Suriye'de Çatışmaların Kronolojisi: 2011'den Bugüne Neler Oldu?
05.12.2024 - 15:45 | Son Güncellenme: 22.08.2025 - 10:51
Suriye iç savaşının yeniden alevlenmesiyle tansiyon adım adım yükselirken gözler bölgeye çevrildi. Suriye'de sekiz yıl aradan sonra 27 Kasım sabahı Halep ilinin batı kırsalında bir şok saldırısı başlatan Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki muhalif militanlar, Esed rejiminin kontrolündeki Halep'i ele geçirerek, terör örgütü PKK/YPG'ye bırakılan Halep Uluslararası Havalimanını idaresi altına aldı. Ardından, Suriye Milli Ordusu, PKK/YPG'ye karşı "Özgürlük Şafağı Operasyonu"nu başlattı. Peki, 2011 Arap Baharı’ndan bu yana işler nasıl bu noktaya geldi? Günümüze kadar tarih tarih ne yaşandı? İşte detaylar…
Saldırının başında kimler var?
Saldırılar, tek bir gruba ait değil; içinde birçok farklı muhalif grup yer alıyor. Bu gruplar, 2011’den bu yana Esed yönetimini devirmeye çalışan ve bir dönem Suriye'nin büyük bir kısmını kontrol altına almayı başaran oluşumlardır. Saldırının en dikkat çeken unsuru, El Kaide ile geçmişte bağlantısı bulunan ancak sonrasında bu bağını koparan ve Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) olmuştur. Ayrıca, Türkiye’den destek alan bazı diğer muhalif grupların da saldırıya katıldığı bilinmektedir.
Suriye’de kim nereyi kontrol ediyor?
Suriye’deki durum oldukça karmaşık bir yapıya bürünmüş durumda. İç savaşın başladığı ilk dönemlerden itibaren Esed rejiminin devrilmesi için yapılan mücadele, çeşitli dış güçlerin ve silahlı grupların devreye girmesiyle bir vekalet savaşına dönüşmüş, bu süreçte IŞİD de büyük bir yerel boşluktan faydalanarak ülkenin bazı bölgelerine sızmıştı. 2014 yılı itibarıyla, ABD öncülüğünde bir koalisyon, IŞİD'e karşı operasyonlar başlatarak sahaya müdahil olmuştu. Bu gelişmeler, Suriye'yi farklı güçlerin kontrol ettiği bölgelere ayırarak iç savaşın daha da derinleşmesine neden oldu.
Gözden Kaçmasın
Bugün Esed rejimi, ülkenin büyük şehirleri de dahil olmak üzere yüzde 60'ını kontrol etmekte. Ancak, savaşın başlarında durum çok daha farklıydı. O dönemde, muhalefet güçlerinin en güçlü olduğu zamanlarda, IŞİD de bölgedeki iç karışıklıktan faydalanarak Suriye'nin iç kesimlerine yayılmıştı. 2016 yılında Halep, uzun süre süren çatışmaların ardından Esed yönetimi tarafından yeniden ele geçirilmiş, 2022 Kurban Bayramı'nda ise Esed, Halep'te Suriyelilerle bir araya gelerek şehri ziyaret etmişti.
Esed'ın ülke genelindeki kontrolü yeniden sağlaması, 2015 yılında Rusya'nın müdahalesiyle mümkün olabilmişti. Rusya'nın hava desteği ve askeri yardımları, Esed’ın büyük bir toprak kaybının ardından yeniden sahneye çıkmasına olanak tanımıştı. Ancak, Suriye'nin kuzeyi hala Türkiye destekli muhalif gruplar ile ABD destekli YPG (PKK’nın uzantısı) tarafından kontrol ediliyor.
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ve Halep, yaklaşık 5 milyon nüfusa ev sahipliği yapıyor. Bu nüfusun yarısından fazlası, savaşın farklı dönemlerinde ülkelerinin çeşitli bölgelerinden göç eden insanlar.
Öte yandan IŞİD, 2019 yılında Suriye’deki son toprak parçasını da kaybetmiş olsa da, bazı IŞİD militanlarının hala ülkenin çöl bölgelerinde saklandığı ve bir kısmının da "uyuyan hücreler" olarak faaliyet gösterdiği biliniyor.
Güçlü olmasa da hala varlık gösteren IŞİD, zaman zaman güvenlik güçleri veya farklı milis gruplarıyla çatışmalara girmekte.
Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 Aralık'ta yaptığı açıklamada Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin korunmasını desteklediğini ifade etti.
Ayrıca Erdoğan, "Ülkemizin milli güvenlik öncelikleri çerçevesinde sahadaki süreci an be an takip ediyor, bunlara halel getirecek özellikle farklı eylemin yaşanmaması adına gereken bütün tedbirleri alıyoruz" şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise aynı gün yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin çatışmalara müdahil olmadığına değindi ve “istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan terör örgütlerine asla ve asla geçit vermeyeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nuri Salık, Fokus+’a konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye’nin uzun süredir sahadaki gerçekler ekseninde Esed rejimiyle normalleşme arayışında olduğu biliniyor. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beşar Esed’a yönelik yaklaşık iki yıldır sürdürdüğü diyalog ve müzakere çağrılarının olumlu karşılık bulmadığı herkesin malumu. Türkiye’nin Saldırganlığı Caydırma Operasyonu’nun bir parçası olmadığı açıkça görülüyor. Türkiye’nin Saldırganlığı Caydırma Operasyonu’nu muhalif unsurların rejime yönelik attığı bir adım olarak değerlendirdiği anlaşılıyor. Hatta Türkiye’nin bu operasyona yönelik ihtiyatlı bir tutum içinde olduğu resmî açıklamalara da yansıyor. Türkiye’nin Rusya ve rejime İdlib’de süregiden saldırılara yönelik uyarıları bu bağlamda önem kazanıyor. Türkiye, Rusya ve rejimin saldırganlığının sahada yaşanan son gelişmelere zemin hazırladığını vurguluyor.”
