Lahbib'in Ölümü Batı Sahra'yı Nasıl Etkiler?

Dr. Halil Kaya, Polisario’nun kilit ismi Lahbib Muhammed Abdülaziz’in şaibeli ölümünü, örgüt içi güç savaşlarını ve Batı Sahra müzakerelerinin tıkanan geleceğini Fokus+ için kaleme aldı.
lahbib-in-olumu-bati-sahra-yi-nasil-etkiler-dr-halil-kaya.jpg

15.06.2026 - 17:47  |  Son Güncellenme:  16.06.2026 - 12:58

Polisario Cephesi, 7 Haziran 2026 akşamı yayımladığı kısa bir bildiriyle, hareketin İbrahim Gali sonrası liderliğe en güçlü adaylarından, Ulusal Sekretarya üyesi ve Birinci İhtiyat Tugayı komutanı Lahbib Muhammed Abdülaziz'in iki silah arkadaşıyla birlikte hayatını kaybettiğini duyurdu ve üç günlük yas ilan etti. 1989 doğumlu Abdülaziz, Fas'ın inşa ettiği güvenlik duvarının doğusundaki tampon bölgede, Gleib el-Fûlât mevkiinde, Fas Silahlı Kuvvetleri'ne ait bir insansız hava aracının düzenlediği saldırıda öldürüldü. Olayın, BM Genel Sekreteri'nin Batı Sahra Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın Tinduf kampına gelişiyle aynı güne denk düşmesi ise hadiseyi sıradan bir askerî kayıp olmaktan çıkarıp hem Polisario'nun iç dengeleri hem de Ekim 2025'ten bu yana değişen konjonktür bakımından çok katmanlı bir okumayı gerektirmektedir. 

Lahbib Muhammed Abdülaziz 

Lahbib Muhammed Abdülaziz, Polisario'nun kurucularından olup kırk yıl boyunca (1976–2016) hareketi idare eden ve 1982’de ilan edilen Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti’nin ilk başkanı olan Muhammed Abdülaziz el-Merrakuşî ile Temmuz 2025'te vefatına dek Sahravî yönetiminde (Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti) kültür bakanlığı görevini yürüten Tinduflu bir Cezayirli olan Hatice Hamdi'nin oğluydu. Ailesi dolayısıyla yalnızca sembolik bir meşruiyet değil, örgüt hiyerarşisinde olağanüstü hızlı bir yükselişi de elde etmişti. Cezayir’de Şerşel Askerî Akademisinde eğitim alan Lahbib Muhammed, babası tarafından henüz 2013'te, Polisario Cephesi'nin diğer birimlerine kıyasla daha iyi donatılmış seçkin bir jandarma biriminin başına getirilmişti. Ocak 2023'te Dahle kampında toplanan Polisario’nun 16. Kongresi'nde ise hem 28 üyeli Ulusal Sekreterlik üyeliğine hem de örgütün askerî stratejisini şekillendiren en nüfuzlu organlarından Savunma Komitesi'ne seçilmişti. Cezayir'de askerî eğitiminin yanında uluslararası ilişkiler tahsili görmüş olan Lahbib Muhammed’in kurucu kuşak ile kamplarda büyümüş genç kuşak arasında dengeleyici figürlerden biri olduğu belirtilmektedir. Nitekim Sahravî kamuoyunda ve Polisario'ya yakın çevrelerde 2016'dan beri örgütü yöneten yaşlı ve sağlık sorunlarına sahip İbrahim Gali'nin bir sonraki kongrede yerini alabilecek en güçlü aday olarak telakki edilmekteydi. 

Komplo teorileri 

Ölümün hemen ertesinde muhalif Sahravî mecraları, resmî anlatıyı sorgulayan birtakım iddiaları dolaşıma soktu. Bu iddialara göre Lahbib ve beraberindekiler herhangi bir askerî operasyon amacı gütmüyorlardı, bilakis Polisario yönetimi tarafından bile bile duvar hattına sevk edilmişlerdi. Muhalif Sahravî yayın organlarından forsatin.org, olayı açıkça örgüt içi bir tasfiye olarak nitelendirirken, Polisario’nun kurucu kadrosundan olup sonradan Fas’ı destekler bir tavır alan Beşir Dahil de Lahbib Muhammed’in ölümüne Fas sihası yahut başka bir saldırının mı sebep olduğunun net olmadığını söylemiştir. Lahbib'in Cezayir nezdinde örgütün başına geçirilebilecek ciddi bir alternatif olduğunu fakat bu projenin mevcut liderlik kademesindeki rahatsızlığa sebep olduğunu ileri sürmüştür. Yine hadiseyi yorumlayan eski bir Polisario mensubuna göre, ihtiyat ordusunun başındaki Lahbib'in Fas mevzilerine saldırı planlamak veya icra etmek gibi operasyonel bir görevi zaten bulunmamaktaydı; bu da resmî anlatının iç tutarlılığını zayıflatan bir husustur.  

