ABD’nin Irak’tan Çekilişi: Yeni Bir Güç Boşluğu mu?

Gazeteci Taha Emin, ABD’nin Irak’tan çekilmesinin doğurabileceği güvenlik boşluklarını ve bölgesel yansımaları Fokus+ için kaleme aldı.
Taha Emin
250903YG_Web_-_ABD%E2%80%99nin_Irak%E2%80%99tan_%C3%87ekili%C5%9Fi-_Yeni_Bir_G%C3%BC%C3%A7_Bo%C5%9Flu%C4%9Fu_mu_-Taha_Emin_(DOSYA).jpg

03.09.2025 - 14:10  |  Son Güncellenme:  03.09.2025 - 14:19

ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçlerinin Irak’ta Bağdat ve bazı askeri üslerden Eylül ayında çekilmesine ilişkin geri sayım hızlanırken, bu adım ülkede güvenlik ve siyaset anlamında önemli bir değişimi temsil ediyor.  

Irak hükümeti, bu adımı güvenliği sağlama yeteneğini yansıtan bir “egemenlik başarısı” olarak sunarken, 2011’de yaşanan IŞİD tecrübesini anımsatan potansiyel bir güvenlik boşluğundan endişe duyuluyor.  

Bu bağlamda, ABD’nin çekilmesinin bölgenin istikrarı üzerindeki etkilerine ilişkin sorular gündeme geliyor.  

Bu konu, Irak’la uzun bir sınırı olan ve özellikle terörle mücadele ve sınır ötesi silahlı grupların hareketlerini kontrol etme konusunda ortak güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olan Türkiye açısından özel bir önem taşıyor.  

Beklenen geri çekilme  

Iraklı bir hükümet kaynağının 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamaya göre ABD güçlerinin, Ayn el-Esed üssü, Bağdat Havalimanı ve Ortak Harekat Komutanlığı da dahil olmak üzere Bağdat’tan tamamen çekilmesi ve Eylül ayından itibaren Erbil’de konuşlanmasıyla ülke yeni bir döneme giriyor. 

Söz konusu kaynak “Sumaria News” sitesine yaptığı açıklamada, ülkede askeri eğitmenlerin bulunmasının koalisyonun misyonlarıyla değil, sınırlı ikili destekle bağlantılı olduğunu da belirtti.  

Irak ve ABD arasındaki anlaşmaya göre uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesi iki aşamadan oluşuyor.  

Bunlardan ilki, Eylül 2024-Eylül 2025 tarihleri arasında Bağdat ve askeri üslerin çoğundan çekilmeyi kapsıyor.  

İkinci aşama ise, Irak’ın kuzey bölgesini içerecek şekilde Eylül 2025-Eylül 2026 arasında çekilmeyi öngörüyor.  

Resmi verilere göre, ABD’nin şu anda Irak’ta yaklaşık 2 bin 500, Suriye’de ise IŞİD’e karşı uluslararası koalisyon kapsamında 900 askeri bulunuyor.  

Irak silahlı kuvvetleri başkomutanlığı sözcüsü Sabah el-Numan

Öte yandan, Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah el-Numan, Irak Haber Ajansı’na (INA) yaptığı açıklamada konu hakkında şu ifadeleri kullandı:  

“Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi, hükümetin başarılarından biridir ve ülkenin terörle mücadele etme ve başkalarının yardımına ihtiyaç duymadan istikrarı sağlama yeteneğinin bir göstergesidir.”  

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada ise, “Bu çekilme, koalisyon misyonunun sonu değil, daha geleneksel bir ikili güvenlik ortaklığının başlangıcıdır. Koalisyon, terörizmle mücadele için küresel sivil çabalarını sürdürecektir” denildi.  

Diğer yandan, Iraklı siyasi analist Hamza Mustafa, ABD’nin Erbil’e yeniden konuşlanmasının, stratejik çerçeve ve ikili ilişkiler kapsamında önceden kararlaştırılan bir takvime göre gerçekleştiğini ve ortaya çıkan herhangi bir siyasi gerginliği yansıtmadığını dile getirdi.  

Konuya ilişkin Fokus Plus’a özel açıklama yapan Mustafa, bundan sonraki aşamada uluslararası koalisyon formülünden, Irak ile her ülke arasında ayrı ayrı ikili formüllere geçileceğini, danışman ve eğitmenlerin Irak üslerinde kalacağını belirtti.  

Bu sürecin bölgesel istikrara yönelik doğrudan riskleri azalttığını ve komşu ülkelerle gerçekçi ortaklıklar kurulması için alan sağladığını da vurguladı.  

Mustafa, Türkiye’nin Irak’la eğitim, silahlandırma ve bilgi paylaşımı seçeneklerine dahil olmasının, bir boşluğun kapatılması ve Irak’ın vekalet rekabetinde bir sahaya dönüşmesinin önlenmesinde muhtemel bir etken olacağını ekledi.  

Güvenlik boşluğu  

Uluslararası koalisyon güçlerinin geri çekilme anı yaklaşırken, Irak devleti için tehdit oluşturabilecek potansiyel tehlikeler konusundaki uyarılar da artıyor.  

2011’de yaşanan tecrübe, uluslararası bir şemsiyenin yokluğunda IŞİD’in sadece iki yıl sonra güçlü bir şekilde geri dönüş yapmasına yardımcı olduğunu kanıtladı.  

