Affedilmeyenden Affedilene: Sierra Leone’da Bir Cumhurbaşkanı

Doç. Dr. Volkan İpek, Sierra Leone’nin darbelerle şekillenen siyasi tarihini ve eski Cumhurbaşkanı Ernest Bai Koroma’ya yönelik vatana ihanet suçlamalarının düşürülmesini Fokus+ için kaleme aldı.
affedilmeyenden-affedilene-sierra-leone-da-bir-cumhurbaskani.jpg

17.07.2026 - 12:05  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 10:40

Vatana ihanet, hukuksal olarak ve çok sade bir şekilde, meşru egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla iş birliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türü olarak tanımlanıyor ve neredeyse tüm ülkelerin ceza kanunlarında yer alıyor. Bu bağlamda, halk tarafından belirlenmiş egemenliğe halkın dışında bir aktör tarafından zarar verilmeye çalışılması vatana ihanet suçunun ana temasını oluşturuyor gibi duruyor ve bu suçu işleyenler oldukça sert şekilde cezalandırılıyorlar. Vatana ihanet suçunun affedilmesi ya da düşürülmesi gibi bir durum da dünya siyasi tarihine bakıldığından karşımıza sık çıkan bir durum değil. Bu suçu daha iyi anlamak için okuyucular 1960’ta Burt Lancaster’ın, 1966’da Cüneyt Arkın’ın ve 1992’de Clint Eastwood’un başrollerde oldukları Affedilmeyen adındaki üç filmi izleyebilir, Metallica’nın Affedilmeyen 1, 2 ve 3 (bence en iyisi 3) parçalarını dinleyebilirler.  

Eski Sierra Leone Cumhurbaşkanı Ernest Bai Koroma

Ne var ki Batı Afrika ülkesi Sierra Leone’da vatana ihanet suçuyla yargılanan eski Cumhurbaşkanı Ernest Bai Koroma dün affedildi ve kendisine karşı açılan vatana ihanet suçlamaları düşürüldü. Yetkililer dün yaptıkları açıklamada Koroma'nın 2023'teki darbe girişiminde rolü olduğu iddiasının doğrulanmadığını belirtti. Hatırlanacağı üzere, Koroma’dan emir aldıkları iddia edilen silahlı saldırganlar bir askerî cephaneliğe, iki kışlaya, iki hapishaneye ve iki polis karakoluna baskın düzenleyerek güvenlik güçleriyle çatışmıştı. Koroma’ya bağlı silahlı kuvvetler üyeleri tarafından gerçekleştirilen bir darbe girişimi olarak değerlendirilen bu olayda 21 kişi ölmüş ve yüzlerce mahkûm ülke genelindeki hapishanelerden kaçmıştı. Hükûmet yetkilileri daha sonra kontrolü yeniden ele geçirmiş, çoğu askerî personel olmak üzere en az 80 kişiyi tutuklamıştı. 2007-2018 yılları arasında Batı Afrika ülkesini yöneten Koroma, 2024 yılının ocak ayında vatana ihanet ve diğer suçlardan yargılanmıştı. Aynı ayın sonlarında tıbbi tedavi için en fazla üç ay süreyle Nijerya'ya giden Koroma, bir daha Sierra Leone'ye dönmedi. Başsavcılık ve Adalet Bakanlığı, 14 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı açıklamada eski Cumhurbaşkanı Koroma aleyhindeki cezai işlemlerin durdurulması için bildirimde bulunulduğunu belirtti. Açıklamada, eski cumhurbaşkanının "tıbbi tedavisinin tamamlanmasının ardından veya dilediği herhangi bir zamanda Sierra Leone'ye dönmekte özgür olduğu" da ifade edildi. 

Krallığın gölgesinde Sierra Leone 

Sierra Leone, 1961’de Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını elde etmesine rağmen bir süre daha İngiliz monarşisiyle bağlarını sürdürdü. Ülkede gerçekleştirilen ilk genel seçimler 1962’de yapıldı ve Sierra Leone Halk Partisi (SLPP) liderlerinden Sir Milton Margai ülkenin ilk başbakanı olarak göreve başladı. Bağımsızlık sürecinde önemli katkılar sağlayan Margai, yönetim anlayışını demokratik ilkeler üzerine kurdu. Hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını ve çok partili siyasal düzeni esas alan Margai, başbakanlık yetkilerini yalnızca kendi partisinin ya da destekçilerinin çıkarları doğrultusunda değil, ülkenin genel yararını gözeterek kullanmaya çalıştı. Ancak 1964’te geçirdiği bir kaza sonucu yaşamını yitirmesiyle birlikte bu demokratik yaklaşım da büyük ölçüde sona erdi. 

