halk nezdinde zor durumda bırakmaya çalışıyordu.
Suriye'nin manda altında bir devlet olmasına ve başkanlık karşılığı Suphi Bereket'in direnişi 'yarıda kesmesi' direnişin diğer liderleri tarafından şiddetle eleştirilse de Suphi Bereket genel olarak halkın desteğini almıştı.
Suriye siyasi hayatında uzun yıllar boy göstermesine rağmen Arapça öğrenememesi, İstanbul’dan gelen hanımının Arapça öğrenirken kendisinin öğrenememesi çok eleştirildi. Eleştirildiği diğer bir konu ise fazla ‘Türkçü’ olması ve adımlarını Ankara ile danışıklı atmasıydı.
Devlet başkanı sıfatıyla Suriye'de birçok reformlar getirdi, Suriye jandarmasını ve polis gücünü kurdu. Suriye-Lübnan Bankasını kurarak ilk döviz parasını çıkararak tedavüle soktu. Fransa'nın şiddetli itirazlarına rağmen Osmanlı'dan devraldığı kapitülasyonları kaldırdı. Arap dili kurumları arasında etkin rolü olan Şam Arap Dili Kurumu onun döneminde işlevsellik kazandı. Ülkede büyük projeler ve imar faaliyetleri yapıldı, Şam'ın ünlü Fije suyunun şehre isale projesi altında imzası vardı.
Suphi Bereket döneminde Suriye basını bölgeye göre geniş sayılabilecek özgürlük ve demokrasi yaşadı ve ifade özgürlüğü garanti altına alındı.
Suphi Bereket’in en büyük başarısı Halep, Şam ve Lazkiye devletçiklerini birleştirmesiydi. Güneydeki Süveyda Dürzi devletinin sonradan birleşmesi ile günümüz Suriye’si ortaya çıkmıştır.
Siyasi hasmı ve Suriyeli direniş liderlerinden Avukat Ala' Al Seyid’in yıllar sonra yayınlanan hatıralarında “Suphi Bereket'e her türlü suçlama yapılabilir, ama şu bir gerçek ki, Suriye'nin gördüğü en 'temiz ellere' sahipti ne devlet hazinesine el uzattı ne de hakkı olan aylık maaşı aldı” ifadeleri yer almıştır.
Yaptığı reformların çoğunu yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nden esinlenmişti, polis ve jandarma güçlerinin üniforması da rütbeleri de Türkiye'ninkine benzerdi. Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkisi Fransızların da kendi kültürünü ikame etmek isteyen Suriyeli milliyetçilerinin de gözünden kaçmadı ve- farklı şiddette de olsa- iki tarafın eleştirilerine de maruz kaldı.
Suphi Bereket'in bakanlarının ve bürokratlarının tümü Osmanlı bürokrasisinde yetişmiş, kendi aralarında Türkçe konuşanlardandı.
Osmanlı döneminde babasından miras kalan 'Bey' lakabını severdi, devlet başkanlığı ve parlamento başkanlığı dönemlerinde de bu lakabı kullandı, devlet memurları ve halktan kendisine gelen mektup ve dilekçelerde bu lakap kullanılmıştı.
Manda altındaki ülkesinin -kademeli de olsa- yabancı tahakkümünden kurtulması için uğraş vermesi Fransızları kızdırırken, direnişçiler de Suphi Bereket'i 'hızlı olmamak' ve 'Türklere meyilli olmakla' suçlamıştı. Devlet başkanlığı süresince de her iki tarafa yaranamamıştı.
Manda rejimine karşı Suriye şehirlerinde günden güne şiddetlenen direnişte, Suphi Bereket’in eski arkadaşları olan direniş liderlerini Fransızlara karşı kollaması ve direnişçilerle danışıklı döğüşe girmesi Fransa'nın şimşeklerini üzerine çekmesine neden oldu.
Fransa ile kopuş ve Hatay mücadelesi
1925'te başlayan ve Suriye'nin en güneyinde Dürzilerin çoğunlukta olduğu Cebel El Duruz'dan başlayan Suriye Milli İsyanına karşı Fransa'nın başkent Şam'ı top ateşiyle bombardıman etmesi ve sivilleri vahşice öldürmesi Suphi Bereket'in Fransa ile olan pamuk ipliğinden ilişkisinin kopmasına neden oldu; Fransa’nın politikalarını ağır bir dille eleştiren bir mektubu yayınladıktan sonra 1925'te istifasını Fransız Yüksek Komiserine sundu. Bu, Suriye tarihinde görülmemiş bir olaydı ve Suphi Bereket’in halk nezdindeki saygınlığını perçinlemişti.
Geçmişi ve özellikle kendisini seven Haleplilerin etkisiyle, 1928 yılında Suriye Anayasa Komisyonu üyeliğine, 1932 yılında da Suriye Parlamentosu olan Meclis El Şaab’a (Halk Meclisine) Halep milletvekili olarak girdi ve yapılan oylamada milletvekilleri kendisini Parlamento Başkanlığına seçti.
Meclis Başkanı sıfatıyla Fransa’nın Suriye Hükumetine empoze etmeye çalıştığı ve milliyetçilerin karşı çıktığı 1932 Fransız-Suriye İttifak Paktına karşı çıkmasıyla mandater Fransa kendisini meclis başkanlığından azledince siyasetten emekliliğini ilan ederek doğduğu şehir Antakya’ya yerleşti. Antakya’da yeni kurulan Hatay Devletinde milletvekili olarak seçildi, Türk bayrağından esinlenen ay yıldızlı Hatay bayrağını kendi eliyle tasarladı ve Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması için ciddi faaliyetlerde bulundu.
Türkiye yılları ve hazin son
Kendi tabiri ile Atatürk’ün daveti üzerine Suriye’yi bırakıp Türkiye’ye gelmesi ne kendisine ne de ailesine iyi oldu, zira Türkiye’deki bazı çevreler ‘yabancı’ olması sebebiyle Suphi Bereket’e karşı günlük gazetelerde cephe açtılar. Bunların arasında hızlı inkılapçı olarak bilinen Yenigün Gazetesi başyazarı Şükrü Balcı, Suphi Bereket’in Hataylı Arapları örgütleyip Türklere karşı savaştığını iddia etti ve Suphi Bereket’in söylediğini iddia ettiği Arapça uzun nutuk metinlerine gazetesinin sayfalarında yer verdi; (Suriye basını kendisini Arapça art arda iki cümle kuramamasından şikayetçi olduğunu hatırlatayım) Suphi Bereket’in yabancı güdümlü olduğunu defalarca yazdı.
Suphi Bereket’e karşı cephe alanlardan biri de Atatürk’ün emri ile kendisini Antakya’da karşılayan ve İstanbul’a yolculuğu boyunca refakat eden dönemin Polis Müdürü Şükrü Sökmensüer idi, Sökmensüer İçişleri Bakanı olunca Suphi Bereket’e karşı çeşitli ithamlarda bulunmuştu.
Türkiye’ye geldiği 1936 yılından vefatı ettiği 1949 yılına kadar Suphi Bereket çeşitli gazetelerde kendini savunmaya mecbur kaldı, Hatay’ın ana vatana katılmadaki rolüne işaret etti ve gazete sayfaları üzerinden uzun soluklu müdafaalara mecbur bırakıldı.
Çalkantılı bir hayat yaşayan, arafta kalan ve değişik tarafları memnun edemeden vefat eden biriydi Suphi Bereket, Onun için çocuklarına verdiği vasiyette siyasetten uzakta kalmalarını istemişti.