Uzmanlar, Irak’ın teknik ve istihbarat kabiliyetlerinin zayıf olduğu, ayrıca bazı silahlı grupların resmi kurumlar aleyhine nüfuzunu artırabileceği ve bunun devletlerin itibarını tehdit edebileceği yönündeki endişeleri doğruluyor.  

Fokus Plus’a konu hakkında görüş bildiren askeri uzman Tümgeneral Cevad ed-Dahlaki ise ABD güçlerinin Bağdat ve Ayn el-Esed üssünden çekilmesinin tehlikeli bir güvenlik boşluğu doğuracağını söyledi.  

Özellikle Diyala’dan Anbar’a, Selahaddin’den Musul’a kadar uzanan hassas bölgelerin, IŞİD unsurlarının sığındığı bölgeler olmaya devam ettiğinin altını çizen Dahlaki, bu boşluğun terör örgütüne yeniden konumlanma ve bu alanları yeni saldırılar düzenlemek için üs olarak kullanma fırsatı verebileceği konusunda uyardı.  

Irak’ın büyük ölçüde ABD’nin sağladığı istihbarat ve hava desteğine bağımlı olduğunu belirten Dahlaki, bu koruma şemsiyesinin yokluğunun, Bağdat’ın terörle mücadele ve altı komşu ülkeyle sınırlarını kontrol etme kabiliyetlerini doğrudan etkileyeceğini söyledi.  

İleri teknik ve stratejik alternatiflere acil ihtiyaç duyulduğunu, bundan sonraki aşamada bu eksikliğin giderilmesi için özellikle Türkiye ile bölgesel iş birliğinin önemli olduğunu da sözlerine ekledi.  

Askeri Uzman Diaa el-Vekil de, çekilmenin pratik bir adımdan ziyade sembolik bir adım olduğunu söyledi.  

Çekilen güçlerin sayısının 2 bin 500’ü geçmediğini, bu nedenle çekilmenin Irak güçlerinin seferberlik ve muharebe kabiliyetleri üzerindeki etkisinin az olduğunu da belirtti.  

Fokus Plus’a konuşan Vekil, danışmanlar, eğitmenler ve teknik uzmanların varlığının silahlara yönelik eğitim ve satış sonrası hizmetlerin sürekliliğini sağladığını dile getirdi.  

Bu sayıdaki askerlerin çekilmesinin, ABD’nin küresel stratejik hesaplarını değiştirmeyeceğinin altını çizen Vekil, “Güvenlik açıklarının kapatılması için komşu ülkelerle, özellikle Türkiye ile sınır gözetleme ve istihbarat paylaşımı alanlarında pratik ortaklıklara ihtiyaç var” diye konuştu.  

Bu endişeler, Türkiye’nin gelişmeleri yakından takip etme isteğini yansıtıyor. Ankara, uzun zamandır Irak-Türkiye sınırındaki terör örgütlerinin hareketliliğinden endişe duyduğunu dile getiriyor ve Kuzey Irak’ta herhangi bir güvenlik zafiyetinin ulusal güvenliğini doğrudan etkileyeceğine inanıyor.  

Bölgesel yankılar  

Uluslararası koalisyon güçlerinin çekilmesinin etkisi yalnızca Irak’ın iç siyasetiyle sınırlı kalmıyor, bölgesel dengeleri de kapsıyor.  

ABD’nin rolünün zayıflamasıyla birlikte, dikkatler boşluğu doldurmaya çalışabilecek İran, Türkiye ve Körfez ülkeleri gibi bölgesel aktörlere yöneliyor.  

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin danışmanı Hüseyin Allavi kısa bir süre önce INA’ya yaptığı açıklamada, “Uluslararası koalisyonun Bağdat ve Ayn El-Esed üssündeki misyonu Eylül ayında sona erecek” dedi  

Allavi, hükümetin ilan edilen takvime göre silahlı kuvvetlerin inşası konusundaki kararlılığını da vurguladı.  

Konuya dair Fokus Plus’a değerlendirmede bulunan Strateji uzmanı Safaa Asam ise, yaşananların tam bir geri çekilmeden ziyade, operasyonel nedenlerle pozisyon değiştirmeye odaklanılarak yeniden konumlanmaya yakın olduğunu söyledi.  

Asam, Irak’ın, Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle güvenlik işbirliğini fiilen genişletmeye başladığını ve terörizm, organize suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede somut sonuçlar elde ettiğini vurguladı.  

Irak’ın hava ve savunma kabiliyetlerindeki en önemli açığın, teknik ve eğitim desteği gerektirdiğine dikkat çeken Asam şunları ekledi:  

“Türkiye teknik destek, taktik veri paylaşımı ve sınırda ikmal hatlarını ve sızmaları kesmeye yönelik ortak tedbirlerle kilit rol oynayabilecek kapasitede.”  

Çekilme tarihi yaklaşırken Irak, güvenlik konusunu bağımsız bir şekilde yönetebilme yeteneğini kanıtlamak ile bölgesel ve uluslararası müdahaleye kapı açabilecek bir boşluğa düşmekten kaçınmak arasında karmaşık bir denklemle karşı karşıya kaldı.  

Türkiye açısından bu gelişme, Bağdat’la güvenlik ve ekonomik işbirliğinin genişletilmesi, ortak sınırın güvenliğinin sağlanması ve hassas bir geçiş döneminde bölgesel istikrarın güçlendirilmesi açısından bir fırsat teşkil ediyor.