İsrail Askeri Teknolojisi ABD Ordusunun Hizmetinde
05.05.2025 - 16:07 | Son Güncellenme: 30.05.2025 - 17:13
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS), geçtiğimiz günlerde ABD silahlı kuvvetlerinin, İsrail’in özellikle füze savunması, drone, yapay zeka, siber güvenlik, araç koruma sistemleri ve 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan’daki savaşta test ettiği diğer teknolojik yeniliklerinden büyük ölçüde faydalandığını ortaya koyan kapsamlı bir çalışma yayınladı.
Çalışma, İsrail teknolojilerinin ABD’nin savaş kabiliyetlerinin geliştirilmesine katkıda bulunması ve ABD’nin İsrail’in bölgedeki niteliksel üstünlüğünü korumak için sürekli çaba göstermesini haklı çıkarması nedeniyle bu ortaklığın ABD tarafı için stratejik önemini vurguluyor.
ABD ve İsrail arasındaki bu işbirliği, ABD Dış Askeri Finansmanı (FMF), ortak araştırma ve geliştirme programları, doğrudan ticari satışlar ve ortak tatbikatlar dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalara dayanıyor.
Son dönemde ABD ordusu, hedef seçimi ve ateş kontrolü amacıyla yapay zeka ve düşman verilerini işlemek için bulut bilişim gibi gelişmekte olan İsrail teknolojilerinin transferine giderek daha fazla odaklandı.
Söz konusu iş birliğinde ayrıca Google, Microsoft ve diğer ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerinin büyüyen rolü arttı.
Tarihsel bakış
ABD Savunma Bakanlığı, 1973’teki Yom Kippur Savaşı’ndan (İsrail-Arap savaşı) sonra bu savaşın kapsamlı bir değerlendirmesini yaptırdı. Bu bağlamda, silah sistemleri hakkında hala gizli olan yedi ciltlik bir rapor da dahil olmak üzere en az 37 ayrı çalışma yapıldı.
Daha sonra İsrail’in savaş alanındaki başarılarından çıkarılan dersler, ABD askeri doktrinini doğrudan şekillendirdi.
Bu dersler, AirLand Battle doktrini (hava-kara savaşı) ve beş ana silah sisteminin geliştirilmesinin yanı sıra Apache helikopterlerinin, Bradley zırhlı araçları, Patriot füze sistemleri, Abrams tankları ve Black Hawk helikopterlerinin geliştirilmesini de etkiledi.
Bu gelişmeler, hız, ateş gücü ve ortak kuvvet koordinasyonunu vurgulayan yeni operasyonel yaklaşımlarla birleştiğinde, modern savaşı yeniden tanımladı.
Söz konusu çalışmadan bu yana, ABD ordusunun İsrail’in savunma alanındaki yenilikleriyle olan etkileşimi, savaş stratejileri ve sistemlerini etkilemeye devam ediyor.
Savunma sistemleri ve tanklardan yapay zeka destekli savaş çözümlerine kadar, İsrailli güvenlik şirketleri ve araştırma kurumları, ABD ordusuna ulaşan çığır açan yenilikler sunmaya devam etti.
Bu teknolojilerin birçoğu İsrail’in kendine özgü güvenlik sorunlarının yanı sıra meskun mahal çatışma ve asimetrik savaşa yönelik hızlı çözüm ihtiyacından doğdu.
ABD ordusu, İsrail’in bu sistemlerinin çoğunu benimsedi ve bunları Irak ve Afganistan’daki savaş operasyonlarına ve dünya çapında çeşitli terörle mücadele operasyonlarına entegre etti.
İsrail ve Irak Savaşı
İsrail ordusunun D9 buldozerini savaşta kullanılmak üzere modifiye etmesi, ABD’nin Irak’taki operasyonlarını doğrudan etkileyen savaş alanında test edilmiş bir model sundu.
ABD ordusu, 2003 yılında Irak gibi savaş bölgelerinde kullanılmak üzere İsrail Askeri Mühendislik Birlikleri tarafından geliştirilen 14 adet D9 zırhlı buldozeri satın aldı.
