Kerkük–Ceyhan Hattının Yeniden Devreye Alınması Neden Önemli?

Gazeteci Taha Emin, Kerkük–Ceyhan boru hattının yeniden devreye alınmasının Irak petrol ihracatı, Türkiye’nin enerji koridoru rolü ve bölgesel enerji dengeleri açısından önemini Fokus+ için kaleme aldı.
kerkuk-ceyhan-hattinin-yeniden-devreye-alinmasi-neden-onemli.jpg

06.05.2026 - 16:42  |  Son Güncellenme:  08.05.2026 - 08:46

Irak hükûmeti, petrol ihracat yönetiminde stratejik bir dönüşüme işaret eden adımla Kerkük–Ceyhan boru hattını yeniden faaliyete geçirmeye hazırlanıyor.   

Bu adım, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüseferin neredeyse durma noktasına gelmesiyle birlikte ham petrol akışlarının ciddi şekilde aksadığı ve ihracatın keskin biçimde gerilediği bir dönemde atılıyor.  

Söz konusu girişim, bölgedeki enerji haritasının yeniden şekillendiği daha geniş bir sürecin parçası olarak değerlendiriliyor.   

Bu çerçevede Türkiye güzergahı, petrol akışını güvence altına alabilecek en kritik alternatiflerden biri olarak öne çıkarken Türkiye’nin Irak petrolünü küresel piyasalara taşıyan ana koridorlardan biri haline gelmesi bekleniyor.  

Bölgesel değişim  

Hürmüz Boğazı’ndaki fiilî kapanmaya yakın durum, bölge ülkelerini petrol akışlarını daha istikrarlı alternatif rotalara yönlendirmeye zorluyor. Bu süreçte Akdeniz limanları, özellikle de Ceyhan, yeniden stratejik önem kazanıyor.  

Reuters’ın 27 Nisan tarihli haberine göre, enerji şirketi BOTAŞ, Ceyhan Limanı’nın depolama kapasitesini dört kat artırarak 45 milyon varile çıkarmayı planlıyor.   

Bu hamle, limanın Irak ham petrolü de dahil olmak üzere ek petrol akışlarını karşılama yeteneğini artırmayı amaçlıyor.  

Şirketin CEO’su Abdulvahid Fidan’ın aktardığı bilgilere göre proje kapsamında bu yıl altı yeni depolama tankı inşa edilecek. İlk fazın 2028’de devreye alınması, projenin ise 2030–2031 yılları arasında tamamlanması öngörülüyor.  

Bu kapasite artışı, Hürmüz Boğazı’na alternatif arayışlarının hız kazandığı bir dönemde Ceyhan’ı bölgesel bir depolama ve ihracat merkezi haline getirmeyi amaçlıyor.   

Aynı zamanda Irak ham petrolünün küresel pazarlara kesintisiz ulaşması için önemli bir çıkış kapısı oluşturuyor.  

Bu bağlamda, uluslararası ekonomi alanında çalışan akademisyen Dr. Mardin Mahsum Faraj’a göre, Hürmüz’deki gerilimler, petrol ihracatı için tek bir koridora bağımlılığın risklerini azaltan stratejik bir seçenek olarak, Kerkük–Ceyhan hattı gibi alternatif güzergahların önemini artırıyor.   

Konuya ilişkin Fokus Plus’a değerlendirmede bulunan Dr. Faraj, bu güzergah üzerinden ihracatın yeniden başlamasının, Türkiye’nin bölgedeki önemli bir enerji koridoru olarak rolünü güçlendirdiğini vurguladı. İlerleyen süreçte de doğal gaz, elektrik ve yenilenebilir enerji alanlarında işbirliğinin genişleyebileceğini ekledi.  

Stratejik önem  

Güney terminallerinden yapılan petrol sevkiyatlarında yaşanan düşüş, Kerkük–Ceyhan hattını kayıpları telafi edebilecek önemli bir alternatif haline getiriyor.  

