Fas'ta Dünya Kupası Gölgesinde Seçim
16.09.2026 - 09:28 | Son Güncellenme: 16.09.2026 - 10:04
Fas, önümüzdeki hafta çarşamba günü (23 Eylül) Temsilciler Meclisi’nin 395 yeni üyesini belirlemek üzere sandık başına gidiyor. Milyarder iş insanı Başbakan Aziz Ahannuş liderliğindeki üçlü koalisyon hükûmeti beş yıllık görev süresini geride bırakırken, 27 siyasi parti mecliste çoğunluğu elde etmek için yarışacak.
Seçim, ülke genelinde yaşanan yapısal bir krizin gölgesinde gerçekleşecek.
Nüfusunun yarısından fazlası 35 yaşın altında olan Fas’ta, derinleşen geçim sıkıntısı, kamu hizmetlerindeki çöküş ve kitlesel gençlik göçü, siyaset kurumunun meşruiyet zeminini doğrudan sarsıyor.
"Gen Z 212" dalgası
Seçim atmosferini şekillendiren en sarsıcı kırılma, Eylül 2025’te Agadir’deki Hasan II Devlet Hastanesi’nde patlak veren olayla başladı. Sekiz kadının rutin sezaryen ameliyatlarının ardından peş peşe hayatını kaybetmesi, ülkede yıllardır kronikleşen sağlık ihmallerini bir anda gündeme taşıdı.
Muhalefet partilerinin ve sendikaların sessiz kaldığı bu süreçte, Faslı gençler Discord sunucuları üzerinden organize olarak "Gen Z 212" hareketini kurdu.
Agadir’den Rabat, Kazablanka ve Tanca’ya yayılan protestolar, hızla sağlık skandalının ötesine geçerek eğitim altyapısına, artan yaşam maliyetlerine ve kamu harcamalarındaki dengesizliğe karşı kitlesel olaylara evrildi.
Meydanları dolduran gençlerin ortak itirazı, Fas’ın Portekiz ve İspanya ile ortaklaşa düzenleyeceği 2030 Dünya Kupası için ayrılan devasa bütçeler ile halkın temel ihtiyaçları arasındaki uçuruma odaklandı.
Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ise öfkeyi daha da körükledi. Olaylar sırasında 3 genç hayatını kaybetti, 2.400’den fazla kişi gözaltına alındı; yaklaşık 600 kişi ise bugün hâlâ tutuklu şekilde yargılanmayı bekliyor. Devletin bu tutumu, sokakta hak arayan gençlerin gözünde siyasal sistemi "vatandaşını korumak yerine stadyum inşaatlarını önceleyen" bir yapıya dönüştürdü.

Bürokrasiye takılan vitrin reformları
Tansiyonu düşürmek isteyen hükûmet, gençleri sisteme dâhil etme iddiasıyla seçim kampanyası masraflarının yüzde 75’ini devlet bütçesinden karşılama kararı aldı. Ancak bu düzenleme, pratikte pek bir karşılık bulmadı.
Aday olmak isteyen 35 yaş altı gençlerin önüne, ülkedeki her ilden noter onaylı en az 200 seçmen imzası toplama şartı getirildi. Üstelik bu imzaların yüzde 30 ila 50’sinin kadın seçmenlerden oluşması ve kamu fonunun ancak seçim sonrasında, bölgedeki toplam oyların en az yüzde 2’sini alma koşuluyla ödenmesi hükme bağlandı.
Hâliyle kaynakları ve teşkilat ağı bulunmayan bağımsız gençlerin bu ağır şartları karşılaması imkânsızdı. Sonuç olarak, bu reform paketinden yararlanarak listelere girmeyi başaran tek bir genç bağımsız aday dahi çıkmadı.
Bu atmosfer, seçim kütüklerindeki verilere de doğrudan yansımış durumda. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 15,8 milyon kayıtlı seçmen arasında 18-24 yaş grubundaki gençlerin payı yalnızca yüzde 3 seviyesinde kaldı. Yaklaşık 25 milyonluk seçme yaşı nüfusuna oranlandığında bu rakam, Fas gençliğinin siyasal partilere ve sandığa duyduğu inançsızlığın bir özeti niteliğinde.
Gençler, kendilerine yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan sembolik figürler muamelesi yapıldığını düşünüyor.
