İsrail'in Sığınaklar ve Kaçış Arasındaki İç Yüzü

Araştırmacı Mustafa Mansur, İran’ın füze saldırıları karşısında İsrail’de sığınakların güvenilirliğinin sorgulanmasını ve toplumda derinleşen güvenlik krizini Fokus+ için kaleme aldı.
israil-in-siginaklar-ve-kacis-arasindaki-ic-yuzu.jpg

27.03.2026 - 17:00  |  Son Güncellenme:  27.03.2026 - 17:07

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv başta olmak üzere güneyde Rishon Lezion, Rehovot, Beyt Şemes, Dimona ve Arad'da bulunan İsrail'in önemli güvenlik ve askeri tesislerine yönelik etkili ve acı verici İran füze saldırılarının yaşandığı yerlerde görünerek İsrail içinde bir güvenlik ve güvence duygusu aşılamaya ve durum üzerindeki varlığını ve kontrolünü vurgulamaya çalışırken, diğer yandan İran saldırılarının önemini küçümsemeye çalışıyor.  Bu sıra İsraillilerin çoğu kendilerini iki ana konumda buluyor: Ya hayatlarını kurtarmak için yeraltındaki sığınaklarda ve güvenli tahkim edilmiş odalarda ya da aynı amaçla, yani hayatta kalmak için, artık güvenli bir sığınak olmaktan çıkan İsrail’den hava, deniz veya kara yoluyla kaçış yolunda. 

İran'ın devam eden füze saldırıları ve bunun sonucunda artan yaralı ve ölü sayısı askeri sansür nedeniyle yasaklanmıştır. Demir Kubbe veya Davut Sapanı gibi savunma sistemlerinin yetenekleri ve etkinliği konusunda şüpheler arttı. Bahsi geçen savunma sistemleri, Dimona ve Arad'daki iki İran füzesini engelleyemedi. Bunun sonucunda ise askeri, güvenlik ve hatta dini anlatı da İsrail iç kamuoyunda büyük ölçüde güvenilirliğini kaybetti. Bu anlatı, İsrail hükümetinin başbakanın diliyle benimsediği; askeri üstünlüğü ve İran ile askeri sistemlerini kesin olarak yok etme gücünü sürekli vurgulayan anlatıdır. Ayrıca Netanyahu’nun anlatısını güçlendirmek için dini metinlere başvurmaya da özen gösterdiği görülmektedir.  

Netanyahu Arad'da gerçekleştirdiği konuşmasının sonunda; “Düşmanı eziyoruz ve ellerimiz uzanmış durumda.” ifadelerini kullandı. Bu söz, Yeşaya Kitabı’nda (5:25, 9:12) geçen “Ama onun eli hala uzanmış durumda” ifadesine bir göndermedir; bu da ilahi müdahalenin sürekliliğine ve insanlık tarihindeki etkisine işaret etmektedir. 

İran'ın Arad'daki füze saldırılarının gerçekleştiği bölgeyi incelemesinin sonunda Netanyahu da dahil olmak üzere İç Cephe Komutanlığı yetkililerinin, bombardıman sırasında güvenliği sağlamak için sakinlere sığınaklarda ve güçlendirilmiş odalarda kalmaları yönünde talimat verme çabalarına rağmen, bu sığınakların etkinliği konusunda da şüpheler dile getirildi. Bu sığınaklardan bazıları yıkıldı ve içlerinde saklananlardan birçoğu ya öldü ya da yaralandı. Ürdün merkezli Roya TV kanalı, İran'ın Siccil isimli balistik füzesinin İsrail'in kuzeyindeki Hayfa şehrini vurduğu sırada olduğu gibi, bu sığınaklardan birine verilen hasarla ilgili bir video haberi yayınladı. Haberde yer alan bilgiler, saldırının, bölge halkının kendilerini füze saldırılarından korumak için kullandıkları yeraltı sivil sığınaklarından birinin yakınındaki bir bölgeyi vurduğunu gösteriyor. İnternette dolaşan görüntülerde, saldırı bölgesinde büyük bir patlama ve yoğun yangınların yanı sıra, hasar gören bölgede mahsur kalanlara ulaşmaya çalışan ambulansların ve kurtarma ekiplerinin geniş çaplı bir şekilde olay yerine koştuğu görülüyor. Gelen raporlara göre, İsrail İç Cephe Komutanlığı ekipleri, patlamanın ardından özellikle girişlerde ve sığınağın beton yapısında meydana gelen hasar nedeniyle, olay yerinde zorlu koşullar altında çalışıyor, ayrıca yaralılara ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları da devam ediyor. 

Sığınakların etkinliği ve tahkimatı dışında önemli bir diğer boyut ise İsrail iç toplumundaki sosyal konum ve sınıfsal farklılık meselesidir.  

Haaretz muhabiri Eden Solomon, eski mahallelerdeki bazı sığınakların ihmal edildiğini veya kapalı olduğuna dikkat çekti.  Solomon, Aşdod ve Aşkelon'un eski mahallelerine yaptığı bir ziyarette, kapalı veya ihmal edilmiş sığınakları ortaya çıkardığını ve sakinler arasında korkunun yerini öfkenin aldığını bildirdi. Muhabir, bir bölge sakinin; Daha iyi bir gelecek için acı çekmeye razıyız, ama en basit konularda bize yardım nerede? dediğini aktardı. Solomon, sığınaklardan birinde kalanların yaşadığı zorluğu şöyle anlatıyor:" Merdiven bodrum kata iniyor; girişte askeri yatak yığınları var. Mutlak bir sessizlik ve karanlık hakim. Birden bir bebek sesi duyuluyor. Aşdod’daki bir ilkokulda battaniyelere sarılmış bir ailenin uyuduğu anlaşılıyor. Bunlar bölgede yaşayan Eritreli sığınmacılar. Anne şöyle diyor: “Genel bir sığınak var ama biz dördüncü katta oturuyoruz. Ayrıca alarm sırasında çok kalabalık oluyor, uyuyamıyoruz.” Solomon, tüm bu olanlar nedeniyle annenin pazar gecesi çocuklarıyla buraya gelmeye karar verdiğini söyledi. Güneş doğduğunda ise aile üyelerinin battaniyelere sarılı şekilde evlerine döndüğünü aktardı.