Tahran Zaferi Değil, Savaşın Maliyetini Yükseltmeyi Hedefliyor
10.02.2026 - 15:54 | Son Güncellenme: 10.02.2026 - 15:59
Askeri bakımdan kendisinden katbekat üstün bir rakiple karşı karşıya olduğunu düşünen devletler, zaferi klasik anlamıyla aramaz. Aradıkları şey, zaferin anlamını değiştirmektir. Rakibin askeri üstünlüğünü onun için siyasi bir yüke dönüştürmek, baskı anını karşı tarafın dayanma kapasitesinden daha uzun kılmaktır.
Tahran’ın Washington’la olası bir çatışmaya dair zihniyetini şekillendiren doktrin tam da bu felsefeyle okunmalıdır. Mesele sadece fırlatılan füzeler ya da havalanan uçaklar değildir. Mesele, savaşın –eğer patlak verirse– olasılıklara açık, ucu belirsiz, bir basın toplantısıyla bitirilemeyecek kadar karmaşık bir sürece dönüşmesidir.
İranlılar sert güç dengesinin kendi lehlerine işlemediğini biliyor. Amerikan ve İsrail teknolojik üstünlüğünün kısa sürede ağır yıkım yaratabileceğinin de farkındalar. Bu nedenle düşüncelerinin başlangıç noktası ilk darbeyi engellemek değil; o darbeden sonra ayakta kalabilmek. Ve tetiğe basacak elin, sonrasının bir gezinti olmayacağını anlamasını sağlamak.
Gözden Kaçmasın
Bu devrimci romantizm değil; on yıllara yayılan yaptırımların, yalnızlığın ve dolaylı çatışmaların ürettiği soğuk bir muhasebe.
Herhangi bir İran senaryosunun ilk aşaması şoku emmeye dayanır: Devletin ve hareket kabiliyetinin korunması. Kritik merkezlerin dağıtılması, alternatif komuta yapılarının kurulması, mümkün olanın yer altına alınması, kayıpların “ülke hala ayakta” denilebilecek seviyede tutulması… Çünkü caydırıcılık dünyasında hayatta kalmak yetmez; karşılık verebilir durumda kalmak gerekir.
Bu mesaj hem içeriye hem dışarıyadır. Rejim, halkına da rakiplerine de şunu söylemek ister: Darbe ne kadar sert olursa olsun son olmayacak.
İlk şok atlatıldıktan sonra düşünce coğrafyayı genişletmeye yönelir. İşte savaşın dışarıya taşınması fikrinin özü burada belirir. Eğer bedel ödenecekse neden başkaları bundan muaf olsun? Üsler, filolar, çıkar noktaları, enerji hatları… Hepsi baskı denkleminin parçasına dönüşür.
Amaç ABD’ye karşı doğrudan askeri zafer kazanmak değildir; Tahran’da kimse böyle bir hayal satmaz. Amaç, yangının birden fazla yere sıçrayabileceği ihtimalini büyüterek Amerikan karar vericisini belirsizlikle kuşatmaktır.
Tam da bu noktada İran, Batı kamuoyunun uzun soluklu kayıplara karşı hassasiyetine oynar. Washington’daki karar alıcı boşlukta savaşmaz; Kongre’nin, medyanın, piyasaların denetimi altındadır. Cepheler çoğaldıkça ve maliyet arttıkça “devam etmeye değer mi?” sorusu daha yüksek sesle sorulur. Tahran, ustalaştığını düşündüğü gri alana –yani kesin sonucun olmadığı yere– burada girdiğine inanır.
Bununla bağlantılı bir başka kritik alan siber uzaydır. Modern dünya birbirine bağlı ağlar üzerine kurulu: Elektrik, bankacılık, limanlar, iletişim… Bu sistemlerdeki büyük bir arıza, kimi zaman füzelerden daha sarsıcı bir panik üretir. İran bu sahaya uzun süredir yatırım yapıyor. Geleneksel silahın alternatifi olarak değil; rakibi sersemletmenin, savaşın gündelik hayata kadar uzanabileceğini hissettirmenin yolu olarak.
Böyle bir savaşta cephe çizgileri belirsizleşir. İnsanlar saldırının kimden geldiğini bilmeyebilir ama hayat düzenlerinin sarsıldığını bilirler. Bu, generallerin haritalarından çıkıp seçmenin sinir uçlarına değen devasa bir siyasi baskıdır.
