Erdoğan-Tokayev Görüşmesi: Bozkırda Kurulan Yeni Güç Dengesi

Araştırmacı Emirhan Yörük, Kazakistan’ın küresel krizlerdeki yükselen rolünü ve Hazar Orta Koridoru üzerinden Türkiye ile inşa ettiği yeni lojistik ve stratejik ortaklığın sunduğu küresel fırsatları Fokus+ için kaleme aldı.
erdogan-tokayev-gorusmesi-bozkirda-kurulan-yeni-guc-dengesi.jpg

21.05.2026 - 09:49  |  Son Güncellenme:  21.05.2026 - 17:56

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Kazakistan resmî ziyareti, sıradan bir diplomatik temasın çok ötesinde anlamlar taşıyor. Kazakistan; Rusya-Ukrayna savaşı, Abraham Anlaşmaları ve İran eksenli gerilimler gibi küresel krizlerde üstlendiği rollerle, son dönemde dünya gündeminin merkezine oturan stratejik bir aktör hâline geldi. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretini tek bir olay olarak değil; Kazakistan’ın yakın zamanda gerçekleştirdiği kritik referandum, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Astana ziyareti ve bölge dengelerinde artan ağırlığıyla birlikte, bütüncül bir perspektifle okumak gerekiyor. 

Çok Boyutlu Ziyaret: Lojistik, Savunma ve Eğitim 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13-15 Mayıs tarihlerindeki ziyareti, imzalanan 12 belge ve ortak bildiriyle oldukça verimli geçti. Ziyaretin sacayaklarını şu başlıklar altında toplamak mümkün: 

Hazar Orta Koridoru ve Enerji: Rusya ve İran’ın savaş konjonktüründe bulunması, Çin ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerini ciddi bir baskı altında bırakmıştı. Bu noktada Doğu-Batı Hazar Orta Koridoru, Türkiye’nin de desteğiyle hayati bir alternatif olarak öne çıkıyor. Enerji ihracatında Rus limanlarına olan bağımlılığını dengelemek isteyen Kazakistan, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına daha fazla ağırlık verecek. Bu doğrultuda, daha önce ortalama 1,4 milyon ton olan Kazak petrolü sevkiyatının 1,7 milyon tona çıkarılması hedefleniyor. 

Savunma Sanayii: Askerî iş birliği kapsamında, TUSAŞ tarafından geliştirilen Anka İHA’ların Kazakistan’da üretimi ve bakımına yönelik ortak bir girişim kurulması kararlaştırıldı.

Kültürel ve Eğitsel İlişkiler: Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilk kez bir devlet yetkilisine verilen "Hoca Ahmet Yesevi Nişanı" takdim edildi. Bu jest, Türkiye’nin Türkistan coğrafyasındaki kültürel ağırlığının en somut göstergesi. 

Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ayrıca Türkiye’de 14 binden fazla Kazak öğrencinin eğitim gördüğünü belirterek önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Kazakistan’daki okul yatırımlarının genişleyeceğini ifade etti. 

Bağımsız Bir Denge Unsuru Olarak Türkiye 

Ziyaretin ardından yapılan jeopolitik analizlerin ortak paydası şu oldu: Türkiye, Kazakistan için Rusya ya da Çin’e bir "alternatif" değil; Astana’nın çok vektörlü dış politikasını tahkim eden bağımsız bir üçüncü denge unsuru. 

Tokayev’in Türkiye’yi "Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan altın köprü" olarak tanımlaması bu stratejiyi özetliyor. Son üç yılda Avrupa’nın; Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki dinamikler ve Türk savunma sanayisinin gücü nedeniyle Ankara ile geliştirdiği pozitif ilişkiler, Astana’nın Türkiye’yi neden Batı’ya açılan güvenli bir kapı olarak gördüğünü rasyonel bir zemine oturtuyor. 