Bu buldozerlerin Irak’ta nerede konuşlandırıldığı kamuoyuna açıklanmamış olsa da, satın alınmaları İsrail’in ağır ekipmanları meskun mahallerde savaşmak üzere modifiye etme konusundaki uzmanlığının giderek daha fazla kabul gördüğünü yansıtıyor.
Bazı raporlar, D9 zırhlı buldozerlerin İkinci Felluce Savaşı’nda kullanıldığını, muhtemelen ABD güçlerinin barikatları aşmasını, müstahkem mevzileri yıkmasını ve piyade askerlere yönelik riski azaltmasını sağlayan İsrail tasarımı zırh kitleriyle donatıldığını gösteriyor.
İsrail ordusu D9 buldozerleri, Gazze Şeridi’nde patlayıcı yerleştirilen binaları temizlemek, tünel girişlerini ortaya çıkarmak ve tanksavar füzeleri tehdidi altındayken barikatları aşmak için yoğun olarak kullandı.
İsrail, operatörleri daha fazla korumak ve platformun meskun mahallerde faydasını sürdürmek için buldozerin uzaktan kumandalı bir versiyonunu geliştirdi.
Bu insansız versiyon, askerleri doğrudan ateşe maruz bırakmadan yüksek riskli alanlarda kritik muharebe mühendisliği görevlerinin yerine getirilmesine olanak tanıdı. Bu da, D9’un modern savaş alanında hayat kurtarıcı bir araç olarak nasıl gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.
Gelişmiş zırh sistemleri
İsrail’in askerlerini koruma alanındaki ilerlemeleri, zırhlı araçların savaşta dayanıklılık oranını önemli ölçüde artırdı.
Trophy Etkin Koruma Sistemi, İsrail’in bu alandaki en önemli katkılarından biridir. Bu sistem, gelen tanksavar güdümlü füzelere ve roket güdümlü el bombalarına (RPG’ler) karşı katmanlı bir savunma sağlayarak, tehditleri araca ulaşmadan önce otomatik olarak tespit ediyor ve engelliyor.
İsrail ordusu tarafından ilk kez 2011’de savaş testine tabi tutulan Trophy APS, savaş durumlarında etkinliğini hızla kanıtladı.
Meskun mahal savaştaki en büyük zorluklardan biri, mobil korumalı ateş gücüne duyulan hayati ihtiyaçtır. Tanklar ve zırhlı araçlar, tehditlerin her köşede ve pencerede gizlendiği yoğun ortamlarda faaliyet göstermelidir.
Daha önce, meskun mahal muharebeleri zırhlı araçları, binalar, ara sokaklar ve tünel ağları içindeki gizli konumlardan ya da üst katlar ve çatılar gibi yüksek noktalardan ateşlenen RPG’lerin kullanıldığı ölümcül pusulara maruz bırakıyordu.
Bu da meskun mahal savaş alanının oluşturduğu çok boyutlu tehdidi vurguluyor.
Trophy APS, araç kayıplarını azaltarak ve tankların yoğun şehir savaşlarda daha yüksek kabiliyetiyle manevra yapabilmelerini sağlayarak meskun mahal savaşlarında devrim yarattı.
Sistemin RPG’leri çarpışmadan önce etkisiz hale getirme yeteneği, yakın mesafeli savaşta ağır zırhın tekrar kullanılabilir hale gelmesine büyük katkıda bulundu. Bu da, ABD de dahil olmak üzere modern orduların korumaya çalıştığı kritik bir yetenektir.
Modern zırh karşıtı silahların artan tehdidinin farkında olan ABD ordusu, Trophy APS sistemini 2018 yılında Abrams (M1) tanklarına entegre etmeye başladı.
2020 yılına gelindiğinde, bu sistemle donatılmış Abrams tankları Avrupa’da konuşlandırılmış durumdaydı.
Güdümlü füzeleri etkisiz hale getirerek, tankları çalışır durumda tutma yeteneği, hem ABD, hem de İsrail’deki zırhlı muharebeleri etkiledi.
Buna ek olarak, insansız hava tehditleri (SİHA) geliştikçe, Trophy APS artık drone tabanlı saldırılara karşı bir adaptasyon sürecinden geçiyor.
İsrailli savunma geliştiricileri, sisteme drone tespit sensörleri ve elektronik karşı önlemler entegre ederek, zırhlı araçların yalnızca kara ateşinden değil, aynı zamanda drone saldırılarından da korunmasını sağlıyor.