Türkiye’nin Özgürlük Şafağı Operasyonu’nu desteklediğine vurgu yapan Salık, “Bu operasyon Türkiye’nin kontrol ettiği Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde bulunan SMO güçleri tarafından PKK’nın Halep’teki ilerleyişini durdurmak için gerçekleştirildi. Tel Rıfat’ın kısa bir sürede PKK/YPG’den kurtarılmasıyla birlikte önümüzdeki hedefin Fırat’ın batısında PKK/YPG’nin elinde bulunan Münbiç olduğu anlaşılıyor. Yine de sahadaki çatışmalarda TSK’nın aktif olarak yer almadığının altı çizilmeli…” şeklinde konuştu.
Geçmişten bu bugüne Suriye: Neler oldu?
Şubat 2011
Suriye’de halk, reform çağrısı yapmanın yanı sıra Arap Baharı ile ortaya çıkan Mısır, Tunus ve Libya’daki demokrasi yanlısı protestocularla dayanışma amacıyla birkaç küçük gösteri düzenlendi. Suriye rejim güçleri, gösterileri kontrol altına almayı başardı ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
6 Mart 2011
Suriye polisi, ülkenin güneyindeki Dera kentinde duvarlara, “Sıra sana da gelecek doktor” (Göz doktoru olan Esed’e atıfla) gibi rejim karşıtı bazı yazılar yazdıkları için çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
15 Mart 2011
Suriye’nin çeşitli şehirlerinde düzenlenen hükümet karşıtı gösteriler arttı.
19 Mart 2011
Suriye güvenlik güçleri protestoların yayılmasını önlemek amacıyla en yoğun protestoların yaşandığı Dera kentini kuşattı.
24 Mart 2011
Güvenlik güçlerinin Dera’daki protestoculara ateş açması sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti.
29 Mart 2011
Protestoların yayılması ve ölen göstericilerin sayısının artması üzerine Devlet Başkanı Beşşar Esed kabinesini görevden aldı. Esed’in temsilcileri yeni reformlar yapılacağını ima etti.
30 Mart 2011
Esed, protestoların başlamasından bu yana yaptığı ilk konuşmasında göstericilere meydan okuyarak, huzursuzluktan Suriye’yi istikrarsızlaştırmak isteyen yabancı “komplocuları” sorumlu tuttu. Ayrıca hiçbir somut reform sözü ya da taviz vermedi.
6 Nisan 2011
Hükümet, muhafazakar Müslümanların ilgisini çekmek amacıyla Suriye’nin tek kumarhanesini kapattı ve öğretmenlerin peçe takmasını yasaklayan yasayı iptal etti.
12 Nisan 2011
Hükümet güçleri, protesto merkezlerine karşı ağır askeri silahlar kullanmaya başladı. Aynı zamanda rejim askerleri ve tanklar Banyas ve Humus şehirlerine konuşlandırıldı.
16 Nisan 2011
Esed protestoların başlamasından bu yana yaptığı ikinci konuşmasında, Suriye’de uzun süredir yürürlükte olan ve ulusal güvenliğin tehlikede olduğu durumlarda güvenlik güçlerine Suriyelileri soruşturmak ve tutuklamak için geniş yetki veren olağanüstü hal yasasını kaldırma sözü gibi bazı tavizler verdi.
19 Nisan 2011
Suriye’de olağanüstü hal yasası kaldırıldı, ancak Suriye muhalefeti bu tavizin sadece "göz boyama” olduğunu düşündü. Güvenlik güçleri göstericileri vurmaya ve gözaltına almaya devam etti.
28 Nisan 2011
Baas Partisi’nin düzinelerce üyesi, rejimin baskılarını protesto etmek için istifa etti. İnsan hakları grupları ve muhalif gruplar ölü sayısının 500’ü aştığını açıkladı.
9 Mayıs 2011
Avrupa Birliği (AB), Suriyeli 13 üst düzey yetkiliye silah ambargosu, seyahat kısıtlaması ve mal varlıklarının dondurulmasını içeren yaptırımlar uyguladı. Ancak bu yaptırımlar Esed’i hedef almadı.
19 Mayıs 2011
ABD, Suriyeli yetkililere karşı yeni yaptırımlar uyguladı. Malvarlığının dondurulması ve seyahat yasağını da içeren yeni yaptırımlar Esed’i de kapsadı.
23 Mayıs 2011
AB de, yaptırımların Esed’i de kapsayacak şekilde genişletilmesini onayladı.
30 Mayıs 2011
Protestocular, gözaltındayken işkenceyle öldürülen Deralı 13 yaşındaki Hamza Ali el-Hatib’in cesedinin görüntüleriyle harekete geçti. Hatib’in fotoğrafları protesto gösterilerinde kullanılarak, rejim vahşetinin güçlü bir sembolü haline geldi.
