Senegal’de Güç Savaşları: İki Eski Müttefikin Anayasal Kopuşu

Araştırmacı Ali Musa, Senegal’de Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye ile Meclis Başkanı Ousmane Sonko arasında anayasa reformu üzerinden derinleşen güç mücadelesini Fokus+ için kaleme aldı.
senegal-de-guc-savaslari-iki-eski-muttefikin-anayasal-kopusu.jpg

07.07.2026 - 10:30  |  Son Güncellenme:  07.07.2026 - 12:39

Cumhurbaşkanı Faye ile Meclis Başkanı Sonko arasındaki yetki krizi, Batı Afrika’nın en istikrarlı demokrasilerinden birini derin bir anayasa krizinin eşiğine getirdi. 

Senegal siyaseti, uzun yıllar aynı reformist çizgide omuz omuza yol yürüyen iki karizmatik liderin arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasıyla tarihî bir dönüm noktasına ve derin bir yönetim krizine sahne oluyor. Nisan 2024’te büyük umutlarla iş başına gelen yeni yönetimin içerisindeki ilk ciddi çatlak, aslında perde arkasında uzun süredir tırmanan bir güç savaşının kaçınılmaz bir sonucu olarak patlak verdi. 

Aylardır biriken bu siyasi gerilimin ilk büyük kırılma anı, 22  Mayıs’ta Başbakan Ousmane Sonko’nun Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye tarafından görevden alınması oldu. Bu gelişmenin hemen ardından Sonko liderliğindeki Pastef Partisi yeni kabineyi boykot etme kararı aldı. Ancak siyasi manevra kabiliyeti oldukça yüksek olan Sonko, yalnızca dört gün sonra, 26 Mayıs’ta Ulusal Meclis Başkanlığı koltuğuna oturarak Senegal siyaset tarihinin en dikkat çekici ve hızlı geri dönüşlerinden birine imza attı. 

Senegal Meclis Başkanı Ousmane Sonko

Bu geri dönüşün ardından, eski Başbakan ve yeni Meclis Başkanı Ousmane Sonko’nun partisi Pastef tarafından sunulan anayasa reformu tasarısı siyasetin merkezine oturdu.  

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede yürütme, yasama ve yargı organları arasındaki güç dengesini daha adil ve dengeli bir zemine oturtmayı hedefleyen bu tasarı, 29 Haziran Pazartesi günü Senegal Ulusal Meclisinde kabul edildi. 

Cumhurbaşkanının geleneksel yetkilerini belirli oranlarda sınırlandırırken Meclis Başkanlığı ve başbakanlık makamını tahkim eden tasarı, muhalefetin sert protestoları ve boykot dalgası altında yasalaştı. 165 sandalyeli parlamentoda 130 sandalyeye sahip olan Pastef, kurumsal dengeleri daha sağlıklı kılmak adına nitelikli çoğunluğu rahatlıkla sağladı. 

Meclis genel kurulundaki görüşmeler daha ilk dakikalardan itibaren son derece gergin ve hararetli bir atmosferde başladı. Oylamanın ileri bir tarihe ertelenmesini öneren bir muhalefet milletvekili, öncelik önergesi reddedilmesine rağmen kürsüyü terk etmeyi reddedince, parlamento salonuna giren jandarma ekiplerinin müdahalesiyle dışarı çıkarıldı. Yaşanan bu arbedenin ardından, bağımsız milletvekili Thierno Alassane Sall dışındaki tüm muhalefet milletvekilleri genel kurul salonunu protesto amacıyla terk ederek oylamayı boykot etti. 

Sokaklar hareketlendi, güç dengeleri yeniden tanımlanıyor 

Siyasi tansiyon sadece parlamento duvarlarıyla sınırlı kalmadı, sokaklara da taştı. Eski Cumhurbaşkanı Macky Sall’ın partisi Cumhuriyet İttifakı (APR) mensuplarından oluşan yaklaşık 50 kişilik gösterici grubu, Meclis binasına doğru yürüyüşe geçti. Kalabalığın kapılara dayanmasıyla yükselen gerginliğe güvenlik güçleri biber gazıyla müdahale etti. Bölge kısa sürede yoğun bir hareketliliğe sahne olurken, sokaktaki hareketlilik meclisteki kutuplaşmanın boyutunu gözler önüne serdi. 