Bu tehditler modern savaş alanlarında, özellikle de drone’ların istihbarat toplamak ve hassas saldırılar gerçekleştirmek için yaygın olarak kullanıldığı meskun mahal savaş alanlarında giderek artan bir endişe kaynağı haline geldi.
El yapımı patlayıcılarla mücadele
Irak savaşı sırasında, ABD askerleri arasında en fazla kayba neden olan el yapımı patlayıcılardı.
Bunlar o kadar yıkıcıydı ki, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Komutanı General John Abizaid, 2004 yılında bu tehdide karşı koymak için özel bir proje oluşturulmasını istedi.
ABD’nin bu konuda yardım için başvurduğu ilk yerlerden biri İsrail oldu.
Yıllarca Hamas, Hizbullah ve diğer örgütler tarafından yerleştirilen el yapımı patlayıcılardan kaynaklanan tehditlerle karşı karşıya kalan İsrail, bunlarla başa çıkmak için ABD’nin sahip olduklarının çok ötesinde yetenekler geliştirdi.
İsrail, bu teknolojileri ABD ile paylaşarak, ona Irak ve Arizona’daki askeri tesislerinde test etmesi için Dragon Spike ve Dragon Spike II olarak bilinen araca monte edilen cihazları sağladı.
Bu cihazlar el yapımı patlayıcı sorununa kesin çözüm değildi, ancak ABD’nin bunlara karşı koyma çabalarının başlamasına yardımcı oldu.
Askeri köpek Birimleri
İsrail yoğun meskun mahal alanlarda zorluklarla karşılaştıkça, köpeklerin askeri amaçlarla kullanımı konusunda özel bir uzmanlık geliştirdi ve bu operasyonel dersler yavaş yavaş ABD askeri uygulamalarına sızdı.
İsrail’in Oketz birimi, 1990’larda köpeklerin tasmasız bağımsız olarak hareket etmeleri için eğitmek üzere teknikler geliştirdi.
Eğitmenler, köpek görüş alanının dışındayken ona komutlar vermek için telsiz kullanmaya başladı.
Bu eğitimlerde köpekler, sahiplerinin doğrudan eşlik edemeyeceği kadar tehlikeli veya kısıtlı ortamlarda tehditleri tespit etmek ve etkisiz hale getirmek için binalara ve tünellere girdiler.
Irak ve Afganistan’daki operasyonlar sırasında, ABD kuvvetleri benzer yöntemleri benimsemeye başladı ve köpekleri sınırlı alanları keşfetmek ve personele yönelik riskleri azaltmak için önden gönderdi.
İsrail ordusunun tüneller ve patlayıcıları tespit etmek ve hatta düşmana saldırmak için köpekleri kullanmadaki başarısı, ABD ordusunu yüksek riskli ortamlarda köpek kullanmanın hayat kurtarma potansiyelini yeniden değerlendirmeye sevk etti.
Özellikle ABD Özel Harekat Kuvvetleri ile İsrailli mevkidaşları arasındaki ortak eğitim paylaşımı bu bağı güçlendirdi.
İsrail’in savaş doktrini ve saha deneyimi, ABD’li köpek eğitmenlerinin meskun mahal muharebelere hazırlıkların geliştirilmesine de yardımcı oldu.
İsrail’in yeraltı savaşından dersler
İsrail, özellikle kaçakçılık, sızma ve ani saldırılar için kapsamlı tünel ağları geliştiren Hamas ve Hizbullah’tan gelen yeraltı tehditlerinin zorluğuyla uzun süredir karşı karşıya.
Bu tehdit karşısında İsrail, yer altına nüfuz eden radar, sismik sensörler ve yapay zeka tabanlı tespit sistemlerinin yanı sıra tünelleri hızlı bir şekilde yok etme tekniklerini birleştiren gelişmiş tünel tespit teknolojilerinin geliştirilmesinde öncü oldu.
ABD ve İsrail, on yılı aşkın bir süredir bu zorlukların üstesinden gelmek için tünel savaş teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda işbirliği yapıyor.
