Suriye’de Esed İktidarının Kurulmasında Fransa’nın Rolü
09.12.2024 - 16:36 | Son Güncellenme: 29.01.2026 - 10:58
Fransa’nın Suriye üzerindeki manda yönetimi, yalnızca Suriye’nin siyasi, sosyal ve mezhepsel yapısını değil, aynı zamanda Hafız Esed rejiminin ortaya çıkmasını sağlayan altyapıyı da derinden şekillendirmişti. I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesiyle birlikte, Sykes-Picot Anlaşması doğrultusunda Suriye, Fransız mandasına verilmişti. Bu manda yönetimi sırasında Fransa, Suriye’yi kontrol altında tutabilmek için böl ve yönet politikası uygulamış, özellikle azınlık gruplarıyla ittifaklar kurarak ülkede kendisine bağlı bir düzen oluşturmuştu. Bu süreçte Alevi topluluğu, Fransa’nın stratejik tercihleri sonucunda ilk kez siyasi ve askeri bir nüfuz kazanmış ve bu nüfuz, Esed rejiminin temel dayanaklarından biri haline gelmişti.
Fransız manda yönetimi, Suriye’yi mezhepsel ve etnik hatlar üzerinden yönetmeyi tercih etmişti. Bu yaklaşımın temelinde, Sünni çoğunluğun nüfuzunu dengelemek ve azınlık gruplarını Fransa’ya bağımlı kılmak yatıyordu. 1922 yılında Lazkiye merkezli Alevi Özerk Bölgesi’ni kuran Fransızlar, bu topluluğa idari özerklik tanıyarak onların kimliklerini güçlendirmişti. Ancak bu özerklik, Alevileri ülkenin geri kalanından izole etmiş ve mezhepsel ayrışmayı derinleştirmişti. Fransa’nın bu politikalarının mimarları arasında, manda yönetiminin başındaki yetkililer olan General Henri Gouraud ve daha sonra Yüksek Komiser olarak görev yapan Robert de Caix gibi isimler bulunuyordu. Gouraud, Suriye’deki etnik ve mezhepsel farklılıkları bir yönetim aracı olarak kullanmış, de Caix ise bu stratejiyi detaylandırarak uygulamıştı.
Fransız manda yönetiminin Alevi topluluğu üzerindeki etkisi
Fransızlar, Alevi topluluğunu yalnızca idari özerklikle değil, aynı zamanda ordu ve güvenlik bürokrasisindeki yerlerini güçlendirerek desteklemişti. Osmanlı döneminde orduya katılma imkânı bulamayan Alevi topluluğu, Fransızların yeni askeri düzenlemeleri sayesinde orduya entegre olmuştu. Fransız manda yönetimi, özellikle kırsal kesimlerde yaşayan Alevi gençlerini askere alarak onları yeni kurulan güvenlik güçlerinde görevlendirmişti. Bu politika, hem Alevilerin Fransız otoritesine sadık bir topluluk haline gelmesini sağlamış hem de Alevi subaylarının gelecekteki siyasi rollerini hazırlamıştı. Fransa’nın bu yaklaşımı, Henri Gouraud’un stratejik vizyonunun bir parçasıydı. Gouraud, azınlık gruplarını destekleyerek Sünni çoğunluğa karşı dengeleyici bir güç oluşturmayı hedeflemişti.

Fransız manda yönetimi, yalnızca orduyu değil, aynı zamanda istihbarat ve güvenlik aygıtını da Alevilerle doldurmuştu. Fransa’nın bölgeye atadığı yöneticilerden General Maurice Sarrail, Alevi topluluğunun bu kurumlarda yer almasını teşvik etmiş ve onları Fransa’nın çıkarlarını koruyan bir güç olarak konumlandırmıştı. Güvenlik bürokrasisindeki bu yapılanma, ilerleyen yıllarda Hafız Esed’in rejimini kurarken dayandığı en önemli unsurlardan biri haline gelmişti. Özellikle 1930’lu yıllarda Fransa’nın güvenlik güçlerinde görev yapan Alevi subaylar, bu dönemde edindikleri deneyim ve pozisyonları Esed rejiminin temellerini atmak için kullanmışlardı.
