İzlanda Türkler İçin “Güvenli” Mi?
14.02.2025 - 09:59 | Son Güncellenme: 28.09.2026 - 15:52
Avrupa’nın en batısındaki ülke olan İzlanda, daha çok görkemli doğal özellikleriyle dünyanın ilgisini çekiyor. Başkenti Reykjavik, “Avrupa’nın en kuzeyindeki başkent” ünvanına sahipken, ülke nüfusunun 4’te 1’ine ev sahipliği yapıyor. Ülke hem aktif volkanlarla hem de buzullarla kaplı kara alanlarıyla büyük bir tezat yaratıyor. Bu izole, doğasıyla kendine hayran bırakan, lavların ve buzulların ülkesi İzlanda, “zıtlıkların” ülkesi olarak da kabul ediliyor.
Ülkenin yüzde 11'i buzulla kaplı ve suyla çevrilidir. Öyle ki, küresel ısınma devam ederse yükselen su seviyeleri ve eriyen buzlar yüzyıllar sonra İzlanda’yı yutabilir.
Bir tarafta buzullar her şeyi dondururken, diğer tarafta ise lavlar çevresindeki her şeyi yakar ve tam anlamıyla kül eder. Volkanik bir ada olan İzlanda’da ciddi seviyelerde volkanik patlamalar meydana gelmekte. Buna yakın tarihten bir örnek vermek gerekirse; 2010 yılında, 1.666 metre yükseklikteki Eyjafjallajokull Yanardağı patlamış, atmosfere yüksek miktarda kül püskürtmüş ve bu nedenle Avrupa’nın hava trafiği haftalarca aksamıştı.
Grönland Denizi ile Kuzey Atlantik Okyanusu arasında kalan İzlanda, Birleşik Krallık’ın kuzeybatısındadır.
Lavların ve buzulların yanı sıra İzlanda, fiyortlarıyla da ünlü bir ülke. Dağ sıralarına, buzul platolarına ve buzulların oyduğu derin koylar yani “fiyortlar”la çevrelenmiş bir kıyı şeridine sahiptir İzlanda…
Şimdiye kadar anlattıklarımız İzlanda’nın muhteşem doğasının çok küçük bir kısmı aslında. İzlanda, doğal güzellikleriyle turistleri kendine çekiyor. Öyle ki, nüfusu yarım milyonu bile bulmayan bu küçük ülke, 2023 yılında 2,2 milyon turist ağırladı.
İzlanda hakkında temel bilgiler
Resmi Adı: İzlanda Cumhuriyeti
Başkent: Reykjavík
Hükümet Şekli: Anayasal Cumhuriyet
AB Üyesi: Hayır
AEA (Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması) Üyesi: 1 Ocak 1994'ten beri
NATO Üyesi: 4 Nisan 1949'dan beri
Nüfus: 393.000 (2023, World Bank)
Resmi Dil: İzlandaca (Diğerleri: Danca, İngilizce, İskandinav dilleri, Almanca)
Para: İzlanda Kronası
Yüzölçümü: 103.001 kilometre kare
Dünyanın en güvenli ülkesi İzlanda: Neden?
Yakınındaki her şeyi kül eden aktif volkanlarına ve devasa buzullarına rağmen İzlanda, sürekli olarak dünyanın en güvenli ülkesi seçiliyor. Peki, İzlanda neden bu kadar güvenli?

Küresel Barış Endeksi raporlarına göre, İzlanda, 2008 yılından beri insanlar için “dünyanın en güvenli ülkesi”. Her yıl açıklanan raporda, sağlık hizmetinin kalitesinden ülkenin ulusal çapta bir savaşa katılmasına ve cinayet oranına kadar insanların refahını ve güvenliğini etkileyen birçok faktör değerlendirilir.
İşte İzlanda’yı dünyanın “en güvenli ve emniyetli” ülkesi yapan özellikleri:
- Refah seviyesi ve sağlık hizmetlerinde kalite yüksek.
- Kara alanlarında tehlikeli, zehirli canlı türü yok denebilecek kadar az ve olanlar genellikle koruma altındaki canlılar.
- Eşitlik ve adalet sistemi gelişmiş durumda.
- Suç oranı düşük (düşük hırsızlık oranlarının yanı sıra, İzlanda'daki cinayet oranı yılda sadece 0 ila 1,5'tir. 2018 yılında İzlanda’da hiç cinayet işlenmemiştir.)