Bu ortaklık, İsrail hükümeti tarafından yıllık 80 milyon dolarlık işbirliğini ölçeklendirme yetkisi veren ABD-İsrail Tünel Karşıtı İşbirliği Geliştirme Yasası’na yol açtı.
Söz konusu işbirliği, özellikle uyuşturucu kartelleri ve insan kaçakçılarının giderek daha karmaşık yeraltı geçitleri inşa ettiği ABD-Meksika sınırı boyunca ABD sınır güvenlik stratejilerini doğrudan etkiledi.
İsrail’de geliştirilen, çoğu Gazze ve Lübnan gibi yüksek riskli ortamlarda test edilip optimize edilen sensörler ve tespit yöntemleri sayesinde, ABD Gümrük ve Sınır Koruması, bu tünelleri operasyonel hale gelmeden önce tespit etme ve imha etme kabiliyetini geliştirebildi.
Navigasyon ve hassas füze birimi
İlk olarak, İsrail’in Rafael Advanced Combat Systems tarafından geliştirilen ve şu anda Northrop Grumman ile işbirliği içinde üretilen LITENING navigasyon podu, ABD Hava Kuvvetleri’nin hassas hava saldırıları gerçekleştirmesini sağlayan hayati bir araç haline geldi.
Gerçek zamanlı hedef edinimi, izleme ve lazer belirleme için tasarlanan pod, artık F-16'larda kullanılıyor.
Aynı zamanda Gelişmiş Hassas Öldürme Silah Sistemi (APKWS) ile yükseltilmiş lazer güdümlü Hydra-70 roketlerinin kullanımını mümkün kılıyor.
ABD’ye ait savaş uçakları, Yemen’deki Husiler tarafından gönderilen SİHA’lara yönelik son operasyonlarda, LITENING hedefleme podunu APKWS sistemi ile birleştirerek, SİHA’ları geleneksel havadan havaya füzelerin maliyetinin çok altında bir maliyetle imha etti.
Bir AIM-9 Sidewinder’ın 400 bin-500 bin dolar veya bir AIM-120 Gelişmiş Orta Menzilli Hava-Hava Füzesi’nin (MRAAM) 1 milyon dolar tutarındaki fiyatına kıyasla, her APKWS atışı yaklaşık 35 bin-40 bin dolar tutuyor.
İsrail tarafından geliştirilen hedefleme sistemlerinin uygun fiyatlı ABD hassas mühimmatlarıyla bu yenilikçi şekilde bir araya getirilmesi, modern hava gücünün ayırt edici özelliği haline gelen SİHA tehditlerine karşı koymak için uygun maliyetli, ölçeklenebilir çözümlere doğru büyüyen bir geçişi yansıtıyor.
İsrail’in F-35'e getirdiği iyileşmeler
İsrail ayrıca ABD’nin hava gücünü artırmada önemli bir rol oynadı.
Dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olarak kabul edilen F-35 Lightning II, yeteneklerini genişleten İsrail kaynaklı değişikliklerden faydalandı.
İsrail Hava Kuvvetleri, uçağın ilk uluslararası operatörü oldu, F-35I'yi “Adir” olarak adlandırdı ve benzersiz operasyonel ortamına hızla uyarladı.
İsrail, gelişmiş elektronik savaş sistemlerini, yükseltilmiş sensörleri ve yurt içinde geliştirilen silahları entegre etti ve bunların hepsi daha kapsamlı bir şekilde F-35 gelişmelerini etkiledi.
İsrailli mühendisler, Lockheed Martin ve ABD Savunma Bakanlığı arasındaki işbirliği, bu avcı uçağında yapılan en önemli değişikliklerden biri olan, uçağın kanatlarının dışında büyük kalibreli akıllı bombalar taşıma kabiliyetinin geliştirilmesiyle sonuçlandı.
Başlangıçta gizliliği korumak için mühimmatları yalnızca dahili silah bölmesinde taşımak üzere tasarlanan Adir, artık harici olarak taşınan mühimmatlar kullanarak operasyonel saldırılar gerçekleştiren dünyadaki tek F-35 oldu.
Bu değişiklik, jetin saldırı kapasitesini artırarak, daha geniş F-35 programı için değerli dersler sunarken, sürekli hava harekatlarında bir avantaj sağladı.