6 Haziran 2011
Suriye resmi medyası, Türkiye sınırı yakınlarındaki kuzey kenti Cisr eş-Şuğur’da 120 askerin silahlı kişiler tarafından öldürüldüğünü bildirdi. Ancak muhalifler, askerlerin protestoculara ateş açmayı reddettikleri için infaz edildiklerini iddia etti.
10 Haziran 2011
Suriye rejimine ait tanklar ve birlikler, Cisr eş-Şuğur’a doğru ilerledi. Bu esnada binlerce kişi sınırı geçerek Türkiye’ye kaçtı.
20 Haziran 2011
Esed yaptığı üçüncü konuşmada da, Suriye’deki huzursuzluktan dış komploları sorumlu tutmaya devam etti. Ulusal diyalog çağrıları, muhalefet tarafından reddedildi.
27 Haziran 2011
Suriye hükümeti, bazı Suriyeli muhalif liderlerin Şam’da bir otelde halka açık bir toplantı yapmasına izin verdi.
1 Temmuz 2011
Suriye genelinde düzenlenen büyük gösteriler devam etti. Hama’da onbinlerce kişi sokak protestolarına katıldı.
3 Temmuz 2011
Rejim tankları ve birlikleri Hama’ya sevk edildi. Güvenlik güçleri evlere baskın düzenledi ve muhalif olduğundan şüphelenilen kişileri tutukladı.
7 Temmuz 2011
Suriye ordusunun Hama’daki eylemlerinin bir katliama yol açabileceği yönündeki endişeler sürerken, ABD’nin Suriye Büyükelçisi Hama’yı ziyaret ederek protestocularla dayanışma gösterdi. Suriye hükümeti bu ziyareti kınayarak, bunu ABD’nin Suriye’deki protestoları kışkırttığına dair bir kanıt olarak nitelendirdi.
8 Temmuz 2011
Hama’da kitlesel gösteriler düzenlenirken, Fransa’nın Suriye Büyükelçisi de protestoculara destek vermek üzere kente geldi.
11 Temmuz 2011
Esed destekçisi kalabalıklar, Şam’daki ABD ve Fransız Büyükelçiliğine saldırdı. Bazı göstericiler ABD elçiliğinin duvarlarına tırmanarak binanın bazı bölümlerini tahrip ederken, elçilik korumaları kontrolü yeniden sağlamayı başardı. Olaylarda yaralanan olmadığı bildirildi. Fransız Büyükelçiliği’nde ise korumalar havaya ateş açarak kalabalığı durdurdu. ABD’li ve Fransız yetkililer, Suriye hükümetini bu saldırıların gerçekleşmesine izin vermekle suçladı.
25 Temmuz 2011
Suriye kabinesi, ülkede yeni siyasi partilerin kurulmasına olanak tanıyan yasa tasarısını onayladı. Suriye muhalefetine göre yasa, Esed rejimi tarafından herhangi bir partiyi diskalifiye etmek için kullanılabilecek hükümler içeriyordu.
29 Temmuz 2011
Suriye ordusundan ayrılan bir grup, muhalif bir milis gücü olan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kurulduğunu duyurdu. Duyuruda, Suriye ordusunun diğer mensuplarına da protestoculara karşı şiddete katılmak yerine ordudan ayrılmaları çağrısında bulunuldu.
3 Ağustos 2011
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Suriye hükümetini göstericilere karşı şiddet kullandığı için kınadı.
4 Ağustos 2011
Esed, yeni siyasi partilerin kurulmasına izin veren yasa tasarısını derhal yürürlüğe koyan bir kararname yayınladı.
8 Ağustos 2011
Esed rejimine yönelik artan diplomatik izolasyonunun bir işareti olarak Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan Suriye’deki büyükelçilerini geri çağırdı.
17 Ağustos 2011
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile bir telefon görüşmesi yapan Esed, Suriye’deki askeri ve polis operasyonlarının durduğunu öne sürdü. Ancak saldırı ve sivil kayıplarına ilişkin haberler gelmeye devam etti.
18 Ağustos 2011
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron, Esed’in görevi bırakması için çağrıda bulunan açıklamalar yaptı.
23 Ağustos 2011
BM insan hakları yetkilileri, Mart ortasından bu yana 2 bin 200’den fazla kişinin Suriye güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü bildirdi. BM İnsan Hakları Konseyi, insanlığa karşı işlenmiş olası suçlara ilişkin soruşturma açılması yönünde oy kullandı.
2 Eylül 2011
Yaptırımları güçlendiren AB, Suriye’den petrol ithalatının yasaklanmasını kabul etti.
8 Eylül 2011
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Esed’e protestoculara yönelik şiddete son vermesi çağrısında bulundu. Ahmedinejad’ın açıklamasını, bazı İranlı yetkililerin Suriyeli protestocuların taleplerinin meşruiyetini kabul eden birkaç açıklaması takip etti. Daha önce Esed rejiminin en yakın müttefiki olduğu düşünülen İran, Esed’in protestolara verdiği tepkiyi alenen desteklemeye devam etti.
15 Eylül 2011
Suriyeli muhalif aktivistlerin İstanbul’da dört gün süren konferansının ardından 140 kişi Suriye muhalefetini temsil eden Suriye Ulusal Konseyi’ni oluşturmak üzere seçildi.