Ekonomik cephede ise iki ülke arasındaki ticaret hacmi 5 milyar doları, Türkiye'nin Kazakistan’daki yatırımları 6 milyar doları, Kazakistan’ın Türkiye’deki yatırımları ise 2,5 milyar doları aşmış durumda. Borsa İstanbul ve Astana Uluslararası Finans Merkezi arasında imzalanan mutabakat zaptı ile finans, lojistik, savunma, inşaat ve tarım sektörlerinde yeni bir ivme bekleniyor. Ayrıca Kazakistan'da 2026’nın "Yapay Zekâ Yılı" ilan edilmesi ve yapay zekânın ilk ve ortaokul müfredatına entegre edilmesi gibi vizyoner gündemler de masadaydı. 

Ziyaret sırasında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Başkanlar Zirvesi de düzenlendi. Yaklaşık bir yıl önce Kazakistan’ın Güney Kıbrıs’ta daimî elçilik açması üzerine Türkiye, KKTC’yi TDT programlarına daha aktif dâhil etmeye başlamıştı. Bu zirveye KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da katılması, bu diplomatik hamlenin dikkat çekici bir yansıması oldu.

Kazakistan İç Siyasetinde “Çevik Devlet” Paradigması 

Kazakistan, 15 Mart 2026’da iç siyasette köklü değişimler getiren önemli bir referandum gerçekleştirdi. Tokayev’in “Çevik Devlet” olarak adlandırılan bu yeni paradigması, muhafazakâr-pragmatik bir yönetim modelini beraberinde getirdi. Referandumla birlikte uluslararası mahkemelere karşı Kazakistan mahkemelerinin kararları üstün kılındı; dış fon destekli STK ve partiler yasaklandı. Ayrıca evlilik kavramı yalnızca "kadın ve erkek arasında" olarak tanımlanırken yeni bürokratik makamlar da ihdas edildi. 

Avrupa merkezci bakış açısıyla anlamlandırılması zor olan bu model; siyasi tartışmaların rejim kontrolünde yapıldığı, güvenlikçi politikaların öncelendiği, ancak daha hesap verebilir bir yönetim yapısını kurguladı. İlginç olan ise bu "otoriter" maddeler oylanırken Astana'nın AB ile diplomatik ve ekonomik bağlarını kuvvetlendirmeyi başarması oldu. Küresel liberal düzenin bu yapıya karşı çıkması beklenirken ABD ve Donald Trump yönetiminin desteğiyle süreç sorunsuz atlatıldı. Bu durum, küresel sistemde yeni bir dünyanın doğum sancıları olarak okunabilir.

Herzog’un Ziyareti ve Hava Sahası Krizi 

27 Nisan’da İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Kazakistan’a yaptığı ziyarete de değinmek gerekiyor. Ziyaret, daha başlamadan jeopolitik bir krize sahne olmuştu. İran hava sahasının riskli olması sebebiyle İsrail’den Kazakistan’a giden en makul rota Türkiye’ydi. Ancak Türkiye’nin hava sahasını İsrailli yetkililere kapatması üzerine Herzog, Yunanistan-Bulgaristan-Rusya hattını dolaşarak uzun bir yolculuk yapmak zorunda kaldı. Bu kriz, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin sahaya yansıyan en somut örneklerinden biri oldu. 

Bu krize rağmen Kazakistan tarafı, Herzog’u yoğun bir ilgiyle ağırladı. İsrail’in çantasında iki ana gündem vardı: İlki enerji ve kritik madenler, ikincisi ise Kazakistan’ın Abraham Anlaşmaları’na katılımını sağlayarak bölge jeopolitiğinde daha aktif rol oynamasını teşvik etmekti. 

Sonuç: Usta Bir Diplomasi Satrancı 

Kazakistan, kurguladığı bağımsız dış politika stratejisiyle bölgedeki ekonomik ve jeopolitik ağırlığını her geçen gün artırıyor. Orta Doğu’da ve küresel siyasette karşı karşıya gelen aktörleri çok kısa süreler içinde en üst düzeyde ağırlayabilmesi, Astana’nın yürüttüğü usta diplomasi satrancının bir kanıtı. Şüphe yok ki bu başarıda, eski bir Sovyet diplomatı olan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in kişisel vizyonu ve diplomatik dehası büyük bir paya sahip.