Irak Petrol Bakanlığının 21 Nisan’da yaptığı açıklamaya göre, hattın kısa süre içinde yeniden aktif hale getirilmesi ve günlük yaklaşık 600 bin varil ihracat kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Hattın teknik kapasitesinin ise günlük 1,6 milyon varile kadar çıkabildiği belirtiliyor.  

Bakanlık sözcüsü Sahib Bazoun, halihazırda Ceyhan üzerinden yapılan ihracatın günlük 200 bin varili aşmadığını belirterek bu durumun hattın kapasitesinin önemli ölçüde düşük kullanıldığını ortaya koyduğunu vurguladı.   

Bazoun, “Bakanlık, ihracatın sorunsuz akışını sağlamak ve bölgesel değişikliklerden etkilenmesini önlemek için mevcut tüm çıkış noktalarını kullanmak üzere çalışıyor” diye konuştu.  

Petrol Bakanlığı ve SOMO verilerine göre, Irak’ın petrol ihracatı mart ayında ciddi bir düşüş yaşayarak yaklaşık 18,6 milyon varile gerilerken, petrol gelirleri de 1,95 milyar dolar seviyesine indi.   

Öte yandan yine aynı ayda Irak merkezî hükûmeti ile Kürt Bölgesel Yönetimi arasında sağlanan anlaşmanın ardından Ceyhan üzerinden petrol sevkiyatı yeniden başlamış, günlük yaklaşık 250 bin varillik bir akış sağlanmıştı.  

Akademisyen Faraj, boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesinin, ihracat yollarını çeşitlendirme ve Basra limanlarına olan bağımlılığı azaltma yolunda çok önemli bir adım olduğunu, böylece Irak’ın ihracat rotalarını artırdığını vurguladı.  

Bu adımın, Kerkük–Ceyhan hattı üzerinden ihracatın durması nedeniyle Haziran 2025’e kadar yaklaşık 25 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen kayıpların bir kısmının telafi edilmesine imkan tanıyacağı belirtiliyor.   

Aynı zamanda Irak’ın Türkiye ile enerji ilişkilerini yönetirken müzakere gücünü de artırması bekleniyor.  

Söz konusu gelişme, Türkiye açısından ise Körfez kaynaklı arz kesintileri karşısında ülkenin alternatif ve kritik bir enerji koridoru olarak konumunu daha da güçlendiriyor.  

İhracat alternatifleri  

Bağdat yönetimi, Körfez’e bağımlılığı azaltmak ve petrol akışının sürekliliğini sağlamak amacıyla ihracat kanallarını çeşitlendirmeye yönelik çok yönlü bir strateji izliyor.  

Irak Haber Ajansı’nın (INA) 14 Nisan tarihli haberine göre Petrol Bakanlığı, ihracatı güvence altına almak için alternatif planlar geliştirdi ve Irak’ı Hürmüz Boğazı’nın olası bir ablukasının etkilerinden korumak için anlaşmalar yaptı.  

Bakanlık sözcüsü Sahib Bazoun, petrol politikasının “hiçbir çıkış noktasını atıl bırakmama” prensibine dayandığını belirtti.  

Bazoun, bunun Ceyhan hattı ve ulusal boru hattının yeniden devreye alınmasının yanı sıra, sınırlı miktarlarda da olsa Suriye üzerinden Banyas Limanı’na tankerlerle ihracatın devam ettirilmesini de içerdiğini bildirdi.  

Al Sabah gazetesine konuşan Irak Parlamentosu Petrol ve Gaz Komisyonu üyesi Kaysar el-Curani de hükûmetin ihracat kanallarını çeşitlendirme ve gelirleri en üst düzeye çıkarmaya yönelik stratejik projeleri hayata geçirdiğini dile getirdi.  

Böylece Hürmüz Boğazı ile ilgili risklerin azaltıldığını ve ihracatın devamlılığının sağlandığını da vurguladı.  