27 Eylül 2011
Hükümet güçleri ile silahlı muhalifler arasındaki ilk büyük çaplı çatışmada, Suriye birlikleri Rastan kentinde ÖSO mensupları da dahil olmak üzere ordudan ayrılanlarla çatıştı. Beş gün süren çatışmaların ardından rejim güçleri şehrin kontrolünü ele geçirdi.
2 Ekim 2011
Suriye Ulus Konseyi, uluslararası toplumu Suriye’deki protestocuları savunmaya çağıran bir açıklama yayınladı.
4 Ekim 2011
Çin ve Rusya, Suriye hükümetinin baskılarını kınayan ve protestoculara karşı şiddetin devam etmesinin uluslararası yaptırımlara yol açabileceğini belirten BMGK kararını veto etti.
14 Ekim 2011
BM, protestoların başlamasından bu yana 200’e yakını çocuk olmak üzere 3 bin kişinin öldürüldüğünü açıkladı.
29 Ekim 2011
Arap Birliği, Suriye hükümetinin protestoculara karşı şiddet kullanmasını kınadı.
1 Kasım 2011
Katar Dışişleri Bakanı, Suriye’nin Arap Birliği’nin rejim ile muhalefet arasında diyalog kurulmasını öngören planını kabul ettiğini açıkladı. Plan, Suriye hükümetinin protestoculara karşı şiddete son vermesini, gazetecilerin ülkeye girişine izin vermesini ve siyasi tutukluları serbest bırakmasını öngörüyordu.
8 Kasım 2011
BM, protestoların başlamasından bu yana 3 bin 500 kişinin öldürüldüğünü tahmin eden yeni bir rapor yayınladı. Suriye hükümetinin askerlerini şehirlerden çekme konusunda anlaştığı bildirilmesine rağmen şiddet devam etti.
12 Kasım 2011
Arap Birliği, Suriye’nin üyeliğini askıya almak için oylama yaptı. Arap diplomatlar Suriye’yi Arap Birliği’nin barış anlaşmasını uygulamadığı için eleştirdi. Bu oylamanın ardından, Suriye’deki Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Fransa’ya ait büyükelçilik ve konsolosluklar öfkeli kalabalıklar tarafından saldırıya uğradı.
16 Kasım 2011
ÖSO, Şam yakınlarında orduya ait birkaç kontrol noktasına ve hava kuvvetlerine ait bir istihbarat üssüne saldırdı. Başkent Şam yakınlarında hükümet güçlerini hedef alan ilk saldırılar, birçok kişi tarafından silahlı muhalefetin artan özgüveninin bir göstergesi olarak görüldü.
27 Kasım 2011
Arap Birliği, Suriyeli üst düzey yetkililerin diğer Arap ülkelerine seyahat etmelerinin yasaklanması, Esed rejimiyle bağlantılı mal varlıklarının dondurulması ve Suriye ile diğer Arap ülkeleri arasındaki ticari uçuşların yasaklanması da dahil olmak üzere, Suriye’ye karşı yaptırımlar uygulanmasını onayladı. Türkiye, Arap Birliği’nin yaptırımlarını kabul edeceğini açıkladı.
7 Aralık 2011
Esed, ABD merkezli bir televizyon kanalına verdiği röportajda hükümetinin protestolara verdiği tepkiyi savundu ve güvenlik güçlerine protestocuları öldürme emri verdiğine dair haberleri reddetti. Ülkedeki karışıklıkların silahlı suç çetelerinin işi olduğunu ve şiddetin başlıca kurbanlarının güvenlik güçleri mensupları ve hükümetin sivil destekçileri olduğunu savundu.
12 Aralık 2011
Suriye, birçok şehirde çatışmalar devam ederken yerel meclisler için seçim düzenledi. Muhalefet oylamayı önemsiz bularak, boykot çağrısı yaptı.
13 Aralık 2011
İç savaş korkusu artarken, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, protestoların başlamasından bu yana 5 binden fazla kişinin öldürüldüğünü bildirdi.
19 Aralık 2011
Suriye, Arap Birliği gözlemcilerinin, Suriye’nin Kasım ayında kabul ettiği Arap Birliği barış planının uygulanmasını gözlemlemek üzere ülkeye girmesine izin veren bir anlaşma imzaladı.
22 Aralık 2011
İlk Arap Birliği gözlemcileri Suriye’ye gitti. Suriye muhalefeti, kendi ülkesinde insan hakları ihlalleri yapmakla suçlanan, Sudanlı general Mustafa el-Dabi’nin heyetin başına olmasına itiraz etti.
23 Aralık 2011
Şam’da düzenlenen iki saldırıda onlarca kişi öldü. Suriyeli yetkililer, patlamaların El Kaide’ye bağlı canlı bombalar tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Muhalefet liderleri, saldırıların hükümet tarafından, rejimin “İslamcı radikallerin ayaklanmasıyla” karşı karşıya olduğu yönündeki iddialarını kanıtlamak için düzenlendiğini ileri sürdü.
27 Aralık 2011
Arap Birliği heyetinin geri kalanı da Suriye’ye ulaştı. Gözlemcilerin Suriye’deki durumla ilgili ilk açıklamaları olumlu olsa da, heyet henüz şehirdeyken Humus’ta protestoculara yönelik şiddetin devam ettiğine dair haberler gelmeye devam etti.
