Ukrayna’ya Yeni Patriotlar Yolda: Teknik ve Siyasi Zorluklar Neler?
31.07.2025 - 16:56 | Son Güncellenme: 28.08.2025 - 14:39
Trump yönetiminin aylardır tartışmalı şekilde sürdürülen ateşkes siyasetiyle bir sonuca ulaşamaması ve Trump’ın artık Putin’in savaşı gerçekten bitirmek istemediği sonucuna vararak “hayal kırıklığına” uğraması, savaşın seyrinde önemli bir dönüm noktasıydı. Bu süreçte Zelenski, Biden yönetiminden uzun menzilli füzelerin Rusya topraklarında kullanımı için aldığı yeşil ışığın bir benzerini, askeri yardımların devamı için Trump’tan da bekledi. Rus tarafının yavaş da olsa ilerleme kaydettiği bu dönemde, Trump’ın yeni askeri yardım paketleri açıklamasını zorlu ve sabırlı bir diplomasiyle bekledi.
İdare edilmesi güç bir figür olan Trump, ateşkese dair iyimser olduğu, özel temsilcisi Witkoff’un Moskova’yla yakın temas sürecinde Kiev’in Patriot satın alma talebine karşılık “Zelenski sürekli füze istiyor” diyerek bu isteğe sıcak bakmadığını belirtiyordu. Son NATO zirvesinde, asker eşinden bahseden bir Ukraynalı gazeteciyle girdiği ve viral hale gelen diyaloğunda, Patriot konusuna kapıyı yeniden aralayabileceğine dair bir izlenim bırakmıştı.
Trump, Kremlin’e verdiği yüksek kredilere karşılık maksimalist talepler, artan Rus taarruzu ve diplomatik manevralarla oyalandığı kanaatine vardı. Bu görüşünü, Oval Ofis’te NATO Genel Sekreteriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında açıkça dile getirdi ve yönetiminin artık Ukrayna’ya yeni askeri yardımlar sağlayacağını açıkladı.
Ukrayna’nın hava savunması hala yetersiz
Ukrayna-Rusya savaşı dördüncü yılına girerken, gökyüzü adeta bir satranç tahtasına dönmüş durumda. Rusya’nın İran kökenli Shahed İHA’ları, hipersonik ve balistik füze çeşitleriyle Ukrayna şehirlerini, enerji ve sivil altyapısını ve hatta sıradan apartmanları hedef almaya devam ediyor. Ukrayna ordusunun kapasitesini zayıflatırken, halkın moralini düşürerek istikrarlı saldırılarla “savaştan bıktırmak” isteyen Moskova, karşısında çok katmanlı ancak yetersiz bir Ukrayna hava savunmasıyla karşı karşıya.
Ukrayna ordusu savaşın ilk yıllarından beri Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere Avrupalı müttefikleri sayesinde Crotale NG, SAMP/T, Gepard ve HAWK sistemlerine erişim sağladı. Bu sistemler büyük bölümü eski nesil olan kısa-orta menzilli hava savunma ihtiyacını belirli ölçüde karşılamaya çalışıyor. En güçlü savunma unsurlarından biri ise ABD üretimi Patriot (MIM-104) hava savunma sistemleri.
Ancak bu sistemler yalnızca teknolojik bir araç değil; aynı zamanda Batı’nın Ukrayna’ya olan stratejik bağlılığının da sembolü. Gerek maliyeti, gerek sınırlı üretimi ile sıradan bir askeri ürün olmayan bu sistemlerin transfer süreci Ukrayna için her zaman meşakkatli oldu. Avrupa’daki siyasi pazarlıklar, NATO’nun yönlendirmeleri ve Trump’ın geri dönüşüyle yeniden şekillenecek olan Patriot süreci, Ukrayna için yeni değil.
Biden Dönemi: Kiev’e teslim edilen ilk Patriotlar (2022-2024)
Biden yönetimi, Aralık 2022’de Zelenski’nin ilk Washington ziyaretinde “tam ve istikrarlı destek” kapsamında Patriot sistemlerinin Ukrayna’ya gönderme kararını duyurdu. Tam donanımlı bir Patriot bataryası 90 kişilik kadroyla çalışsa da, Ukrayna’dan ABD’ye eğitime gönderilen ilk ekip yalnızca 65 kişiden oluşuyordu. Ancak bu durumda, savaş şartlarında sistemin daha kompakt kadrolarla kullanıldığını ve eğitilen personelin ülke içinde diğer askerleri yetiştirmekle görevlendirildiği hızlandırılmış bir süreç mevcut. Elbette ABD, bu aşamalı süreci tek başına üstlenmedi.
ABD’nin Fort Sill üssünde 10 haftalık, Avrupa’da bulunan en büyük Amerikan askeri eğitim tesisi olan Almanya’daki Grafenwoehr ve Ramstein Hava Üssünde 6-8 haftalık yoğun ve hızlandırılmış eğitim verildi. Hollanda’nın da eğitmen ve ekipman desteği verdiği bu sürecin sonunda, Nisan 2023’te ilk teslimat gerçekleşti. Ukraynalılar ilk teslimatı başkent Kiev’e ve Odessa gibi stratejik yerlere konuşlandırarak burada diğer sistemlerle birlikte gelişmiş Rus füzelerine karşı Patriotları aktif olarak kullanmaya başladı.