Ceuta trajedisi
Genç kuşaktaki tükenmişlik hissinin en somut dışavurumu, Temmuz 2026 sonunda Akdeniz sınırında yaşandı. Sosyal medya platformlarında İspanya sınır kapısının açıldığına dair yayılan dezenformasyon ve organize çağrılarla birlikte, yaklaşık 72 bin Faslı genç İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya doğru kitlesel bir geçiş girişiminde bulundu.
Sınır telleri ve denizde yaşanan kargaşada en az 96 kişi (82’si İspanyol, 14’ü Fas tarafında) hayatını kaybetti; binlerce genç haftalarca sınır hattındaki merkezlerde tutuldu. Aktivistlerin "sisteme karşı atılmış kolektif bir imdat çığlığı" olarak tanımladığı bu olay, sadece insani bir drama değil, aynı zamanda uluslararası ve yerel bir siyasi kriz yarattı.

İspanya polis raporlarında Fas güvenlik güçlerinin geçişlere bilerek göz yumduğu iddiaları yer alırken, Madrid ve Rabat yönetimleri resmî düzeyde koordineli çalıştıklarını açıkladı. Ancak Fas iç siyasetinde çatlak büyüdü. Muhalefet, hükûmetin gençleri kendi ülkesinde geleceksiz bırakıp denizde ölüme terk ettiğini savunarak olayla ilgili bağımsız bir Kraliyet Soruşturma Komisyonu kurulmasını talep etti.
Çöken istihdam hedefleri ve kurban krizi
İktidardaki Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) öncülüğündeki hükûmet, görev süresi boyunca otoyollar, limanlar ve genişletilen zorunlu sağlık sigortası gibi büyük altyapı projelerini başarı hikâyesi olarak sunmasına karşın, alt ve orta gelirli Faslıların günlük yaşamındaki gerileme gizlenememiş durumda.
En büyük hayal kırıklığı ise istihdam alanında yaşanıyor. Hükûmetin 2021-2026 programında resmî taahhüt olarak yer alan "beş yılda 1 milyon net istihdam" vaadi gerçekleşmedi. 2025 sonu itibarıyla net istihdam artışının 95 binde kaldığı görülüyor. Hükûmetin tarım dışı sektörlerde 850 bin iş yaratıldığı yönündeki savunması ise özellikle üniversite mezunu işsiz gençlerin oluşturduğu devasa kitle nezdinde inandırıcı bulunmuyor.
Buna ek olarak, enflasyon kâğıt üzerinde yavaşlamış görünse de temel gıda maddeleri, kira ve ulaşım maliyetleri yüksek seviyelerde seyrediyor.
Yıllardır süren şiddetli kuraklık tarım ve hayvancılığı vurunca, et fiyatları tarihî zirvelere tırmandı. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda koyun fiyatlarının sıradan aile bütçelerinin çok üzerine çıkması, binlerce hanenin kurban ibadetini yerine getirememesine yol açtı. Böylece kurbanlık meselesi, kültürel ve dinî bir seremoniden çıkarak hükûmetin ekonomik beceriksizliğinin simgesi olarak görüldü.
Fas’taki ekonomik daralma toplumsal hoşgörüyü de aşındırmış durumda. Afrobarometer’ın Eylül 2026 araştırmasına göre, Faslıların yüzde 51’i ülkeye yabancı iş arayanların girişinin sınırlandırılmasını veya tamamen durdurulmasını istiyor; yüzde 36’sı ise göçmen emeğinin Fas ekonomisine doğrudan zarar verdiğini savunuyor.

"Dünya Kupası Hükûmeti"
Bir tarafta toplumsal muhalefet kaynarken, iktidar ortakları arasındaki ilişkiler de güç savaşına sahne olmuş durumda. Mevcut koalisyonu oluşturan Aziz Ahannuş’un partisi RNI, Abdellatif Ouahbi’nin liberal Özgünlük ve Modernite Partisi (PAM) ve muhafazakâr İstiklal Partisi, hükûmette ortak olmalarına rağmen sahada milletvekili devşirme ve güç mücadelesi yürütüyor.
Ağustos ayı sonunda patlak veren sızıntı skandalı, bu pazarlıkları kamuoyunun önüne serdi. Temsilciler Meclisi Başkanı ve üst düzey RNI yöneticisi Rachid Talbi Alami’ye ait olduğu belirtilen ses kaydında, PAM partisinin RNI’li yerel siyasetçileri ve adayları etik dışı yöntemlerle kendi safına kattığı iddia edildi. Kayıtta özellikle hedef alınan isim ise Bütçe Bakanı ve Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı Fouzi Lekjaa oldu.