- Her mahalle küçük bir kasaba gibi (şehrin her mahallesinin kendine ait bir spor takımı, okulu, yüzme havuzu ve oyun alanı var.)
Peki, dünyanın en güvenli ülkesi İzlanda Türkler için de yeterince güvenli mi?
İzlanda hakkında geniş çaplı bilgi vermeye devam etmeden önce yakın tarihe kadar İzlanda’da Türk öldürmenin suç sayılmadığı yönündeki iddiayı inceleyelim…
“İzlanda’da 1970’lere kadar Türk öldürmek suç değildi” iddiası
Gözlerden uzak olmasına rağmen İzlanda, tarihsel süreçte kendini bir şekilde tehlike altında buldu. Danimarka, İsveç ve Norveçliler yani Vikingler, İzlanda’ya yelken açarak bölgeye yerleşti. Bazı kaynaklara göre ilk yerleşimleri yapanların Vikingler olduğu da söylenir. Birçok kez Avrupa ülkeleri tarafından istilaya uğradığı biliniyor.
Ancak bazı kaynaklar, İzlanda'nın bir dönem Türkler tarafında istilaya uğradığını yazıyor. İzlanda’da “Türk istilası” anlamına gelen “Tyrkjaránið” kelimesi de neyin nesi acaba? Tyrkjaránið kelimesinin ortaya çıkış nedeni, 1627 yılında İzlanda’nın, Osmanlı topraklarından gelen bir grup korsan tarafından saldırıya uğraması. Ve bu saldırılardan sonra İzlandalı bir yargıcın “Türk öldürmeyi suç saymadığı” yönünde bir karar çıkardığı iddiası bile var. Gelin hikayeyi anlatalım…
İzlanda'da “Türk istilası”
Küçük Murat Reis, 15 gemiden oluşan filosuyla Manş Denizi’ni aştıktan sonra, Danimarka ve Norveç kıyılarına baskın yaparak ilerlemiş ve 20 Haziran 1627’de İzlanda’nın kıyılarına ulaşmıştır. Sefer sırasında Austurland adıyla bilinen doğu bölgesi ve kıyıya yakın Vestmannaeyjar adası saldırıya uğramış, korsanlar burada genç ve sağlıklı insanları köle olarak esir almıştır.
Bu baskın süresince Osmanlı topraklarından gelen korsanların İzlanda’da 26 gün geçirdiği, 16 Temmuz’da bölgeden ayrıldığı kaydedilmektedir. Dönüşte, 400 kadar köle ve çeşitli ganimetlerle birlikte, 12 Ağustos'ta Cezayir'e ulaşmışlardır.
Bu sefer sırasında yer alan bir diğer önemli korsan da Yusuf Reis idi. İzlanda’dan 800 köle getiren Yusuf Reis, aynı saldırıya katılmış ve bölgedeki baskınlarda önemli bir rol oynamıştır.
O tarihlerde Avrupa’da, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan Müslümanlara genel olarak “Türk” deniliyordu. Bu sebepledir ki söz konusu baskınları yapanlar için “Türk” ifadesi kullanılmıştı. Ancak Murat Reis ne Türk’tü ne de aslında Berberi bölgesindendi, Cezayirliydi. Cezayirli korsanlar tarafından ele geçirildikten sonra bu ismi almış ve Müslüman olduğunu söylemişti. Aslen Hollandalı olduğu ve adının da Jan (Janszoon van Haarlem) olduğu kayıtlara geçmiştir. Üstelik, İzlanda’ya yapılan baskınlar Osmanlı Sarayı tarafından değil, Cezayirli ve Faslı korsanların yağma amaçlı yaptıkları saldırılardı.

Yusuf Reis’in ise gerçek adının Jack Ward olduğu biliniyor. Ward’ın hayatı hakkında kayıtlara geçen pek bir bilgi olmasa da onun da Jan gibi Avrupa kökenli olduğu, İngiltere Kent'deki Faversham'da doğmuş olabileceği bilgileri karşımıza çıkıyor.
Tarihçi Emrah Safa Gürkan da Sultanın Korsanları adlı eserinde, 1627’de İzlanda’ya yönelik düzenlenen korsan saldırılarının, Osmanlı Devleti’nin kararıyla değil, bağımsız hareket eden Cezayir’e ait üç gemi ve Fas’ın Sela limanından kalkan bir yelkenli tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor. Amacın fetih değil, yağma olduğuna dikkati çeken Gürkan, “Bu, bir yağma seferidir, fetih değil. İzlanda neden fethedilsin ki?” ifadesini kullandı.