En hassas koz ise deniz geçişleridir; başta Hürmüz Boğazı. Haritada dar, etkisi küresel. Sadece istikrarsızlık ihtimali bile fiyatları yükseltmeye, piyasaları altüst etmeye yeter. Tehdit gerçeğe dönüşürse dünyanın tamamı devreye girmek zorunda kalır. Sevgiyle değil, çıkar korkusuyla. Ve o anda çatışma iki taraflı olmaktan çıkar, uluslararası bir düğüme dönüşür.
Bu hesap, Washington’un müttefiklerini görmezden gelemeyeceği varsayımına dayanır. Küresel kaygı büyüdükçe savaşı sınırlama baskısı da artacaktır. Böylece İran’ın zayıflığı, başkalarını hesap masasına çekmenin aracına dönüşür.
Strateji nihayet merkez fikrine ulaşır: Olası bir Amerikan-İsrail zaferini, siyasî anlamını yitirecek kadar pahalı hâle getirmek. Bir savaşı kazanmanın anlamı nedir, eğer sonrasında yıllarca sonuçlarıyla uğraşacaksan? Bir füze platformunu susturmanın değeri nedir, eğer bütün bölge alev alacaksa?
Tahran, bu soruları savaş başladıktan sonra değil, başlamadan önce Amerikan planlayıcısının zihnine yerleştirmek ister.
Askerî uçurumun kabulü teslimiyet anlamına gelmez. Bazen farklı türde bir caydırıcılığın başlangıcıdır: Rakip ilk raundu kazanabilir ama sonrasında içinden nasıl çıkacağını bilmediği bir labirente girecektir. İran, oynayabileceğine inandığı alanın burası olduğunu düşünür; gri bölgeler, asimetrik mücadeleler, sınırların mezheplerle, enerji hatlarıyla, deniz yollarıyla iç içe geçtiği jeopolitik düğümler.
Bu nedenle maliyetin yükseltilmesi yalnız Washington ve Tel Aviv’e mesaj değildir. Bölge başkentlerine de seslenir. Büyük bir patlama İran sınırları içinde kalmaz; göç dalgaları tetiklenebilir, nüfuz haritaları sarsılabilir, enerji piyasaları paniğe kapılabilir, terörle mücadeledeki kırılgan dengeler çözülebilir. Herkes bilir ki kaosu düzenlemek, onu başlatmaktan çok daha zordur.
Tahran’a manevra alanı sağlayan unsurlardan biri de tam burada ortaya çıkar: Bölgenin yanmasını istemeyen arabulucular. Umman ve Türkiye başta gelir. Her iki ülke de İran politikalarıyla birçok başlıkta sorun yaşasa bile, İran devletinin şiddetli bir çöküşünü yüksek riskli bir senaryo olarak görür. Rejimi savundukları için değil; boşluktan korktukları için. Çünkü Orta Doğu’da boşluk kalmaz, yerini kaos doldurur.
Ankara sınırlarını, Kürt meselesini, silahlı yapıları, karmaşık iç dengelerini düşünür. Doğusunda yaşanacak büyük bir sarsıntının doğrudan kendisine yansıyacağını bilir. Pek çok Arap ülkesi de aynı soruyu sorar: Ani bir çöküş olursa yerine ne gelecek? Yeni otoritenin biçimini kim garanti edecek? Bu süreç daha geniş bir silahlanma yarışına ya da çok başlı bir nükleer yayılmaya dönüşmeyecek mi?
Bu yüzden arabuluculuk, caydırıcılığın parçası haline gelir. Zımnen şunu söyler: Uzlaşmanın alternatifi temiz bir zafer değil, uzun süreli bir düzensizliktir.
Buna karşılık bölgede başka bir kaygı daha vardır: İsrail’in çatışmaları yönetme biçimi. Geçmiş deneyimler, cephe açma konusunda hızlı olduğunu; fakat kapatma konusunda aynı netliği göstermediğini düşündürüyor. Taktik başarı mümkün, peki ya sonrası? Boşluğu kim dolduracak, tırmanışı kim sınırlayacak?