Margai'nin ölümünün ardından başbakanlık görevini üvey kardeşi Sir Albert Margai üstlendi. Bununla birlikte Albert Margai, parti içinde ağabeyi kadar güçlü bir desteğe sahip değildi. Özellikle partinin önde gelen isimlerinden John Karefa-Smart onun başbakanlık görevine uygun olmadığını savunarak kendisine sert eleştiriler yöneltti. Bu gelişmeler üzerine Albert Margai, Smart’ı ve ona yakın isimleri partiden uzaklaştırdı. Zamanla daha baskıcı bir yönetim anlayışı benimseyen Margai, muhalefette bulunan Tüm Halkların Kongresi'ni (APC) siyasal yaşamın dışına itmeye başladı ve ülkede fiilen tek parti düzeni oluşturdu. Devlet yönetiminde ağırlıklı olarak kendi mensubu olduğu Mende toplumundan kişilere görev verirken, bağımsızlık mücadelesinde önemli rol üstlenen geleneksel kabile liderlerini siyaset dışında bıraktı. Bu uygulamalar toplumda ciddi huzursuzluk yarattı ve kabile reislerinin öncülüğünde düzenlenen protestolar 1967’de sıkıyönetim ilan edilmesine neden oldu. Aynı yıl gerçekleştirilen seçimlerde APC lideri Siaka Stevens başbakan seçildi. Fakat, seçim sonuçlarının açıklanmasından yalnızca iki saat sonra Albert Margai'ye yakınlığıyla bilinen General David Lansana askerî darbeyle yönetime el koydu ve Stevens'ı ev hapsine aldı. Buna rağmen Lansana'nın yönetimi uzun sürmedi çünkü 23 Mart 1967'de General Andrew Juxon Smith tarafından devrildi. Smith de kısa süre sonra yolsuzluk suçlamaları nedeniyle askerlerin oluşturduğu Yolsuzluk Karşıtı Devrimci Hareket'in (ACRM) lideri General John Amadu Bangura tarafından 1968’de düzenlenen darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Anayasayı yeniden yürürlüğe koyan Bangura’nın ilk icraatlarından biri Siaka Stevens'ı yeniden başbakanlık makamına getirmek oldu. 

Eski Sierra Leone Cumhurbaşkanı Siaka Stevens

Göreve yeniden gelen Siaka Stevens kısa süre içinde ülkeyi yeniden çok partili siyasal hayata döndüreceğini açıkladı ve Albert Margai döneminde devlet yönetiminden uzaklaştırılan farklı toplumsal gruplara yeniden kamu görevlerinde yer verdi. Aynı zamanda ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla önceki yönetim tarafından başlatılan yüksek maliyetli birçok projeyi durdurdu. Onun döneminde Sierra Leone'nin ilk petrol rafinerisi ile çimento fabrikası faaliyete geçti. Devlete ait Sierra Burnu Oteli modernize edilerek turizmin hizmetine sunuldu. Başkent Freetown'da yeni okul ve hastaneler inşa edilirken, kırsal bölgeleri başkente bağlayan kara yolu projeleri de hayata geçirildi. Ayrıca yerel yönetim temsilcileri ve geleneksel kabile liderleri, Albert Margai döneminde kaybettikleri siyasal ve toplumsal konumlarını yeniden kazandılar. 

Stevens'ın ordunun demokratik sistemlerde siyasetin dışında kalması gerektiğine ilişkin açıklamaları, askerî çevrelerde ciddi rahatsızlık yarattı. Göreve geldikten sonraki bir yıl içerisinde üç farklı darbe girişimiyle karşı karşıya kalan Stevens, yönetimini koruyabilmek amacıyla giderek daha merkeziyetçi ve otoriter bir politika izlemeye başladı. Parlamento onayı olmaksızın John Amadu Bangura'yı Genelkurmay Başkanlığı’na atadı ve muhalefette bulunan Sierra Leone Halk Partisi'ni (SLPP) siyasal sistemin dışına itti. Bu kararın ardından SLPP taraftarlarının düzenlediği protestolar büyüyünce 1968’de yeniden sıkıyönetim ilan edildi. Bu süreçte bazı üst düzey askerlerin yasa dışı elmas ticaretine karıştığını bilen Stevens, kaçakçılığı önlemek amacıyla elmas rezervlerinin yoğun olduğu Kono bölgesini devlet denetimine aldı. Bu uygulama, çıkarlarını kaybeden bazı generallerin tepkisini çekti. Söz konusu askerler, Genelkurmay Başkanı Bangura'yı Stevens'a karşı kışkırtarak iki isim arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden oldular. Aralarındaki güven tamamen ortadan kalkınca Stevens kendi atadığı Bangura'yı 1970’te idam ettirdi. Bu olay orduda büyük hoşnutsuzluk yarattı. Bangura'ya yakın çok sayıda subay ve asker, hükûmet karşıtı gösteriler düzenledi, Freetown sokaklarında tanklarla güç gösterisi yaptı. Bu girişimler bastırıldı ve çok sayıda asker tutuklandı. Tutuklananlar arasında daha sonra Devrimci Birleşik Cephe'nin (RUF) kurucusu olacak Foday Sankoh da bulunuyordu. 