Fransız manda yönetimi sırasında uygulanan eğitim politikaları da Alevi topluluğunun güçlenmesine katkıda bulunmuştu. Fransızlar, Suriye’de kendi dil ve kültürlerini yaymak için bir eğitim sistemi oluşturmuş, ancak bu sistem kırsal kesimlerdeki azınlık gruplarına özellikle odaklanmıştı. Alevi gençler, Fransız okullarında eğitim alarak modern bir bürokrasi ve askeri düzen içinde yer alma fırsatı bulmuşlardı. Bu durum, Alevi topluluğunu sosyal olarak yukarı taşımış ve onları ilerleyen yıllarda ülkenin siyasi elitleri arasında yer alacak şekilde hazırlamıştı. Fransa’nın eğitim politikalarının şekillenmesinde Robert de Caix gibi yöneticilerin katkıları büyük olmuştu. De Caix, eğitim yoluyla Fransa’ya sadık bir yerel elit sınıfı oluşturmayı hedeflemişti.
Gözden Kaçmasın
Fransızların ekonomik politikaları da Alevi topluluğunun güçlenmesinde dolaylı bir rol oynamıştı. Fransa, manda yönetimi sırasında ülkenin ekonomik kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmış ve ekonomik kalkınmayı genellikle Sünni çoğunluğun yaşadığı şehir merkezlerine odaklamıştı. Ancak Alevi topluluğu, bu ekonomik eşitsizlikten faydalanarak Fransız himayesi altında ordu ve bürokraside daha fazla rol üstlenmişti. Fransızlar, Alevi bölgelerinde ekonomik kalkınmayı teşvik etmek yerine, bu topluluğu askeri ve idari rollerle desteklemişti. Bu durum, Alevi topluluğunun Sünni çoğunluğa kıyasla farklı bir güç kaynağına dayanmasına neden olmuştu.
Böl ve yönet politikalarının uzun vadeli etkileri
Fransa’nın Suriye’de uyguladığı böl ve yönet politikaları, ülkenin bağımsızlığından sonra da etkilerini sürdürmüştü. Fransızlar, mezhepsel ayrışmayı derinleştirerek, Suriye toplumunda kalıcı bir bölünme yaratmıştı. Bu bölünme, Alevi topluluğunu yalnızca hayatta kalmak için değil, aynı zamanda iktidar için organize bir yapı haline getirmişti. Fransa’nın bu politikalarının bir sonucu olarak, Alevi subaylar ve bürokratlar, bağımsızlık sonrası dönemde siyasi arenada daha etkili bir rol oynamışlardı. Bu süreç, Hafız Esed gibi bir liderin ordu içindeki yükselişini ve daha sonra rejimini kurmasını kolaylaştırmıştı.
Hafız Esed, 1970 yılında gerçekleştirdiği darbe ile iktidarı ele geçirirken, Fransız manda döneminde atılan bu altyapısal temellerden büyük ölçüde faydalanmıştı. Esed rejimi, Alevi topluluğunun ordudaki ve güvenlik bürokrasisindeki nüfuzuna dayanarak güçlenmiş ve bu yapıların üzerine inşa edilmişti. Fransa’nın mezhep temelli politikaları, Esed rejiminin ortaya çıkmasında dolaylı bir etki yaratmış, ancak bu politikaların yarattığı toplumsal gerilimler, Suriye’nin iç dinamiklerini uzun yıllar boyunca etkilemeye devam etmişti.
Netice olarak, Fransa’nın Suriye’de uyguladığı manda politikaları ve bu politikaların mimarları olan Henri Gouraud, Robert de Caix ve Maurice Sarrail gibi isimler, Alevi topluluğunun siyasi ve askeri bir nüfuz kazanmasında kritik bir rol oynamışlardı. Fransızların böl ve yönet stratejisi, yalnızca manda döneminde değil, Suriye’nin bağımsızlık sonrası tarihine de damga vurmuş ve Hafız Esed rejiminin kurulmasında dolaylı bir temel oluşturmuştu. Bu politikaların sonuçları, Suriye’deki mezhepsel gerilimlerin ve siyasi çatışmaların temelinde yatmaktadır. Bugün bile, Fransız manda yönetiminin izleri, Suriye’nin siyasi yapısında ve toplumsal dokusunda açıkça görülebilmektedir.