2 Ocak 2012
Arap Birliği Genel Sekreteri Nabil El-Arabi düzenlediği basın toplantısında, Arap Birliği gözlemcilerinin varlığına rağmen, Suriye rejim güçlerinin göstericileri öldürmeye devam ettiğini kabul etti. Arabi, gözlemcilere göre Suriye hükümetinin zırhlı araçları ve tankları şehirlerden çekerek, Arap Birliği planına kısmen uyduğunu da söyledi.
4 Ocak 2012
Muhalif gruplar Suriye hükümetini, bazı askeri zırhlı araçları polise ait benzer araçlarla değiştirerek ve diğer araçları bariyerlerin arkasında gizleyerek askeri güçlerini şehirlerden çekme anlaşmasından kaçmakla suçladı.
28 Ocak 2012
Arabi, Suriye’de şiddetin artmasını gerekçe göstererek, Arap Birliği misyonunun askıya alındığını duyurdu. Duyuru, bazı Arap ülkelerinin güvenlik endişesiyle izleme heyetindeki üyelerini geri çekmelerinin ardından geldi.
4 Şubat 2012
Rusya ve Çin, Esed rejiminin şiddet içeren baskılarını kınayan ve SuriyeEde demokratik bir siyasi sisteme geçiş çağrısında bulunan BMGK kararını veto etti. Çinli ve Rus yetkililer, bu kararın Suriye hükümeti üzerinde aşırı baskı oluşturduğunu ve siyasi çözüm olasılığını azalttığını öne sürdü.
Suriye ordusu, muhaliflerin kalesi olan Humus şehrine saldırı başlattı. Şehrin ağırlıklı olarak Sünni mahalleleri topçu ve keskin nişancı ateşiyle hedef alındı ve çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Bu saldırılar birkaç hafta boyunca devam etti.
15 Şubat 2012
Suriye hükümeti yeni anayasa taslağını referanduma götürme planlarını hızlandıracağını ve referandumu 26 Şubat’a ertelediğini açıkladı. Suriyeli yetkililer tarafından demokratik reformlar içerdiği için övülen anayasa taslağı, muhalefet ve uluslararası toplumun büyük bir kısmı tarafından “dikkatleri ülkedeki şiddetten başka yöne çekmeyi amaçlayan” bir oyun olarak görüldü.
16 Şubat 2012
BM Genel Kurulu, Suriye hükümetinin baskılarını kınayan ve Esed’i istifaya çağıran, bağlayıcı olmayan bir kararı kabul etti.
23 Şubat 2012
BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan, Suriye için BM ve Arap Birliği ortak barış elçisi olarak atandı.
26 Şubat 2012
Şiddet devam ederken, Suriye yeni anayasa taslağı için referanduma gitti.
27 Şubat 2012
Suriyeli yetkililer, anayasaya ilişkin referandumunun yüzde 90’a yakın bir oy oranıyla kabul edildiğini ve katılımın yüksek olduğunu açıkladı. Muhalefet, yaygın şiddet olaylarının ortasında kısa bir süre önce yapılan referandumun gayrimeşru sayılması gerektiğini ifade etti.
29 Şubat 2012
BM’den bir yetkili, Suriye hükümetinin protestoların başlamasından bu yana düzenlediği saldırılarda 7 bin 500’den fazla sivilin öldüğünü bildirdi.
11 Mart 2012
Annan’ın Esed ile yaptığı ilk görüşmeler, çok az ilerleme olduğuna dair işaretle sona erdi.
16 Mart 2012
Annan, BMGK’ya bir barış planı sunarak, Suriye hükümetini muhalefete karşı şiddet kullanmayı bırakmaya ve BM tarafından denetlenecek bir ateşkesi kabul etmeye çağırdı.
22 Mart 2012
BMGK’nın 15 üyesinin tamamı, şiddete son vermemesi halinde Suriye’yi daha ileri adımlar atmakla tehdit eden bir bildiriyi kabul etti.
27 Mart 2012
Annan, Suriye’nin BM destekli barış planını kabul ettiğini açıkladı.
2 Nisan 2012
Annan, Esed’in ateşkesin uygulanması ve BM barış planının gerektirdiği şekilde ağır silahların şehirlerden çekilmesi için 12 Nisan’ı son tarih olarak kabul ettiğini duyurdu. İlerleyen günlerde medyada yer alan haberler şiddetin tırmandığına işaret etti.
12 Nisan 2012
BM destekli ateşkes yürürlüğe girdi. Suriye güçleri tarafından uygulanan şiddetin azaldığı bildirildi.
14 Nisan 2012
Suriye güçlerinin siviller ve muhalif savaşçılara yönelik saldırılara yeniden başladığı yönündeki haberler üzerine, BMGK ateşkesi gözlemlemek üzere Suriye’ye bir gözlemci ekibinin gönderilmesine izin veren bir karar aldı. İlk gözlemciler, kararın ertesi günü Suriye’ye ulaştı.
19 Nisan 2012
Şiddet olayları tırmanırken, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Suriye’nin BM barış planının şartlarına uymadığını ve ateşkesin ihlal edilmesinden hem hükümet, hem de muhalif güçlerin sorumlu olduğunu belirtti.