Iron Beam: SİHA tehditinin ele alınması
Savaş alanındaki en büyük yeni tehditlerden biri, özellikle geleneksel hava savunma sistemlerini alt eden yoğun saldırılarda SİHA’ların yaygın olarak kullanılmasıdır.
İsrail bu tehdide, dünyanın ilk yüksek enerjili lazer hava savunma sistemi olan Light Shield’i geliştirerek yanıt verdi.
İsrail savunma teknolojisi şirketi Rafael Advanced Defense Systems tarafından geliştirilen Iron Beam, İsrail’in mevcut Demir Kubbe hava savunma sistemini, SİHA, füze ve havan toplarını engellemek için uygun maliyetli, neredeyse sınırsız bir araçla tamamlıyor.
Bu yıl İsrail’de hizmete girmesi beklenen sistem, kritik askeri altyapı ve kentsel alanların korunmasında oyunun kurallarını değiştirecek bir potansiyele sahip.
ABD, düşük maliyetli ve çok sayıda konuşlandırılması kolay olan SİHA saldırıları tehdidi artarken bu teknolojiye büyük ilgi gösteriyor.
ABD ordusu ve müttefikleri, SİHA filosu saldırılarıyla giderek daha fazla karşı karşıya kaldıkça, Iron Beam gibi lazer tabanlı savunmaları entegre etmek, bu büyüyen soruna çok ihtiyaç duyulan bir çözüm sağlayabilir.
Yapay zeka: Geleceğin savaş alanı
İsrail’in yapay zekaya (AI) dayalı yenilikleri modern savaşın doğasını yeniden şekillendiriyor ve dünya genelindeki askeri gelişmeleri etkiliyor.
ABD ordusu da liderlik rolünü, İsrail’in saha deneyimlerinden çıkardığı derslerle birleştirerek yapay zeka gelişimini sürdürüyor.
ABD ordusuna fayda sağlayan, İsrail askeri uygulamalarına yapay zekanın entegrasyonuna ilişkin bazı örnekler şunlar:
- Harpy ve Harop Gezinme Mühimmatları: İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI), doğrudan operatör girdisi olmadan düşman hedeflerini tespit edip vurabilen bu AI destekli otonom insansız hava araçlarını geliştirdi. ABD ordusu karşı radar ve karşı araç uygulamaları için benzer AI destekli gezinme mühimmatlarını giderek daha fazla test ediyor. Fire Weaver Muharebe Yönetim Sistemi: Rafael’in Fire Weaver’i yapay zeka destekli koordinasyon kullanarak gerçek zamanlı hedef edinimi ve optimize edilmiş angajman sağlıyor. ABD, savaş alanı durum farkındalığını iyileştirmek için benzer sensör-atıcı ağları ile deneyler yaptı.
- Yapay Zeka Destekli Karşı SİHA Sistemleri: Rafael'in Drone Dome’u düşman SİHA’larını tespit etmek, sınıflandırmak ve etkisiz hale getirmek için tasarlanmış yapay zeka destekli bir karşı-SİHA sistemidir. Devlet dışı aktörlerden gelen SİHA tehditleri artmaya devam ederken, ABD ordusu üslerin ve ileri harekat birimlerinin korumasını artırmak için benzer yapay zeka destekli karşı-SİHA teknolojilerini benimsedi.
- AI Tabanlı Siber Savunma ve Sinyal İstihbaratı: Birçoğu 8200 istihbarat biriminden kişiler tarafından yönetilen İsrail savunma şirketleri, AI destekli siber güvenlik ve sinyal istihbaratı çözümlerine öncülük etti. ABD ordusu ve istihbarat teşkilatları, operasyonlarına yapay zeka odaklı ve öngörücü tehdit analizini entegre etmek için İsrail şirketleriyle yakın bir şekilde çalıştı.
Yukarıdakilerden de anlaşılacağı üzere, Gazze’deki savaşın doğası değişmeye, İsrail Lübnan ile Suriye’yi hedef almaya devam ettikçe, ABD-İsrail güvenlik ortaklığı askeri inovasyonun ön saflarında yer almaya devam edecek.
Bu da, her iki ülkenin ortaya çıkan tehditlerin karşısında güçlü kalmasını ve geleceğin savaş alanlarını şekillendirmesini sağlayacak.