Cumhuriyetin ışığında Sierra Leone 

1971’de Kraliçe II. Elizabeth'in Sierra Leone üzerindeki anayasal yetkilerinden tamamen vazgeçmesiyle ülkede cumhuriyet ilan edildi. Böylece 1967’den itibaren başbakanlık görevini yürüten Siaka Stevens, Sierra Leone'nin ilk cumhurbaşkanı oldu. Aynı yıl yapılan anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlığı makamına başbakanlık yetkileri de devredildi ve yürütme gücü tek elde toplandı. 1973’te gerçekleştirilen seçimlerde Stevens yeniden cumhurbaşkanı seçilirken, APC de hükûmeti kurma hakkını elde etti. 1974’te düzenlenen bir darbe girişimi Gine ordusunun desteği sayesinde başarısızlığa uğratıldı. Bu gelişme iki ülke arasında askerî gerilimin artmasına neden oldu. Stevens, 1976 seçimlerinde ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçildi. Ancak ertesi yıl ülke genelinde geniş katılımlı öğrenci gösterileri başladı. Bazı askerlerin de destek verdiği protestolar, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle bastırıldı. 1978’de yapılan anayasa değişikliğiyle Sierra Leone resmen tek partili sisteme geçti ve APC ülkedeki tek yasal siyasi parti hâline geldi. Bu gelişme, muhalefetin ve toplumun farklı kesimlerinin tepkisini daha da artırdı. Sürekli yaşanan protestolar, darbe girişimleri ve siyasal baskılar nedeniyle yıpranan Stevens, 1985’te aktif siyasetten çekilme kararı aldı. 

Ordu ile iktidar arasındaki ilişkileri düzeltmek ve parti içindeki dengeleri koruyabilmek amacıyla APC'nin cumhurbaşkanı adayı olarak General Joseph Saidu Momoh'u destekledi. 1986 seçimlerini kazanan Momoh, böylece Sierra Leone'nin ikinci cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Göreve geldikten sonra ekonomik sorunların çözümüne öncelik veren Momoh, "Yeni Düzen Rejimi" adı verilen bir ekonomik program uygulamaya koydu. Bu kapsamda Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir stand-by anlaşması imzaladı ve kamu yönetimindeki yolsuzluklarla mücadele etmeye çalıştı ama zamanla Stevens dönemine benzer biçimde yönetimde otoriter uygulamalara yöneldi. IMF'nin önerileri doğrultusunda 1987’de ekonomik sıkıyönetim ilan edildi ve ülke genelindeki elmas madenleri devlet kontrolüne geçirildi. Bu politikaları eleştiren çok sayıda kişi idam edildi. İdam edilenler arasında dönemin cumhurbaşkanı yardımcısı Francis Minah da yer aldı. 

Ekonomik sıkıyönetimin yol açtığı olumsuz sonuçlar ve Cumhurbaşkanı Momoh'un giderek daha baskıcı bir yönetim anlayışı benimsemesi toplumda ciddi huzursuzluk yarattı. Artan tepkiler karşısında Momoh, 1991’de yeniden çok partili siyasal yaşama geçilmesini kabul etti. Aynı dönemde komşu Liberya'da başlayan iç savaş kısa sürede Sierra Leone'yi de etkisi altına aldı. Bunun başlıca nedenlerinden birii Liberya Ulusal Vatansever Cephesi'nin (NPFL) lideri Charles Taylor'ın, Sierra Leone'nin Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu İzleme Grubu (ECOMOG) bünyesinde uzun süredir Liberya'da asker bulundurmasına tepki göstermesiydi. Taylor bu birliklerin barışı sağlamaktan ziyade çatışmaların büyümesine katkı sunduğunu ileri sürüyordu. Taylor, Sierra Leone’da Devrimci Birleşik Cephe (RUF)’yi kuran Foday Sankoh’la da yakın ilişki içindeydi.  

