Birleşmiş Milletler Kongo’da Ateşkesi İzlemek İçin İlk Ekibini Gönderiyor

Araştırmacı Esin Güzel, Katar arabuluculuğunda Kongo’da sağlanan ateşkesin sahaya yansımalarını ve barış sürecinin kırılganlığını Fokus+ için kaleme aldı.
birlesmis-milletler-kongo-da-ateskesi-izlemek-icin-ilk-ekibini-gonderiyor.jpg

04.02.2026 - 12:49  |  Son Güncellenme:  05.02.2026 - 09:35

Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler sonucunda Birleşmiş Milletler, Kongo hükümeti ile AFC/M23 isyancı grubu arasındaki ateşkesi denetlemek üzere ilk gözlemci ekibini Uvira’ya göndermeye hazırlanıyor. Ancak doğudaki çatışmalar ve Kisangani’deki son saldırılar barış sürecinin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Sürece nasıl gelindi?

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusu, uzun yıllardır silahlı grupların hakimiyet mücadelesine sahne oluyor. M23 olarak bilinen isyancı hareket, 2022’den itibaren yeniden güç kazanarak Kuzey Kivu ve çevresinde geniş alanları kontrol altına aldı. Bu ilerleyiş bölgesel dengeleri ve uluslararası ilişkileri derinden etkiledi.

Kongo hükümeti, M23’ün arkasında komşu Ruanda’nın bulunduğunu öne sürerken, Kigali yönetimi bu iddiaları reddetti. Batılı ülkeler ve Birleşmiş Milletler ise M23’ün Ruanda tarafından desteklendiğine dair bulgulara işaret etti. Bu durum Kongo içindeki çatışmaları artırarak bölgesel diplomatik ilişkileri de gerdi.

Çatışmaların yoğunlaştığı 2025 yılı boyunca M23, tarihindeki en geniş toprak kazanımlarını elde etti. Aralık ayında stratejik öneme sahip Uvira kentini ele geçirmesi, Kongo hükümeti açısından büyük bir darbe oldu. Ancak Ocak 2026’da hükümet güçleri ve müttefik milisler kente yeniden girerek kontrolü sağladı. M23 ise geri çekildiğini duyurdu.

Bu gelişmeler uluslararası toplumun daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini ortaya koydu. Katar, tarafları Doha’da bir araya getirerek doğrudan müzakerelere aracılık etti. ABD ise Kongo ile Ruanda arasında ayrı görüşmeler yürüttü.

Uzmanlar bu sürecin askeri, ekonomik ve sosyal boyutları olduğuna dikkat çekiyor. Kongo’nun doğusundaki maden yatakları koltan ve altın, çatışmaların finansmanında kritik rol oynuyor. M23’ün bu kaynaklar üzerindeki kontrolü, örgüte hem ekonomik güç hem de uluslararası pazarlarda dolaylı etki sağlıyor. Dolayısıyla barış sürecinin kalıcı olabilmesi için kaynakların adil paylaşımı ve yerel halkın ekonomik güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

Doha’da sağlanan uzlaşma

Katar Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Kongo hükümeti ile M23 temsilcileri, Ekim ayında üzerinde uzlaşılan ateşkes izleme mekanizmasının ayrıntılarını netleştirdi. Taraflar ayrıca Kasım ayında imzalanan daha geniş kapsamlı barış çerçevesine bağlılıklarını yeniden teyit etti.

Bu çerçevede Birleşmiş Milletler’in Kongo’daki barışı koruma misyonu MONUSCO, ilk gözlemci ekibini Uvira’ya gönderecek. Bu ekip ateşkesin sahada uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek ve taraflar arasındaki güveni pekiştirmeye çalışacak.

Doha’daki görüşmelerin ardından yapılan açıklama, sürecin somut bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Uzun süredir kağıt üzerinde kalan ateşkes anlaşmasının sahada uygulanmaya başlaması barış için kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.

Diplomatik kaynaklar Katar’ın bu süreçte tarafsız bir arabulucu olarak öne çıktığını vurguluyor. Körfez ülkelerinin Afrika’daki barış girişimlerine artan ilgisi, bölgesel çatışmalara yeni bir diplomatik boyut kazandırıyor. Katar’ın rolü, Kongo özelinde büyük öneme sahip olmakla birlikte, Afrika kıtasındaki  benzer krizlerde örnek teşkil edebilir. 

Çatışmaların gölgesinde umut arayışı

Her ne kadar diplomatik ilerleme sağlanmış olsa da, Kongo’nun doğusunda çatışmalar sürüyor. Hafta sonu Kisangani’deki havaalanı, patlayıcı yüklü insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Yetkililer, saldırının M23 tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtti. Eğer bu doğrulanırsa, örgütün Kinşasa’ya doğru batıya en uzak saldırısını gerçekleştirdiği anlamına gelecek.

Bu olay ateşkesin ne denli kırılgan olduğunu ve sahadaki güvenlik risklerinin devam ettiğini ortaya koyuyor. Uvira’ya gönderilecek BM ekibi, böylesi bir ortamda görev yapacak. Dolayısıyla gözlemcilerin varlığı teknik bir denetim ve taraflara uluslararası toplumun süreci yakından izlediğini hatırlatan bir mesaj niteliği taşıyor.

Ruanda’nın rolü, Uganda’nın sınır bölgelerindeki hassasiyetleri ve Afrika Birliği’nin girişimleri sürecin bölgesel bir kriz olduğunu gösteriyor. ABD’nin Ruanda ile yürüttüğü ayrı görüşmeler bu nedenle kritik önem taşıyor. Batılı ülkeler, M23’ün ilerleyişinin durdurulması için Kongo hükümetine destek verirken insani krizin büyümesine de dikkat çekiyor. On binlerce kişi yerinden edilmiş durumda ve siviller çatışmaların en ağır yükünü taşıyor.

BM’nin ateşkes izleme misyonu bu insani krizin hafifletilmesi için bir fırsat sunabilir. Çatışmaların azalması, yardım kuruluşlarının bölgeye daha güvenli şekilde erişmesini sağlayabilir. İnsani yardım kuruluşları kadın ve çocukların en fazla mağduriyet yaşadığını bildiriyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim neredeyse tamamen durmuş durumda. Çatışmalar nedeniyle tarım faaliyetleri sekteye uğradığı için gıda güvenliği ciddi bir tehdit haline geldi. Bu anlamda BM’nin gözlemci misyonunun başarısı insani yardımların etkin şekilde ulaştırılmasının da önünü açabilir.

Birleşmiş Milletler’in Uvira’ya göndereceği ilk gözlemci ekibi, Kongo’daki barış sürecinin somutlaşması açısından önemli bir adım. Ancak Kisangani’deki saldırı gibi olaylar sürecin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.

Doha’da sağlanan uzlaşma, tarafların en azından diplomatik zeminde ortak bir irade ortaya koyduğunu gösteriyor. Fakat sahadaki gerçekler, bu iradenin sınanacağı zorlu bir döneme işaret ediyor.

Kongo halkı için barış silahların susması, güvenliğin sağlanması, yerinden edilmiş insanların evlerine dönebilmesi ve ekonomik-sosyal hayatın yeniden inşa edilmesi anlamına geliyor. BM’nin misyonu, bu uzun yolculuğun ilk adımlarından biri olarak tarihe geçebilir.