Kısa süre öncesine kadar bağımsız bir teknokrat olan Lekjaa’nın seçimden hemen önce PAM saflarına katılması, ülkede büyük yankı uyandırdı. Millî takımın başarılarıyla halk nezdinde yüksek popülariteye sahip olan ve aynı zamanda devletin bütçe kasasını elinde tutan Lekjaa’nın, seçim sonrasında başbakanlık veya ekonomi süper bakanlığı koltuğuna oturtulmak istendiği konuşuluyor.
Gençler bu durumu, saray merkezli geleneksel devlet bürokrasisinin (Makhzen) 2030 Dünya Kupası hazırlıklarını tam yetkiyle koordine edecek bir "Dünya Kupası Hükûmeti" kurgusu olarak nitelendiriyor. Sandıklar henüz açılmadan bakanlıkların ve mevkilerin bu şekilde dizayn edilmesi, halkın seçimlere olan inancını zedeleyen temel faktörlerden biri.
Bunun yanı sıra, doğrudan Kral 6. Muhammed’e bağlı çalışan İçişleri Bakanlığının seçim sürecinde sahadaki idari denetimini artırması, seçim güvenliği ve şeffaflık tartışmalarını da alevlendirmiş durumda. İçişleri Bakanı Abdelouafi Laftit şeffaflık sözü verse de muhalifler, bakanlığın geçmişte perde arkasından yürüttüğü müdahaleleri artık açıktan bir vesayete dönüştürdüğünü savunuyor.
Siyasi yelpaze
Bu denklemde muhalefet cephesi de homojen bir alternatif sunmakta zorlanıyor:
2011-2021 yılları arasında on yıl boyunca hükûmette kalan ancak 2021 seçimlerinde 125 sandalyeden 13’e gerileyerek tarihî bir hezimet yaşayan ılımlı İslamcı parti Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD), eski Başbakan Abdelilah Benkirane liderliğinde yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Meclisteki küçük grubuna rağmen hükûmeti çıkar çatışmaları, yolsuzluk iddiaları, pahalılık ve Ceuta krizi üzerinden en sert eleştiren parti durumunda. Ancak geçmiş on yıllık iktidar yıpranmışlığı nedeniyle genç seçmenin güvenini yeniden kazanmakta zorlanıyor.
İlerici Sosyalizm Partisi (PPS) ve Birleşik Sosyalist Parti (PSU), "Gen Z 212" hareketinin sağlık, eğitim ve bütçe şeffaflığı taleplerini meclis ve medya kürsülerine taşıyan başlıca yapılar oldu. Fakat solun parçalı yapısı, zayıf teşkilatlanması ve kitlelerle kurduğu kuramsal dil, sokaktaki isyanı geniş tabanlı bir oy patlamasına dönüştürmelerini engelliyor.
Bunların yanı sıra Fas’taki 27 siyasi partinin tamamına yakını, gençlerin diliyle uyuşmayan resmî, ağdalı ve kurumsal bir Arapça ile hitap etmeyi sürdürüyor. Bilgiye TikTok, Instagram, Discord ve YouTube gibi dijital ağlardan ulaşan Z Kuşağı ile miting meydanlarında klasik nutuklar atan siyasi elitler arasında aşılamayan bir kopukluk mevcut.
Sandık sokağın öfkesini soğurabilir mi?
Görünen o ki Fas’ta gerçekleşecek seçimler, Aziz Ahannuş’un koltuğunu koruyup koruyamayacağı ya da Fouzi Lekjaa liderliğinde teknokratik bir kabinenin kurulup kurulmayacağı sorusunun çok ötesinde bir anlam taşıyor.
Asıl kritik sınav, sandığa katılım oranında ve sokağın vereceği tepkide yatıyor. 2021 seçimlerinde yüzde 50 civarında seyreden seçmen katılımının, gençliğin kitlesel boykotu ve umutsuzluk nedeniyle sert bir düşüş yaşaması ihtimali iktidar çevrelerini düşündürüyor.
Fas sandığa giderken cevap bekleyen asıl soru masada duruyor: Sandık meşruiyet krizini çözmeye yetecek bir emniyet supabı olabilecek mi, yoksa Fas, seçimlerin hemen ardından yeni ve daha sert bir toplumsal patlama dalgasıyla mı yüzleşecek?