Irak ve Türkiye Su Diplomasisinde Yeni Bir Sayfa mı Açıyor?

Gazeteci Taha Emin, Türkiye ile Irak arasında su diplomasisinde atılan yeni adımları ve iki ülkenin stratejik su işbirliğini Fokus+ için kaleme aldı.
Taha Emin
251105ZK_Web_-_Irak_ve_T%C3%BCrkiye_Su_Diplomasisinde_Yeni_Bir_Sayfa_m%C4%B1_A%C3%A7%C4%B1yor_-Taha_Emin_(DOSYA).jpg

05.11.2025 - 17:21  |  Son Güncellenme:  05.11.2025 - 17:29

Irak–Türkiye ilişkilerinde uzun süredir gerilim konusu olan su meselesinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Ankara, Dicle ve Fırat nehirlerinin Irak’a akan su seviyelerini artırmaya başladı. Bu adım, Irak’ın giderek derinleşen kuraklık krizine ve bunun ekonomik, sosyal ve güvenlik üzerindeki etkilerine karşı daha esnek ve işbirlikçi bir yaklaşım anlamına geliyor. Irak’ta son yıllarda baraj ve rezervuar seviyelerinde tarihi bir düşüş yaşanırken, su yönetimi Bağdat yönetimi açısından “en öncelikli ulusal mesele” haline geldi. 

Su konusunda güçlenen işbirliği 

Bu iş birliği süreci, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin himayesinde Bağdat’ta düzenlenen resmi törenle somut bir boyut kazandı. Törende, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin tarafından imzalanan “su alanında çerçeve işbirliği anlaşmasının yürütme mekanizması”, iki ülke arasında su diplomasisinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. 

Anlaşma, yıllardır siyasi düzeyde kalan mutabakatların ötesine geçerek, ortak projelerin fiilen hayata geçirilmesini hedefliyor. Sudani bu adımı “Irak’taki su krizine karşı sürdürülebilir çözümlerden biri” olarak nitelendirdi ve anlaşmanın “su kıtlığını gidermeyi amaçlayan büyük ortak projelere” dayandığını vurguladı. Ayrıca, 2024 yılında Bağdat’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdikleri zirvede çıkan sonuçların uygulanmasının önemine dikkat çekti. 

Anlaşma kapsamında oluşturulacak finansman mekanizmasının hem ikili ilişkilerin güçlendirilmesine hem de ortak ekonomik büyümeye katkı sunacağı da ekledi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise anlaşmayı “türünün ilk örneği” olarak nitelendirerek, Ankara’nın Irak’a güvenlik, istikrar, kalkınma ve yeniden yapılanma alanlarında tam desteğini sürdüreceğini belirtti. Fidan, Irak'ta su altyapısının onarımı ve Türk şirketlerinin doğrudan desteğiyle ortak projeler geliştirilmesinin de bu işbirliği kapsamında olacağını kaydetti. 

Anadolu Ajansı'nın (AA) haberine göre, su alanında iş birliği projelerinin finansmanı için imzalanan 'mekanizma belgesi', Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nisan 2024’te Bağdat’a yaptığı ziyarette imzalanan çerçeve anlaşmasının devamı niteliğinde. Belge, kaynakların etkin ve sürdürülebilir kullanımına yönelik ortak vizyon doğrultusunda, su altyapısının modernizasyonu ve inşasına dair projelerin finansmanını, Irak petrol satışlarına dayalı bir mekanizma aracılığıyla mümkün kılacak. Ankara ve Bağdat, bu adımı yalnızca teknik bir düzenleme değil, "yeni bir stratejik aşamanın" başlangıcı olarak değerlendiriyor.  

Aynı zamanda, iklim değişikliği nedeniyle bölgedeki su kaynaklarının azalması karşısında Türk şirketlerinin Irak’ta hayati önem taşıyan altyapı projelerine açılması için bir fırsat olarak görüyor. Öte yandan, su politikası uzmanı Ramadan Hamza, konuya ilişkin Fokus Plus'a yaptığı açıklamada, Irak’ın teknik ve finansal iş birliği yoluyla su kaynakları yönetimi projelerini hızlandırmak için Türkiye’nin mevcut işbirliği istekliliğinden yararlanabileceğini belirtti. 

Özellikle Ankara’nın modern barajlar, sulama kanalları, arıtma ve tuzdan arındırma tesisleri gibi büyük ıslah projelerinde şirketlerini Irak’ta çalışmaya teşvik etme niyetinin bu süreci destekleyebileceğini vurguladı. Hamza bu iş birliğinin, yürütme çerçevelerinin açık tanımlanması ve taahhütlerin net biçimde belirlenmesi halinde, su kullanım verimliliğini artırabileceğini, israfı azaltabileceğini ve Irak’ın sulama altyapısını güçlendirebileceğini ifade etti. 

Siyasi ve ekonomik anlaşmalar 

Son göstergeler, iki ülke arasındaki daha geniş siyasi ve ekonomik mutabakatlar çerçevesinde, Türkiye’nin Irak’a su akışını artırma yönünde açık bir irade sergilediğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, Irak hükümetinin, başta su olmak üzere, hayati krizlerle mücadelesinde gördüğü desteğin önemini takdir ettiğini gösteriyor. 