Seferi düzenleyen denizcilerin çoğunluğunun etnik olarak Türk olmadığını vurgulayan Gürkan, “Bu korsanlar esasen Kuzeyli mühtedilerden, özellikle İngiliz ve Hollandalılardan oluşuyordu. İspanya-İngiltere savaşının ardından işsiz kalan bu denizciler Cezayir’e geçerek burada korsanlık yapmaya başlamışlardı. Çoğunluğu Müslüman olmuş, bir kısmı ise Hristiyan kalarak korsanlık faaliyetlerini sürdürmüştür.” dedi.
Asıl konuya gelecek olursak, iddialara göre bu saldırılar nedeniyle o tarihlerde bir İzlandalı yargıç, Türkler için “katli vaciptir” emri veriyor. Fakat İzlanda topraklarında bir Türk görülmesi halinde öldürülmesinin emredildiği ileri sürülen yasa hakkında hiçbir resmi belge ve kayıt yok.
Bu yasanın, 1990 yılında Türkiye ile İzlanda arasında oynanacak olan bir hentbol müsabakası öncesi fark edilip hızlıca yürürlükten kaldırıldığı iddiası da var. Ancak 1940 yılında kabul edilen mevcut ceza kanununda ve 1970’lerde yapılan değişikliklerde de bu tür bir hükme rastlanmıyor.
“İnsan” öldürmek suç
İzlanda yasalarına göre, insan öldürmek zaten suç. Yani kim olursa olsun bir insanı öldürmek suç kabul ediliyor ve bu konuda Türklere ya da herhangi bir gruba yönelik istisnai bir düzenleme mevcut değil.
İzlanda anayasası ve ceza kanunlarında yer alan "cinayet" yasağı, böyle bir düzenlemenin geçmişte çıkarılmış olması durumunda bile uygulamada bir karşılık bulamayacağını gösteriyor. Bu yüzden iddia edilen yasa, rivayet ve şehir efsanesinden öteye gidemiyor.

Öte yandan, bu iddia Reddit gibi forumlarda da zaman zaman tartışıldı. İzlandalı olduğunu belirten bazı kullanıcılar “şehir efsanesi” olduğunu ileri sürerken, bazıları ise gerçek bir bağlama dayandığını iddia ediyor. Bir İzlandalı kullanıcı, “20. yüzyıla gelindiğinde, bu tür yasalar artık geçerliliğini tamamen yitirmişti. İzlanda'da bu tür eylemler için uzun yıllardır yasal bir dayanak bulunmuyor ve bunu çağdaş yasaların veya tutumların bir yansıması olarak değil, tarihsel bir bağlamda anlamak önemlidir.” derken, bir başka İzlandalı ise yasanın on yıllar sonra zaten anlamsızlaştığını, çünkü kim olursa olsun insan öldürmenin yasaklandığını savundu.
“Türk istilası” İzlanda’nın kalbinde derin izler bıraktı
Gerçekten yaşanmış olduğu çeşitli tarihi kayıtlarla da ortaya çıkan şey, yaklaşık 400 kişinin esir alındığı bir saldırıdır. Esirlerin çoğu Kuzey Afrika’daki köle pazarlarında satılmak üzere götürülmüş ve ilk aylarda esirlerin bir kısmı hastalıktan ölmüştür. Hayatta kalanların büyük bir kısmı İslamiyet’i kabul ederken, yaklaşık 40 kişi ise sonunda serbest bırakılmıştır.
Bu trajik olay İzlandalılarda büyük bir etki yaratmış ve eserlere yansımıştır. Ünlü İzlandalı şair Hallgrímur Pétursson’un eşi Gudrídur Símonardóttir, yıllar süren Cezayir’deki esaretinin ardından İzlanda’ya geri dönmeyi başarmıştır. Hallgrímur Pétursson’un anısına, Reykjavik’te ülkenin en büyük ve en tanınmış kilisesi olan Hallgrímskirkja Kilisesi yapılmıştır.
Bu olay, İzlanda kültürü üzerinde derin izler bırakmış ve İzlandalılar, 1627’deki esaret saldırısının etkilerini pek çok sanat ürününde işlemiştir. “Tyrkjaránid” adlı halk şarkısı da bu eserlerden biridir.