Haziran 2024’te, Polonya’da NATO hava sahasını korumakla görevli ABD’ye ait 1 Patriot bataryası Ukrayna’ya transfer edildi. Bu gelişmeden yaklaşık bir ay sonra, NATO Zirvesi sırasında Başkan Biden, üçüncü bir bataryanın gönderileceğini açıkladı. Bu batarya, aynı yılın ağustos ayında Ukrayna topraklarına ulaştı. 2024 sonu itibarıyla; ABD’den 3, Almanya’dan 2 ve Romanya’dan 1 olmak üzere toplam altı Patriot bataryası teslim edilmiş oldu.
Teslimatlar, müttefik ülkelerin kendi savunmalarında aktif kullanılan sistemlerden geçici olarak feragat etmesiyle sağlandı. Bu tercih, ABD’den yeni üretimlerle boşalan envanterin yeniden doldurulacağı planlamasına dayanıyor ve Kiev’in minnettar olduğu NATO içi siyasi birliğin güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyordu.
Patriotlar ABD’nin simge savunma sistemi
Savaşın başlamasından 2024 sonuna kadar Biden yönetiminin organize ettiği bu Patriot seferberliğinin değeri 6-7 milyar dolar arası olduğu tahmin ediliyor. Raytheon tarafından geliştirilen Patriot sistemi; uçaklar, seyir füzeleri ve balistik tehditlere karşı çok katmanlı savunma sağlayan yüksek teknoloji ürünü bir sistemdir. AN/MPQ-65 radarıyla birden fazla hedefi takip edebilirken, M903 fırlatıcıları her biri 4 ila 16 füze taşıyabiliyor.
Patriotlar yüksek teknolojisinin yanında yüksek maliyeti ile bilinmekte. Tek bir bataryanın maliyeti yaklaşık 1 milyar dolarken, sistemin en gelişmiş mühimmatı olan PAC-3 füzesi 4 ila 6 milyon dolar arasında değişiyor. Zelenski, ülkesinin etkili savunma sağlayabilmesi için en az 25 bataryaya ihtiyacı olduğunu açıkça ifade etmesi, Rusların hava saldırılarını yoğunlaştırmasının aynı zamanda Batı ile Ukrayna’yı maliyet krizine nasıl ittiğini de gösteriyor.
Artan Rus saldırıları Patriotların etkinliğini azalttı
Rusya, savaşın ilk yıllarında belirlediği 30-50 drone dalgasıyla gelişmiş füze saldırı kombinasyonunu, 10 katına çıkararak bir gecede 400-500 drone ile rekor seviyeye taşıdı. Savaşın ilk üç yılında Ukrayna hava savunmasının engelleme kapasitesinin Patriotların da yardımıyla %80-90 oranında olduğu belirtiliyordu.
Moskova, uzun menzilli drone çeşitlerini ve üretimini istikrarlı bir şekilde arttırmak suretiyle Kiev’in savunmasına aşırı yükleme yaparak delme stratejisini uygulamaya başladı. Özellikle ocak ayından beri farklı şehirlerine eş zamanlı yapılan bu drone saldırıları balistik ve seyir füzeleriyle yorgun hava savunmasının etkinliğini %40’lara kadar itmiş durumda.
2023’te Patriotların, bir ilk defa bir hipersonik füze düşürdüğü açıklandı. Birden fazla önleyici füzeyle düşürülen Kinzhal, Rusların en çok güvendikleri hipersonik füzelerden bir tanesi. Aynı yıl Iskander-M balistik füzelerine karşı başarılı önleme faaliyeti icra eden Patriot sistemleri, bu yıl Kalibr seyir füzelerine karşı da etkinliğini kanıtladı.
Yüksek maliyetli Patriot füze stokları eriyor
Ancak bu gelişmiş füzeler, Patriotlar füzeleri tarafından her zaman avlanamıyor. Ayrıca 2024’te nispeten yeterli sayıda olan füzeler bu yıl alarm seviyesinde erime yaşadı. Şu an için Patriot füze stoklarının yaklaşık %30 seviyesine düştüğü tahmin ediliyor. Bu oran, bazı bataryaların tamamen devre dışı kalmasına ya da sadece kritik önleme görevlerinde kullanılmasına yol açıyor. Avrupa’nın en büyük Patriot kullanıcısı Almanya, 2023–24 yıllarında Ukrayna’ya 100 PAC2 füzesi gönderdi ve 2025 ortasında 100 adet daha teslim edeceğini duyurdu. ABD ayrıca Almanya’nın stoklarından ek 100 PAC2 füzenin transferine onay verdi. Diğer NATO ülkeleri ise 2024’teki 1.000 PAC2 GEMT ortak sipariş çalışmasının içinde yer alıyor.
Bu düşük üretim kapasitesi, Ukrayna gibi yüksek tüketimli cepheler için ciddi bir ikmal zorluğuna neden oluyor.