29 Nisan 1992 tarihinde bir grup asker yönetime el koyarak Cumhurbaşkanı Momoh'u görevden uzaklaştırdı ve Gine'ye sürgüne gönderdi. Darbenin ardından kurulan Ulusal Geçici Yönetim Konseyi'nin (NPRC) başına Yüzbaşı Valentine Strasser getirildi. Böylece Strasser, göreve başladığı tarihte dünyanın en genç devlet başkanlarından biri oldu. İktidarı devralmasının hemen ardından Momoh yönetimine yakın isimleri tutuklattı, 1991 Anayasası'nı yürürlükten kaldırdı, parlamentoyu feshetti ve ülkedeki tüm siyasi partilerin faaliyetlerini durdurdu. Zaman içinde kendi yönetimi içerisindeki bazı isimlerle de anlaşmazlığa düşen Strasser, yakın çalışma arkadaşlarından Solomon Musa'yı da tutuklattı. Bu dönemde RUF, özellikle elmas yataklarının bulunduğu bölgeleri kontrol altına almaya çalışıyordu. Strasser yönetimi bu girişimlere karşı askerî mücadele yürütse de istenilen başarı sağlanamadı. İç savaşın giderek ağırlaşması ve hükûmetin etkin bir çözüm üretememesi üzerine Strasser, 1996’da Tuğgeneral Julius Maada Bio tarafından gerçekleştirilen darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Bio yönetimi, kısa süre içinde demokratik seçimlere gidileceğini açıkladı ve bu doğrultuda genel seçimlerin yapılmasını sağladı. Seçimleri Sierra Leone Halk Partisi'nin (SLPP) adayı Ahmad Tejan Kabbah kazandı. Bio, yönetimi barışçıl biçimde devrederek ülkenin yeniden sivil yönetime geçmesine olanak tanıdı. Ancak Kabbah hükûmeti iç savaşın devam etmesi nedeniyle istikrarı sağlayamadı. 1997’de daha önce Strasser tarafından tutuklanan subaylardan Johnny Paul Koroma önderliğinde gerçekleştirilen darbeyle hükûmet devrildi. 

Affedilen başkan 

Koroma yönetimi sıkıyönetim ilan ederek siyasi faaliyetleri durdurdu, gösterileri yasakladı ve tüm siyasi partilerin çalışmalarını askıya aldı. Aynı zamanda RUF'u yönetime ortak etmeyi amaçlayarak örgüt temsilcilerini başkent Freetown'a davet etti. Taraflar arasında geçici bir ateşkes sağlanmış olsa da bu durum kalıcı bir barış getirmedi. İç savaş süresince RUF'un çocukları silahlı çatışmalarda kullanması uluslararası kamuoyunda büyük tepki topladı. Henüz 8 ila 14 yaş arasındaki çok sayıda çocuk silah altına alınırken, savaş boyunca 120 binden fazla kişi yaşamını yitirdi ve yaklaşık 200 bin kişi ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bu nedenle  Koroma'nın iktidarı uzun ömürlü olmadı. Yaklaşık dokuz ay sonra ECOMOG güçleri tarafından görevden uzaklaştırıldı. Bu gelişmenin ardından oluşan otorite boşluğundan yararlanan RUF daha önce ilan edilen ateşkesi sona erdirerek yeniden saldırılara başladı. 

Eski Sierra Leone Cumhurbaşkanı Ahmad Tejan Kabbah

1998’de Ahmad Tejan Kabbah yeniden cumhurbaşkanlığı görevine döndü. Hükûmet ülke genelinde güvenliği sağlayabilmek amacıyla uluslararası destek arayışına yöneldi. 1999’dan itibaren Birleşmiş Milletler Barış Gücü ile koordineli biçimde hareket eden Birleşik Krallık askerleri, Palliser Operasyonu kapsamında çok sayıda RUF mensubunun etkisiz hâle getirilmesinde önemli rol oynadı. Bu askerî destek ve uluslararası baskılar sayesinde örgütün hareket alanı giderek daraldı ve iç savaş 2002’de sona erdi. 2007’de gerçekleştirilen seçimleri Tüm Halkların Kongresi'nin (APC) adayı Ernest Bai Koroma kazandı ve ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu. 2012 seçimlerinde ikinci kez göreve gelen Koroma, 2014’te ve 2016’da Batı Afrika'yı etkileyen ebola salgını sırasında yürütülen kriz yönetiminde önemli adımlar attı. Buna rağmen salgın nedeniyle yaklaşık 4.500 kişi hayatını kaybetti. Koroma, ebolanın da etkisiyle 2018 seçimlerini Sierra Leone Halk Partisi adayı Julius Madaa Bio’ya kaybetti. Bio, 2023 seçimlerini de kazanarak yoluna devam etti.  

Sonuç 

Koroma’nın affedilmesi bu kadar darbe geçirmiş ve çok ölümcül bir iç savaş yaşamış Sierra Leone’daki siyasi gerilimin ne kadar azaldığı yönünde bir belirteç olabilir. Yine de Cumhurbaşkanı Bio’nun söz verdiği gibi ekonomik sorunlara öncelik vermesi ve halkı günde ortalama 4 dolarla geçinmekten kurtarması gerekiyor. Sierra Leone demokrasisi gösteriyor ki hükûmet eski bir hükûmeti vatana ihanet suçundan bile affedebilir, ancak halk aç kalırsa kimseyi affetmez.