İzlanda’da “İspanyol-Basklı görülürse öldürün emri” verilmişti
İzlanda’da bir yargıcın “Türklerin katli vaciptir” şeklinde bir emir verdiği iddiasının çürütülmesi şöyle dursun, benzer bir emrin İspanyollara yönelik verildiğine kesin gözüyle bakılıyor. Bask bölgesinden gelen İspanyolların İzlanda toprakları içinde görüldüğü yerde öldürülmesini emreden bir yasanın 2015’te yürürlükten kaldırıldığı haberini, Washington Post ve The Guardian gazeteleri dahil birçok uluslararası basın kuruluşu o tarihte duyurmuştu.
Washington Post’un bu konudaki 27 Mayıs 2015 tarihli haberi şu şekildeydi:
“Nisan ayının sonlarında, dünyanın en tuhaf yasalarından biri sessizce iptal edildi. İzlanda'nın Westfjords bölgesindeki yetkililer, bölgede bulunan herhangi bir Basklının görüldüğü yerde öldürülmesini emreden 400 yıllık bir kararı yürürlükten kaldırdı.”
Söz konusu yasanın çıkışı, “Türk istilasından” 12 yıl önce, 1615'te yerel halk ile İspanya'nın kuzey kıyılarından gelen bir grup balina avcısı arasındaki yanlış anlaşılmalar ve şüpheler sonucu 32 Basklının katledilmesiyle sonuçlanan korkunç bir olaydan kaynaklanıyor. Karar, o tarihlerde bölgenin yargıcı tarafından verilmişti. Ancak bu yasa her ne kadar 2015’te resmi olarak tarihe karışsa da öncesinde de herhangi bir İzlandalı’nın bu yasayı bahane ederek bir İspanyol'u öldürdüğüne dair hiçbir kayıt bulunmuyor.
Üstelik bu konuda, İzlandalı yerel halkın İspanyolları öldürerek büyük bir yanlış yaptığını kabullenen, yargıcın kararını eleştirenler de azımsanmayacak kadar çok. Örneğin, İzlandalı ünlü yazar Sjon, 2011 tarihli romanı From the Mouth of the Whale’de İspanyolların öldürülmesinden söz etmiş ve olayı gemi kazası geçiren denizcilere karşı gerçekleştirilen “iğrenç bir ihanet ve fırsatçılık” eylemi olarak tasvir etmiştir.

İşte, Türklere ve İspanyollara yönelik alındığı iddia edilen söz konusu yasalar ve arka planındaki rivayetler yahut tarihi olaylar bu şekildeydi… Şimdi, İzlanda’nın kültürü, doğası, ekonomisi gibi ülke hakkında bir çerçeve oluşturmamızı sağlayan bilgilere geçebiliriz…
İzlandalıların bir kısmı halen elflere inanıyor
İzlandalılar İskandinav kökenlidir ve genellikle uzun boylu, sarışın ve açık tenlidir. Nüfusun çeşitliliği az olduğundan, genetik araştırmacılar İzlandalılar arasındaki hastalıkları incelemiştir. Bu çalışmalar birçok kalıtsal hastalığın tedavisinin bulunmasına yardımcı olmuştur.
İzlandalılar geleneklerini ve dillerini korumaya özen gösterirler. Bazı İzlandalılar hala Kelt ve İskandinav kökenlerine dayanan elflere, trollere ve diğer efsanevi figürlere inanmaktadır.
Çoğu İzlandalı ülkenin güneybatı kesiminde yaşar.
Ülkenin resmi dili İzlandacadır. Okullarda ise hem Danca hem de İngilizce öğretilirken, üniversite eğitimiyse ücretsizdir.
Hentbol ve futbol çocuklar arasında en popüler iki spordur ancak yüzmeyi ve ata binmeyi de severler.
En yakın Avrupalı komşusu İskoçya'dan bile yaklaşık 800 kilometre uzakta olan, fiziksel olarak oldukça izole olan İzlanda, buna rağmen tarih boyunca Avrupa medeniyetinin bir parçası olmuştur.
Adaya ilk yerleşimlerin olduğu dönemde gerçekleşen kahramanlık olaylarını anlatan İzlanda destanları, Orta Çağ'ın en iyi edebi eserleri arasında kabul edilir.