Almanya, yeni alımların yanı sıra Patriot mühimmatı için Avrupa’da ortak üretim planlıyor. Raytheon ile NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapılan anlaşmayla, Almanya’daki bir tesiste 1000’e kadar Patriot füzesi üretilecek projenin 2027’de başlanması bekleniyor. Norveç, Hollanda ve İsveç gibi ülkeler finansmanı destekliyor. Bu, Ukrayna’ya füze tedarikini artırmayı ve Avrupa’nın stoklarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Fakat üretim ne kadar olursa olsun, maliyet konusu hala geçerli. Rusya’nın saldırılarda kullandığı İran kökenli Shahed İHA’larının maliyeti 20 ila 50 bin dolar civarında. 2-4 milyon dolar değerinde Patriot füzeleriyle İHA vurmak ciddi bir ekonomik dengesizlik yaratıyor. Altın mermiyle sinek avlamaya benzer bu durum sürdürülebilir değil.
Avrupa’nın devam eden rolü
Almanya, 12 bataryalık envanterinden 3’ünü Ukrayna’ya gönderdi. Norveç bir bataryanın maliyetini karşılarken Hollanda ve Danimarka, sevkiyatların lojistiğinde görev aldı. Polonya, diğer mühimmatların akışını sağladığı gibi bu sistemlerinde Ukrayna’ya geçişindeki ana koridor olarak öne çıkıyor. Bataryalar, önce Varşova’ya hava yoluyla geliyor, ardından kara yolu ile Ukrayna’ya aktarılıyor.
Romanya, elindeki 7 bataryadan birini vermeyi planlıyor ancak bu karar yeni parlamenter onaya bağlandı, çünkü ülke kendi hava savunma kapasitesini riske atmak istemiyor. İspanya ve İtalya 1’er batarya sağlamayı geçtiğimiz sene planlamışsa bile ertelenmeye maruz kaldılar. Bugün Avrupa genelinde yaklaşık 40 aktif Patriot bataryası bulunuyor. Ancak hiçbir ülke stoklarını tam kapasiteyle Ukrayna’ya açmak istemiyor. NATO’nun Avrupa içi hava savunması bu sistemlere bağlı ve kimse kendi gökyüzünü savunmasız bırakma riskini almak istemiyor.
Trump yönetimi: Kazan-kazan
Zelenski, Trump gerçekliğinin farkına vararak Washington’dan koşulsuz yardım beklemeyerek nisan ayında 10 Patriot için 15 milyar dolarlık teklif yapmıştı. Trump, Patriot kararını duyururken “NATO üzerinden göndereceğiz ve parasını Avrupalılar ödeyecek” şeklindeki açıklaması Biden’ın yardım felsefesinden ayrışmak istediğini gösteriyor. Trump’ın bu satışları sadece yardım değil bir ticaret olarak gördüğü anlaşılıyor. Benzer şekilde Rubio’nun “Eğer Avrupa gerçekten Ukrayna’yı desteklemekten yanaysa, şu anda ihtiyaç duymadıkları Patriot bataryalarını paylaşmaya istekli olmalılar” çıkışıyla Avrupalı müttefiklerine diplomatik baskıyı sürdürdüğü görülüyor. Bu durum, Trump yönetiminin Avrupa savunmasında sorumluluğunu azaltma politikasının bir parçası.
Yönetimin Kiev’e tutumunda yumuşama görülse de, askeri yardımların devamının geleceğini konusunda emin değiller. Trump, “17 Patriot sistemi çok hızlı gönderilebilir” dedi. Ancak yetkililer bu sayının batarya değil fırlatıcı anlamına gelmiş olabileceğini vurguluyor. Bir batarya ortalama 6 launcher içerdiğinden, bu pozisyon yaklaşık 3 bataryaya karşılık gelebilir. Konuya iyimser bakanlar Ukrayna’nın 12–13 batarya alabileceğini ancak bu sürecin bir yıla yayılebileceğini belirtiyor.
Trump’ın Putin’e verdiği 10 günlük ateşkes süresi ve buna Rusya’dan gelen karışık yanıtlar, Temmuz sonu itibarıyla çatışmaların en kırılgan evresine girildiğini gösteriyor. Biden dönemi seviyesinde bir gerginlik henüz oluşmamış olsa bile, Trump’la sık diyalog halinde olan Putin’in gerginlik ortamında daha çok cesaretlenip hava saldırılarını arttırması Kiev’in en önemli gündemi olacak.
Zelenski yönetimi için bu bekleyiş süreci, yalnızca ABD’den sağlanacak yüksek irtifa savunma kabiliyetine değil; Avrupa’yla birlikte geliştirdiği hibrit hava savunma mimarisine olan bağımlılığı da artıracak. Ukrayna’nın elindeki sistemlerin sınırlı sayıda olması ve mühimmat stoklarının erimesi, ülkeyi sadece Patriotlara değil, aynı zamanda IRIS-T SLM, NASAMS gibi Avrupa merkezli çözümlerle entegre çalışmaya zorlayacak.