Bu gelişme ayrıca, su diyaloğuna protokol beyanlarının ötesinde pratik bir boyut kazandıran ve sürdürülebilir çözümler için fırsatları artıran sulama ağları ile kaynak yönetiminin geliştirilmesine yönelik ortak çabalarla da örtüşüyor. Erem haber sitesinin uluslararası medya kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Türkiye, Irak parlamento seçimleri yaklaşırken, Dicle ve Fırat nehirlerine su pompalama kapasitesini artırma planını açıkladı.  

Analistlere göre bu hamle, Ankara’nın mevcut ve gelecekteki Irak hükümetleriyle işbirliğini sürdürme isteğini açık biçimde gösteriyor. Haberlere göre, üst düzey bir Irak heyeti, 10 Ekim’de Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya gelerek su paylaşımına ilişkin bir “çerçeve anlaşması” imzaladı. Bu anlaşmanın ardından, önümüzdeki haftalarda Dicle ve Fırat nehirlerindeki su akışının daha yüksek seviyelere ulaşması bekleniyor. 

Su politikası uzmanı Hamza, Türkiye’nin Irak’a su akışını artıracağı yönündeki açıklamasını, yıllardır süren müzakereler ve Bağdat’ın ekonomik ve sosyal güvenliği tehdit eden su kıtlığıyla mücadele girişimlerinin ardından geldiği için “önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Hamza, Ankara’nın Irak’ın resmi talebi üzerine Ekim ve Kasım döneminde Dicle ve Fırat nehirlerine bırakılan su miktarını her iki nehir için saniyede yaklaşık 420 metreküpe çıkarma taahhüdünde bulunduğunu vurguladı. 

Bu adımın, hem siyasi hem de ekonomik boyutları olduğuna dikkat çeken Hamza, Türkiye’nin Irak’ta uzun vadeli bir işbirliği inşa etmeye çalıştığını belirtti. Bu işbirliği, Türk şirketlerinin baraj inşaatı, tuzdan arındırma ve suyun yeniden kullanımı gibi su ve kalkınma projelerinde aktif rol almasını da kapsıyor. Hamza’ya göre bu süreç, yalnızca su yönetimiyle sınırlı kalmayıp iki ülke arasındaki diğer siyasi ve ekonomik alanlarla da doğrudan kesişiyor. 

Uzman ayrıca, Türkiye’nin bu seviyede su pompalamayı sürdürmesinin Bağdat’a mevcut krizi yönetme konusunda geçici de olsa daha fazla hareket alanı sağlayacağını ifade etti. Hamza, bu adımın aynı zamanda Ankara ile Bağdat arasındaki siyasi yakınlaşmayı güçlendirecek stratejik bir hamle olarak da görülmesi gerektiğini ekledi. 

Sürdürülebilir su ortaklığı 

Türkiye'den yapılan resmi açıklamalar, su konusunun artık Ankara’nın Bağdat ile geliştirdiği kurumsal işbirliği mekanizmalarının temel bir bileşeni haline geldiğini ortaya koyuyor. Türkiye, su dosyasını yalnızca teknik bir mesele olarak değil, ortak zorlukların yönetimi ve iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede uzun vadeli bir ortaklık vizyonunun ayrılmaz parçası olarak ele alıyor. Dışişleri Bakanı Fidan konuya ilişkin açıklamada, ülkesinin su meselesine sadece teknik bir konu olarak değil, Irak ile “stratejik işbirliğinin bir ayağı” olarak yaklaştığını vurguladı. 

Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile bir araya gelen Fidan, su kıtlığı ve iklim değişikliği sorunlarının her iki ülke tarafından da paylaşıldığını belirterek, Türkiye’nin Irak’ı “bölgesinde istikrar, güvenlik ve refaha katkı sunan bir ülke” olarak gördüğünü ifade etti. Fidan, iki ülke heyetlerinin kaynak yönetimini iyileştirme yolları üzerine detaylı toplantılar yürüttüğünü, bu kapsamda iki yıldır işleyen ortak bir mekanizmanın bulunduğunu ve Irak’ta su dağıtım sistemi ile altyapısının onarılması için bir teknik çalışma komitesinin kurulduğunu hatırlattı. 

Devam eden istişarelerin su kıtlığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını ancak iki taraf arasında ıslah projeleri, kurumsal koordinasyon ve ortak altyapı yatırımları gibi pratik çözümlerin önünü açtığını belirtti. Ayrıca, bu işbirliğinin akışların daha verimli yönetilmesini sağladığını ve özellikle Irak’ın güneyindeki çiftçilerin payını artırdığını kaydetti. Diğer taraftan, su politikası uzmanı Hamza, son çerçeve anlaşması ve karşılıklı üst düzey ziyaretlerin iki ülke arasındaki siyasi güven düzeyinde belirgin bir iyileşmeyi yansıttığını ifade etti.  

Hamza, görüşmelerde su salınımının artırılması, ortak sulama projeleri ve kalkınma girişimlerinin ayrıntılarının ele alındığını dile getirdi. Uzman ayrıca, Türkiye’nin iç ekonomik baskılara rağmen, özel şirketlerinin Irak pazarında faaliyet göstermesini desteklemeye istekli olduğunu sözlerine ekledi.