Doğasıyla büyüleyen ülke
İzlanda'ya ilk yerleşimler başladığında tek kara memelisi tilkilerdi. Yeni gelenler evcilleştirilmiş hayvanları ve ren geyiklerini de beraberinde getirdi. Yaban hayatının çoğu koruma altındadır. Dört milli park ve 80'den fazla doğa koruma alanı bulunur.

Vatnajökull veya Vatna Buzulu, güneydoğu İzlanda'da 8 bin 400 kilometrekareyi kaplayan ve ortalama 900 metreden fazla buz kalınlığına sahip geniş bir buz alanıdır.
Buna karşın, İzlanda’da yaklaşık 200 volkan vardır ve bu, Dünya’nın toplam lav akışının üçte birine sahip olduğunu gösteriyor. Toplam kara alanının onda biri soğumuş lav yatakları ve buzullarla kaplıdır. İzlanda volkanik bölge olduğu için elektrik ve ısınma ihtiyacının neredeyse tamamı hidroelektrik enerjisinden ve jeotermal su rezervlerinden üretilir.

Soğuk kutup akıntıları ile sıcak Körfez Akıntısı arasında denge sağlayan bir kıyı iklimine sahip olduğu için kuzey ülkelerinden beklenenden daha ılımandır. Yazlar serin, kışlar ise ılımandır. Başkent Reykjavík'teki ortalama sıcaklık ocak ayında +0,4°C, temmuz ayında ise 12,5°C'dir. Tüm yıl için ortalama sıcaklık 5,5°C'dir. Kuzey kıyısı ve çoğu iç bölge tundra iklimine sahiptir.
İzlanda, patlayıcı gayzerleri, jeotermal kaplıcaları, Gullfoss gibi buzul kaynaklı şelaleleri ve balina izleme olanaklarıyla ünlüdür. Her yıl 270 binden fazla turist bu ülkeyi ziyaret eder.
Kimse aday olmayınca seçimsiz başkan oldu
Ülke, halk oylamasıyla dört yıllık bir süre için seçilen bir başkan tarafından yönetilir. Dönem sınırlaması yoktur, bu nedenle başkan halk tarafından başkası seçilene kadar iktidarda kalabilir.
Bu noktada, ilginç bir anekdot paylaşalım: 2008’de yapılması gereken seçim, o dönemde görev yapan ve 2012'de yeniden seçilen Ólafur Ragnar Grímsson'a karşı kimse aday olmadığı için yapılmadı bile.
Dünyanın en eski sürekli parlamentosu İzlanda'da
İlk yerleşimciler, basit bir hayat yaşamak isteyen İrlandalı dindar insanlardı. Ülke, Orta Çağ'da müreffeh bir yerdi. 930'da Althingi (Alþingishúsið) adlı bir ulusal meclis kurdular. Althingi, dünyanın en eski sürekli parlamentosudur.

İzlanda, Norveç'in bir parçasıydı ve ardından 500 yıldan fazla bir süre Danimarka tarafından yönetildi ancak ülke 1944'te bağımsız bir cumhuriyet oldu.
Bayraktaki renkler, adayı oluşturan üç unsuru temsil ediyor: Kırmızı, adanın volkanik yangınlarını; beyaz, adanın kar ve buz alanlarını ve mavi, çevresini kaplayan okyanusu simgeliyor.

Bu ülkede ekip biçecek alan yok denecek kadar az!
Balık ve balıkçılık ürünleri hala ülkenin ana gelir kaynağı olup, bunu alüminyum ve ferrosilikon ihracatı takip etmektedir. Son yıllarda biyoteknoloji, yazılım ve turizm gibi sektörlerde büyüme kaydedilmiştir.
İzlanda, Danimarka'nın 2,5 katı büyüklüğünde olsa da arazisinin yalnızca yüzde 1'inden biraz fazlası ürün yetiştirmeye uygundur. Ülkenin büyük bir kısmı buzullarla ve lav alanlarıyla kaplı olduğu için...
Faydalanılan kaynaklardan bazıları:
- https://www.britannica.com/place/Iceland
- https://www.visindavefur.is/svar.php?id=5718#
- https://www.icelandtours.is/blog/iceland-safest-country-in-the-world/
- https://archive.is/Oc8Ef#selection-1403.1-1426.0
- https://ferlir.is/tyrkjaranid-a-islandi/
- https://www.theguardian.com/world/2015/apr/29/basques-safe-iceland-district-repeals-decree-kill-on-sight