Önemli bir kısmının ya Fas menşeli ya da Polisario muhalifi yayın organlarında yer bulan bu iddialar teyide muhtaçtır. Ayrıca Lahbib Muhammed Abdülaziz ile beraberindeki iki Polisario mensubunun öldüğü saldırıdan sonra bölgeden paylaşılan video ve resimlerde tahrip olan pikap türü aracın yakınlarında bulunan İran menşeli Araş roketleri açıkça görünmektedir. Bu da Lahbib Muhammed’in bölgede Fas tarafına saldırı amacıyla bulunduğu tezini kuvvetlendirmektedir. 5 Mayıs’ta Semara şehrine Polisario tarafından roket saldırısı düzenlendiği göz önünde bulundurulursa bu ihtimal daha da kuvvetli hâle gelir. Bununla birlikte yukarıda aktardığımız iddiaları büsbütün dayanaksız saymak da güçtür. Zira Polisario tarihi, kurucu lider Mustafa el-Vâli'nin 1976'da Moritanya’daki ölümünden SDAC parlamentosu başkanı olan ve 1997’den beri BM nezdindeki müzakerelerde Sahravîleri temsil eden Mahfûz Ali Beybâ'nın 2010'daki vefatına bazı şaibeli ölümlerle maluldür. Son dönemlerde Lahbib Muhammed Abdülaziz’in ismi ekseninde hareketin bir sonraki lideri olacağı yönündeki söylentilerin başta İbrahim Gali olmak üzere Polisario’nun yaşlı kuşak lider kadrosunda rahatsızlık uyandırdığına yönelik bilgiler bulunmaktaydı. Dolayısıyla Polisario kurucusu Mustafa el-Vâli’nin 1976’da Moritanya başkenti Nuakşot’a düzenlenen saldırı esnasındaki ölümü hakkında sıkça dillendirilen iddialar gibi Lahbib Muhammed’in de tasfiye edilmek üzere âdeta intihar nitelikli bu saldırıyı yapmakla görevlendirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. 

Bir diğer mesele ise Lahbib Muhammed’in ölümünün zamanlamasıdır. BM Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, 7–8 Haziran'da, Eylül 2025'ten bu yana ilk kez Polisario liderliğiyle yüz yüze görüşmek üzere Tinduf'a geldi. Programında Polisario lider kadrosuyla görüşmeler de yer alıyordu. Lahbib Muhammed’in de Ulusal Sekreterlik üyesi olduğu göz önünde bulundurulursa De Mistura’nın görüşmesi muhtemel kişilerden biri olduğuna hükmedilebilir. Fas yanlısı bazı kaynaklar, Lahbib Muhammed’in de BM özel temsilcisinin Tinduf ziyaretinin hemen öncesinde askerî bir operasyona gitmesi yahut gönderilmesinin onun Polisario liderliği ile fikir ayrılığı içinde bulunmasından kaynaklanabileceğini ileri sürmektedir.  

Hadisenin müzakerelere muhtemel etkisi 

Lahbib Muhammed Abdülaziz’in ölümüne yol açan saldırının stratejik bağlamı, BM Güvenlik Konseyi'nin 31 Ekim 2025 tarihli ve Fas'ın otonomi planını müzakerelerin esası olarak tescil eden 2797 sayılı kararının açtığı yeni diplomatik evredir. Bu karar sonrasında süreç, Ocak 2026 sonunda başkentte gizlilik içinde yürütülen ilk temaslarla başlamış; 8–9 Şubat'ta Madrid'deki ABD büyükelçiliğinde Fas, Cezayir, Moritanya ve Polisario'nun üst düzey temsilcilerle katıldığı, 2019'dan bu yana ilk dörtlü görüşmeyle devam etmiştir. Fas bu masaya 2007'deki önerisinin yerine kırk sayfalık ayrıntılı bir otonomi planı getirmiş, Şubat sonunda görüşmeler Washington'da tekrarlanmıştır. Ne var ki sürecin 2026 baharından itibaren tıkandığı belirtilmektedir. Körfez’de başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sürerken Polisario'nun Semara şehrine yönelik sivil kayıplara yol açan roket saldırısı, ABD ve Avrupa başkentlerince sert biçimde kınanmıştır. Ayrıca ABD’de Ted Cruz’un başını çektiği senatörler tarafından Polisario’nun terör örgütü olarak tanınmasını öngören yasa tasarısında ivme kazanılmıştır. De Mistura'nın Tinduf ziyareti de esasen bu tıkanıklığı gidermeye ve Polisario tarafına BM’nin 2797 sayılı kararıyla uyumlu tutum sergilemesi yönünde belki de son bir uyarı iletmeye matuftu. Zira kuruluşundan itibaren Polisario’nun en büyük destekçisi olan ve örgütü kendi sınırları içerisinde himaye eden Cezayir, 31 Ekim’de BM’nin 2797 sayılı karar oylamasında çekimser kalırken Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki mutat müttefikleri Çin ve Rusya da veto haklarını kullanmamış ve oylamaya katılmamakla yetinmişlerdir. Bu ise Batı Sahra meselesinde Cezayir’i marjinal bir pozisyona sürüklemiştir. Cezayir’in meselede Polisario’yu himaye etmeye ne kadar daha devam edebileceği tartışma konusudur. 

Bu tabloda Lahbib Muhammed Abdülaziz’in ölümünün söz konusu müzakerelere iki yönlü tesir etmesi ihtimal dâhilindedir. Kısa vadede hadise, zor da olsa tesis edilen diyalog ortamını tahrip edici bir işlev görebilir. Uluslararası kamuoyunun diyaloğun yeniden başlamasından söz ettiği bir anda üst düzey bir Polisario üyesinin öldürülmesi, örgüt tabanında masaya oturmanın teslimiyetle eş tutulduğu algısını besleyip şahin kanadın elini güçlendirebilir ve Gali yönetimine süreci yavaşlatmak için yeni bir gerekçe sunabilir. Orta vadede ise Lahbib Muhammed gibi hem tabanda karşılığı hem de Cezayir nezdinde itibarı olduğu bilinen yüksek liderlik potansiyeline sahip bir figürün ortadan kalkması, örgütü yaşlı ve statükocu bir liderliğe mahkûm edebilir. Bu da Cezayir'in BM kararı sonrası diplomatik açıdan iyice marjinal bir konuma sürüklendiği bir konjonktürde, Polisario'yu hamisi Cezayir’i daha da zor durumda bırakan bir aktöre dönüştürme riskini taşımaktadır.