İsrail daha önce de İran’a mesaj veren hamleler yaptı; vurdu, kapıyı aralık bıraktı. Ne topyekûn savaş ne de nihai barış… Sürekli gerilim. Bu durum, komşu ülkelerde derin bir huzursuzluk biriktiriyor. Çünkü küllenmiş ateşin ne zaman yeniden harlanacağını kimse bilmiyor.
Cepheleri kapatmadan açmak, hareketli kumlarda yürümeye benzer. İlk adımlar mümkün görünür, ama her sonraki adım daha zorlaşır; çıkış çabası herkesi daha da batırabilir. Bölge bunun sayısız örneğini yaşadı: Kesin sonuç vaadiyle başlayıp uzun yıpratma dönemlerine dönüşen savaşlar.
Bu yüzden Tahran maliyet kavramına yükleniyor. Diyor ki; güç kullanarak denklemi değiştirmek, kimsenin kontrol edemeyeceği kapıları aralayabilir. Başlangıç sınırlı olabilir ama sonu haritaların yeniden çizilmesine kadar gidebilir.
Bu, kendinden emin bir galibin dili değil. Sınırlarını bilen ve onları avantaja çevirmeye çalışan bir oyuncunun dili. Yıkım kapasitesinde yarışamıyorsan, dayanma kapasitesinde üstünlük kurmaya çalışırsın. Bu bambaşka bir mücadeledir.
Geriye asılı kalan soru şudur: Bu hesaplar savaşı gerçekten caydıracak mı, yoksa taraflardan biri risk almaya değer mi diyecek? Yanıt netleşene kadar bölge tek bir denklemin gölgesinde yaşamayı sürdürecek: Herkes başlatabilir, ama hiç kimse sonunu garanti edemez.
Kaynaklar
- https://www.trhaber.com/dunya/sozde-muzakere-ozde-tehdit-suruyor-iran-trump-in-sozlerine-rest-cekti-abd-uslerini-vururuz-h957206.html
- https://www.dw.com/tr/i%CC%87ran-abd-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmeleri-neden-t%C3%BCrkiyeden-ummana-kayd%C4%B1/a-75817382
- https://www.iranintl.com/ar/202602067935?utm_source
- https://amadcps.com/%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%88%D8%A7%D8%AC%D9%87%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%A5%D9%8A%D8%B1%D8%A7%D9%86%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%A3%D9%85%D8%B1%D9%8A%D9%83%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D9%85%D8%AD%D8%AA%D9%85/?utm_source
- https://www.tasnimnews.ir/ar/news/2026/02/08/3511643/%D9%85%D9%86-%DB%8C%D9%82%D9%88%D8%AF-%D9%85%D9%86-%D8%AA%D8%B4%D8%A7%D8%A8%DA%A9-%D8%A7%D9%84%D9%85%D8%B5%D8%A7%D9%84%D8%AD-%D9%88%D8%AA%D8%B5%D8%A7%D8%B1%D8%B9-%D8%A7%D9%84%D9%86%D9%81%D9%88%D8%B0-%D9%81%DB%8C-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D9%84%D8%A7%D9%82%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%A3%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%DB%8C%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%A5%D8%B3%D8%B1%D8%A7%D8%A6%DB%8C%D9%84%DB%8C%D8%A9-%D8%AA%D8%AC%D8%A7%D9%87-%D8%A5%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%AA%D8%AD%D8%AF%DB%8C%D8%AF%D8%A7%D9%8B
- https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turkiye-nin-girisimleri-abd-ile-iran-i-ortak-bir-noktada-bulusturabilir-mi/3820959
- https://www.sozcu.com.tr/iran-dan-vururuz-tehdidi-listede-turkiye-de-var-p292111
- https://gazeteoksijen.com/yazarlar/sedat-ergin/turkiye-irandaki-olaylara-nasil-yaklasiyor-fidan-irandaki-rahatsizligin-gerisinde-yapisal-ekonomik-sorunlari-goruyor-262886
- https://www.tv5.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-iran-ile-abd-arasinda-arabuluculuga-hazir
- https://www.iranintl.com/en/202602025717
- https://www.theguardian.com/world/2026/jan/29/iran-seeks-to-avert-us-military-action-with-talks-in-ankara
- https://www.aa.com.tr/en/politics/turkiye-ready-to-mediate-between-iran-us-rejects-military-action-against-tehran-president-erdogan/3819980
- https://www.turkishminute.com/2026/02/06/economic-fallout-from-iran-hits-turkeys-border-region/