7 Mayıs 2012
Suriye hükümeti parlamento seçimlerini düzenledi. Suriye Halk Meclisi’nin zayıflığı ve ülkede devam eden şiddet olayları göz önüne alındığında seçimler muhalefet tarafından anlamsız olarak nitelendirildi.
10 Mayıs 2012
Şam’daki bir askeri üste meydana gelen çifte intihar saldırısında 50’den fazla kişi öldü. Suriye hükümeti saldırıdan muhalif grupları suçlarken, muhalifler ise saldırının rejim tarafından muhalefeti itibarsızlaştırmak için düzenlendiğini iddia etti. Suriye’de faaliyet gösteren radikal militan grup Nusra Cephesi tarafından yayınlandığı iddia edilen bir videoda saldırının sorumluluğu üstlenildi. Ancak günler sonra grubun sözcüleri videonun sahte olduğunu açıkladı ve saldırının sorumluluğunu reddetti.
25 Mayıs 2012
Humus’un kuzeyindeki Hula olarak bilinen bölgede 100’den fazla kişi öldürüldü ve kurbanların çoğu Taldou köyündendi.
BM gözlemcileri, ölenlerin çoğunun evlere yapılan baskınlarda öldürüldüğünü ve saldırılarda yaklaşık 50 çocuğun hayatını kaybettiğini doğruladı. Görgü tanıkları ve muhalefet üyeleri, saldırıların Suriye rejim güçleri ve hükümete bağlı sivil milisler tarafından gerçekleştirildiğini iddia ederken, hükümet muhalifleri suçladı.
28 Mayıs 2012
ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda Batılı ülkenin hükümetleri, Hula’daki katliama tepki olarak Suriyeli diplomatları sınır dışı etti.
6 Haziran 2012
Esed, Baas Partisi’nin üst düzey isimlerinden Riyad Hicab’ı başbakan olarak atadı.
16 Haziran 2012
BM, devam eden şiddet ortamında gözlemcilerin güvenliğini sağlamanın zorluğunu gerekçe göstererek, Suriye’deki gözlem operasyonlarını askıya aldı.
22 Haziran 2012
Türkiye’ye ait bir keşif uçağı Suriye hava sahası yakınlarında Akdeniz’e düştü. İlerleyen günlerde hem Türk, hem de Suriyeli yetkililer jetin Suriye hava savunması tarafından düşürüldüğünü kabul etti, ancak Türkiye ve Suriye uçağın Suriye hava sahasına “ne zaman ve ne kadar süreyle” girdiği konusunda farklı açıklamalar yaptı. Olay, Türkiye’nin Suriyeli muhalif savaşçılara verdiği destek nedeniyle zaten anlaşmazlık içinde olan iki ülke arasındaki askeri gerilimi daha da derinleştirdi.
14 Temmuz 2012
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Suriye’deki çatışmayı “iç savaş” olarak sınıflandıracağını duyurdu. Bu yeni tanımlama, savaşan unsurların uluslararası insancıl hukuka tabi oldukları ve savaş suçlarından yargılanabilecekleri anlamına geldi.
18 Temmuz 2012
Şam’daki Ulusal Güvenlik binasında meydana gelen patlamada muhaliflere yönelik baskılardan sorumlu çok sayıda üst düzey Suriyeli asker ve güvenlik yetkilisi öldü ya da yaralandı. Patlamada ölenler arasında Esed’in eniştesi ve en yakın danışmanlarından biri olan Asıf Şevket ve Savunma Bakanı Davud Raciha da vardı. Suriye devlet medyası saldırının bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Ancak ÖSO’nun üst düzey üyeleri, patlayıcıların Suriye güvenlik servisleri içindeki çifte ajan tarafından yerleştirildiğini ve uzaktan patlatıldığını öne sürdü.
2 Ağustos 2012
Krize çözüm bulamayan Annan, BM ve Arap Birliği’nin Suriye barış elçiliği görevinden istifa etti. Cezayirli diplomat Lahdar İbrahimi, Annan’ın yerine atandı.
6 Ağustos 2012
Suriye’nin yeni atanan başbakanı Riyad Hicab, ailesiyle birlikte Ürdün’e kaçarak iltica etti. Hicab, firarının ardından Esed rejiminin yakında çökeceğini öne sürdü.
16 Ağustos 2012
BM, Suriye’deki izleme misyonunu resmen sona erdirdi.
13 Eylül 2012
İbrahimi, Esed ve diğer üst düzey Suriyeli yetkililerle ilk kez görüşmek üzere Şam’a gitti.
24 Eylül 2012
Suriye’ye yaptığı ilk ziyaretin ardından New York’taki BM merkezinde konuşan İbrahimi, Suriye’deki durumun kötüye gitmeye devam ettiğini ve yakın gelecekte müzakere edilmiş bir barış şansı konusunda kötümser olduğunu belirtti.
25 Eylül 2012
Halep’teki şiddetli çatışmaların ortasında çıkan yangın, kentin 15. ve 16. yüzyıllardan kalma tarihi kapalı çarşısında bulunan yüzlerce dükkanı yok etti.
11 Kasım 2012
Suriyeli muhalif liderler, Katar’da bir hafta süren müzakerelerin ardından Suriye Devrimci ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) kurulduğunu duyurdu. Muhalefeti etkili bir şekilde temsil edemeyecek kadar dar görüşlü olduğu düşünülen İstanbul merkezli Suriye Ulusal Konseyi, yeni koalisyonun liderlik konseyindeki sandalyelerin yaklaşık üçte birini elinde bulundurdu. Daha sonra koalisyon, onlarca ülke tarafından Suriye halkının meşru temsilcisi olarak tanındı.