Kabul edilen anayasa reformu, kurumsal yapıyı daha dengeli hâle getirmeyi amaçlayan dört temel düzenlemeyi içeriyor: 

Siyasi Liderlik Sınırı: Cumhurbaşkanının görev süresi boyunca artık herhangi bir siyasi partiye veya parti koalisyonuna liderlik etmemesi öngörülüyor. 

Geçiş Dönemi Düzenlemesi: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tamamlanması ile yeni seçilen adayın göreve resmen başlaması arasında geçen kritik geçiş döneminde, mevcut Cumhurbaşkanının belirli devlet belgelerini imzalama yetkisi sınırlandırılıyor. 

Hükûmet Programında İstişare: Bugüne kadar yalnızca devlet başkanının yetki alanında bulunan hükûmet programlarının hazırlanması sürecinin, artık başbakanla istişare edilerek ortaklaşa belirlenmesi kuralı getiriliyor. 

Atama Yetki Paylaşımı: Yürütme içindeki yetki dağılımını daha işlevsel kılmak amacıyla, üst düzey sivil görevlere atama yapma yetkisinin Başbakanlık makamına da tanınması gündeme geliyor. 

Referandum mu, meclis kararı mı? 

Cumhurbaşkanlığı kanadı ise bu hamleye karşı direnç gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Yüksek Temsilcisi ve eski Başbakan Aminata Touré, düzenlediği basın toplantısında “Parlamentolar, seçilmiş cumhurbaşkanlarını zayıflatmak amacıyla kullanılıyor.” sözleriyle anayasa reformunun Cumhurbaşkanı Faye’nin etkisini sınırlamaya yönelik bir girişim olduğunu savundu. 

Hükûmet ise reformun geniş çaplı bir ulusal istişare mekanizması yürütülmeden hazırlandığını ileri sürerek maddelere mesafeli yaklaştığını açıkladı. 

Krizin derinleşmesi üzerine Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye, tarihi henüz belirlenmeyen bir anayasa referandumu kararı aldığını ilan etti. Adalet Bakanı Moussa Sarr, cumhurbaşkanının Anayasa’nın 103. maddesine dayanarak bu metni halkoyuna sunma iradesini Meclis Başkanı Sonko’ya iletmek istediğini açıkladı. 

Ancak Meclis Başkanı Ousmane Sonko bu hamleye yanıt vererek referanduma gerek olmadığını belirtti. Anayasa Konseyi’nin, meclis üye tam sayısının beşte üçünün onayıyla kabul edilen metinlerin kesinleştiğine hükmeden kararlarına atıfta bulunan Sonko, reformun mecliste büyük çoğunlukla zaten kabul edildiğini ve kesinleştiğini savundu. Sonko, Cumhurbaşkanı Faye’nin bu yasayı tereddütsüz bir şekilde yürürlüğe koyması gerektiğini vurguladı. Senegal'de iki güç odağı arasındaki bu anayasal diyaloğun ve yönetim vizyonu farkının ülkeyi kurumsal anlamda nasıl bir dengeye ulaştıracağı ise merakla bekleniyor. 

Bugünkü tabloya bakıldığında, anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçmesi ve Pastef’in parlamentodaki ezici çoğunluğu nedeniyle ilk siyasi avantajın Ousmane Sonko cephesinde olduğu söylenebilir. Buna karşılık, referandum kartını elinde tutan Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye ise süreci doğrudan halka taşıyarak siyasi meşruiyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Son sözü ise ya referandum ya da anayasal yargı mekanizmaları söyleyecek. 

Peki bu anayasal güç mücadelesinin sonunda kazanan, daha dengeli bir devlet yönetimi mi olacak; yoksa kazanan yalnızca iki eski müttefikten biri, kaybeden ise Senegal’in siyasi istikrarı mı olacak?