Curani, bu kapsamda Kerkük–Ceyhan hattının rehabilitasyonu, Ürdün’ün Akabe Limanı’na uzanacak yeni bir boru hattı ve Suudi Arabistan yönündeki ihracat seçeneğinin yeniden değerlendirilmesinin gündemde olduğunu aktardı.  

Öte yandan, Dr. Faraj’a göre, Kerkük–Ceyhan hattının yeniden devreye alınması, Irak petrolünün bir bölümünün Akdeniz üzerinden Avrupa pazarlarına yönlendirilmesine imkân tanıyacak. Bu durum, pazar çeşitliliğine katkıda bulunacak ve jeopolitik riskleri azaltacak.  

Dr. Faraj ayrıca, bu sürecin enerji kaynakları ve ihracat yolları arasında bir bağlantı kurarak, Irak ve Türkiye arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirdiğine dikkat çekti.  

Taraflar arasındaki olası anlaşmazlıkların yönetilmesine bağlı olarak, daha geniş sektörleri kapsayacak şekilde iş birliğini genişletme potansiyeli taşıdığını da ekledi.  

Teknik hazırlıklar  

Bu gelişmelerle paralel olarak, altyapının hazır hâle getirilmesi ve üretim merkezlerinin kuzeydeki ihracat terminallerine bağlanması için teknik hazırlıklar sürüyor.  

Irak Haber Ajansı’nın 9 Nisan tarihli haberine göre Kerkük’teki K1 istasyonu, rehabilitasyon çalışmalarının ardından Basra’dan gelen ilk ham petrol sevkiyatını kabul etti.   

Günlük 90 bin varil kapasiteye sahip istasyondan petrolün depolama tanklarına aktarıldığı ve buradan Ceyhan’a pompalanmaya başlandığı bildirildi.  

Söz konusu gelişme, Irak’ın kuzey ihracat hatlarını yeniden devreye alma sürecinde somut ilerleme kaydedildiğini ortaya koyarken Petrol Bakanlığı da ihracat altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı.  

Diğer yandan, Dr. Faraj, hattın yeniden tam kapasiteyle işletilmesinin önünde çeşitli zorluklar bulunduğuna dikkat çekti.  

Bağdat ile Erbil arasındaki siyasi ve hukuki anlaşmazlıkların yanı sıra eskiyen altyapı, güvenlik riskleri ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların sürecin önündeki başlıca engeller olduğunu belirtti.  

Uzun vadeli başarı için bu unsurların dengeli şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Faraj, sürdürülebilir petrol akışının ancak bu koşulların sağlanmasıyla mümkün olacağını ifade etti.  

Bu çerçevede, Resmi Gazete’de 21 Temmuz 2025’te yayımlanan karara göre, Türkiye ile Irak arasında 1973 yılından bu yana yürürlükte olan Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması, 27 Temmuz 2026 itibarıyla sona erecek.   

İki ülke, bu güzergâh üzerinden petrol akışının geleceği konusunda müzakerelerini sürdürüyor.  

Dr. Faraj, söz konusu hattın genişletilmesi ve daha kapsamlı enerji ağlarına entegre edilmesi hâlinde Irak ile Türkiye’yi Avrupa’ya uzanan enerji koridorlarında bölgesel bir merkez hâline getirebileceğini belirtti. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için siyasi istikrarın sağlanması ve altyapıya yönelik ek yatırımların yapılması gerektiğinin de altını çizdi.  

Bu çerçevede Kerkük–Ceyhan hattının yeniden devreye alınması, yalnızca teknik bir adım olmanın ötesinde, bölgedeki enerji dengelerinin yeniden şekillendiği daha geniş bir dönüşümün parçası olarak öne çıkıyor.   

Türkiye’nin Ceyhan’daki kapasite artışı ile Irak’ın güvenli ihracat arayışının kesişmesi, Ankara’nın bölgesel petrol ticaretindeki merkezî rolünü daha da güçlendiriyor.