2 Ocak 2013
BM, çatışmaların başladığı 2011 yılından bu yana 60 bin kişinin öldürüldüğünü tahmin etti.
30 Ocak 2013
Suriyeli yetkililer, İsrail’i Şam yakınlarındaki bir Suriye askeri araştırma tesisine hava saldırısı düzenlemekle suçladı. İsrail saldırıları resmen kabul etmese de, resmi olmayan raporlara göre İsrail jetleri Lübnan’daki Hizbullah’a gelişmiş silahlar taşıyan bir konvoyu hedef aldı.
19 Mart 2013
Halep yakınlarındaki bir kasabada, kimyasal silah içeren füzelerin kullanıldığı bildirildi. Her iki taraf da diğerini kimyasal madde kullanmakla suçladı, ancak iddialar kanıtlanamadı.
19 Mayıs 2013
Suriye ordusu, ülkenin batısında muhaliflerin elinde bulunan stratejik öneme sahip el-Kuṣayr kasabasına karşı saldırı başlattı. Suriye hükümetinin müttefiki olan Lübnanlı militan grup Hizbullah’a mensup binlerce milis de savaşta yer aldı.
25 Temmuz 2013
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, BM’nin çatışmaların başlamasından bu yana 100 binden fazla insanın öldürüldüğünü tahmin ettiğini açıkladı.
21 Ağustos 2013
Suriye muhalefeti, Esed yanlısı güçleri ŞamEın banliyölerinde kimyasal silah saldırılarında yüzlerce kişiyi öldürmekle suçladı. Saldırıların gerçekleştiği yerde çekilen görüntülerde, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu kurbanların solunum sıkıntısı çektiği ve kasılmalar geçirdiği görüldü. Diğer videolarda ise gözle görülür bir yaralanma belirtisi olmayan çok sayıda yetişkin ve çocuğun öldüğü görüldü. Suriyeli yetkililer, kimyasal madde kullanıldığını reddetti ve eğer böyle bir silah kullanıldıysa bunun sorumlusunun muhalif güçler olduğunu iddia etti.
22 Ağustos 2013
BM, Avrupa ve ABD’den yetkililer, daha önceki kimyasal silah kullanımı iddialarını araştırmak üzere Ağustos ayı başında Suriye’ye giren BM silah denetçilerine, son saldırıların gerçekleştiği iddia edilen bölgelere derhal erişim izni verilmesini talep etti.
25 Ağustos 2013
Esed, BM müfettişlerinin iddia edilen saldırı yerlerine erişimine izin verdi.
26 Ağustos 2013
BM müfettişleri saldırıların gerçekleştiği iddia edilen bölgelere giderken, kimliği belirsiz silahlı kişilerin ateşiyle karşılaştı, ancak sonunda kanıt toplamaya başlamak üzere bölgelere ulaşmayı başardılar.
30 Ağustos 2013
ABD Başkanı Barack Obama, Esed rejiminin kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialara karşılık olarak, Suriye’deki hedeflere yönelik sınırlı bir askeri harekatı değerlendirdiğini açıkladı.
9 Eylül 2013
Rusya, Suriye’nin kimyasal silah stokunun uluslararası kontrol altına alınması için bir plan önerdi.
14 Eylül 2013
ABD, Rusya ve Suriye, Şam’ın kimyasal silah stokunun uluslararası kontrol altına alınmasını öngören bir plan üzerinde anlaşmaya vardı.
16 Eylül 2013
BM denetçilerinin raporu, 21 Ağustos’taki saldırılarda sinir gazı sarin taşıyan füzelerin büyük çapta kullanıldığını doğruladı. Ancak raporda saldırılardan hangi tarafın sorumlu olduğu belirtilmedi ve kurbanların tam sayısı verilmedi.
22 Ocak 2014
Çatışmaya müzakere yoluyla bir son vermek umuduyla İsviçre’de Cenevre II adlı uluslararası bir konferans düzenlendi. Ancak hiçbir ilerleme kaydedilmedi ve oturumlara Şubat ayında ara verildi.
23 Haziran 2014
Suriye hükümetinin beyan ettiği son kimyasal silah stoku, Eylül 2013’te varılan ABD-Rusya anlaşmasının şartları uyarınca ülkeden çıkarıldı.
30 Haziran 2014
Suriye’deki topraklara ek olarak, Irak’ta da önemli toprak kazanımları elde eden radikal militan grup IŞİD, liderliğini Ebubekir el-Bağdadi’nin yaptığı bir halifelik ilan etti.
23 Eylül 2014
ABD ve Arap ülkelerinden oluşan koalisyon, IŞİD’e karşı yürüttükleri hava operasyonunu Irak’ın yanı sıra Suriye’deki hedefleri de vuracak şekilde genişletti.
20 Mayıs 2015
IŞİD, Suriye’nin doğusunda zengin bir Greko-Romen anıt koleksiyonuna sahip antik bir kent olan Palmira’nın kontrolünü ele geçirdi. IŞİD daha sonra militanların tarihi eserleri ve yapıları yıkarken çektikleri fotoğraf ve videoları yayınladı.
30 Eylül 2015
Rusya, Suriye’de muhaliflere karşı ilk hava saldırılarını gerçekleştirdi.
Mart 2016
Hizbullah milisleri ve Rus savaş uçakları ile desteklenen Suriye birlikleri, Palmira’yı IŞİD’den geri aldı.
22 Eylül 2016
Kısa süreli ateşkesin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Rusya ve Suriye hükümet güçleri Halep’te muhaliflerin elindeki bölgeleri ağır bombardımana tutmaya başladı.
22 Aralık 2016
Suriye hükümeti, son muhalif güçlerin de şehirden tahliye edilmesinin ardından Halep’te zafer ilan etti.
30 Aralık 2016
Rusya ve Türkiye’nin arabuluculuğunda, muhalif güçler ile hükümet arasında ateşkes yürürlüğe girdi.
7 Nisan 2017
ABD, hükümet güçlerinin Han Şeyhun’daki muhaliflere karşı gerçekleştirdiği kimyasal silah saldırısına misilleme olarak, hükümet kontrolündeki Şayrat hava üssünü onlarca seyir füzesiyle vurdu.
6 Haziran 2017
Çoğunluğu Kürtlerden oluşan ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG), IŞİD’in Suriye’deki fiili başkenti Rakka’ya bir saldırı düzenledi. Saldırı, ABD’ye ait savaş uçakları ve özel kuvvetleri tarafından desteklendi.
17 Ekim 2017
SDG, Rakka’nın IŞİD militanlarından temizlendiğini duyurdu.
3 Kasım 2017
Hükümet yanlısı Suriye birlikleri, IŞİD’i Suriye'nin doğusundaki Deyri Zor’dan çıkardı.
14 Nisan 2018
ABD, İngiltere ve Fransız kuvvetleri, bir hafta önce Duma’da düzenlenen kimyasal silah saldırısına karşılık olarak, Şam ve Humus yakınlarındaki kimyasal silah tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenledi.
Mayıs 2018
İsrail’in Suriye’deki İran ordusunu hedef alan bir dizi saldırısının ardından İran, Suriye topraklarından Golan Tepelerini vurdu. İsrail, Suriye’deki düzinelerce İran askeri tesisine karşı yaylım ateşiyle karşılık verdi.
Haziran-Temmuz 2018
Suriye hükümet güçleri, güneybatı bölgesini muhalif güçlerden geri almak için bir saldırı başlattı. Saldırı başlangıçta Dera vilayetine odaklanırken, daha sonra Kuneytra vilayeti de dahil olmak üzere çevre bölgelere doğru genişledi. Muhaliflerin İdlib vilayetine güvenli geçiş karşılığında teslim olmalarının ardından bölge başarıyla ele geçirildi.
15 Ekim 2018
Rusya ve Türkiye arasında bir ay önce müzakere edilen anlaşmaya göre, İdlib ve çevresinde bir tampon bölge uygulandı. Anlaşma, hükümetin muhaliflerin elindeki son bölgeyi de ele geçirmeye yönelik potansiyel yıkıcı girişimini yatıştırmayı amaçladı.
Nisan-Haziran 2019
İdlib, Rusya’nın hava saldırılarıyla desteklenen Suriye rejim güçlerinin saldırısına uğradı, ancak muhalif güçler çatışmaları komşu Hama vilayetine geri püskürtmeyi başardı.
9 Ekim 2019
Türkiye, ABD’nin böyle bir operasyona karşı koymayacağını açıklamasından günler sonra, Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG’nin bulunduğu bölgeye Barış Pınarı Harekatı isimli bir askeri operasyon başlattı.
28 Şubat-5 Mart 2020
Türkiye ve Rusya tarafından desteklene Suriye rejim güçleri, onlarca Türk askerinin öldürülmesinin ardından doğrudan karşı karşıya geldi. Çatışmalar, Türkiye ve Suriye’nin müttefiki Rusya’nın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkesin ardından sona erdi.
7 Mayıs 2023
Arap Birliği, Suriye hükümetini yeniden göreve getirmek için oylama yaptı. Rejimin üç yıl boyunca Suriye’nin büyük bölümünün kontrolünü elinde tutmayı başarmasının ardından, Arap liderler ilişkileri normalleştirmeye ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşü de dahil olmak üzere uluslararası konularda Suriye ile işbirliği yapmaya çalıştı.
17 Eylül-26 Kasım 2024
Komşu Lübnan’da Hizbullah ve İsrail güçleri arasındaki çatışmalar, Ekim ayında cephe hatlarını güçlendirmek için Suriye’den milislerini geri çeken Hizbullah için büyük bir gerilemeye yol açtı. İsrail ile yapılan kırılgan bir ateşkes anlaşması, 26 Kasım’da Hizbullah’a sınırlı bir manevra alanı bıraktı.
27 Kasım 2024
Önde gelen muhalif güç Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) Halep’i geri almak üzere yeni bir saldırı başlattı. Muhalif gruplar, birkaç gün içinde Halep şehir merkezine girdi ve 29 Kasım’da rejim güçleri şehirden tamamen çekildi.
Bu saldırılardan sonra önemli bölgeler el değiştirdi, Suriye haritası beş günde değişti. Halep’in büyük bölümünde kontrol sağlayan muhalifler, Hama’ya ilerleyerek birçok noktayı ele geçirdi.
Muhalif güçlerin bölgedeki ilerleyişi sürüyor.