200 Yıl Önce İstanbul’un Taksi Şoförleri: Kayıkçılar 

Doç. Dr. Halim Gençoğlu, 18. yüzyıl İstanbul’unda kayıkçıların şehir içi ulaşımdaki rolünü ve Osmanlı toplumunun çok kültürlü yapısını Fokus+ için kaleme aldı. 
200-yil-once-istanbul-un-taksi-soforleri-kayikcilar.jpg

09.07.2026 - 14:55  |  Son Güncellenme:  14.08.2026 - 16:20

İstanbul’un tarihî dokusu, sadece mimari yapıları ve büyük olaylarıyla değil, günlük hayatın unsurlarıyla da zenginleşir. 18. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul, su yollarının yoğun kullanıldığı bir şehir olarak biliniyordu. Boğaz ve Haliç’in suları, şehrin ulaşımını sağlayan kayıklarla doluydu. Bu kayıkçılar, bugünün taksi şoförlerine benzer bir rol üstlenerek, yolcuları iskeleler arasında taşıyorlardı. 

(H. 1138-1151 / M. 1726-1738) tarihli belge 

İstanbul Mahkemesi 24 Numaralı Sicil’den (H. 1138-1151 / M. 1726-1738) alınan bu belge, dönemin iskelelerindeki kayık sahipleri ve çalışanlarının detaylı bir listesini sunuyor. Belge; Hasköy, Sütlüce, Aynalıkavak, Kasımpaşa, Tersâne-i Âmire ve Azapkapısı gibi önemli iskeleleri kapsıyor ve toplamda yüzlerce isim içeriyordu. 

Bu yazımızda bir arşiv belgesine dayanarak kayıkçıların memleketleri ve etnisiteleri üzerinden sınıflandırıp, dönemin İstanbul’undaki çok kültürlü yapısını ortaya koymaya çalışacağız. 

Osmanlı toplumunda kayıkçılık; Müslüman, Yahudi ve diğer gayrimüslim toplulukların katılımıyla yürütülen bir meslekti. Yahudiler, özellikle Hasköy gibi Yahudi nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, Arnavutlar, Boşnaklar ve çeşitli memleketlerden gelen Müslümanlar da bu sektörde önemli bir yer tutuyordu. Zimmî (gayrimüslim tebaa) olarak belirtilen bazı isimler, muhtemelen Ermeni veya Rum kökenli bireyleri işaret etmekteydi. Bu sınıflandırma, belge metninden doğrudan çıkarılan isimlere dayanırken dönemin sosyal çeşitliliğini yansıtmaktadır. 

Osmanlı İmparatorluğu’nda kayıkçılık, özellikle İstanbul gibi su yollarının yoğun olduğu şehirlerde önemli bir ulaşım ve ticaret mesleğiydi. Kayıkçılar, bugünün taksi şoförlerine benzer şekilde yolcu taşırdı ve genellikle lonca benzeri esnaf örgütleri içinde yapılandırılmıştı. Kefalet sistemi ise bu örgütlenmenin temel bir parçası olarak işlev görüyordu. Bu sistem, Osmanlı toplumunun genelinde yaygın bir öz denetim ve idari kontrol mekanizmasıydı ve grupları birbirine bağlayarak devletin gözetimi altında tutmayı amaçlıyordu.  

Kayıkçıların etnisite ve memleketlere göre sınıflandırılması 

İncelediğimiz belge, kayıkçıları ashâb-ı kayık (kayık sahipleri) ve aylakçı (boşta kalan) olarak ayırıyordu. Toplam kayık sayısı (piyade kayıklar) iskelelere göre değişmekteydi. Örneğin; Hasköy’de 225, Aynalıkavak’ta 45, Kasımpaşa’da 114 gibi bilgiler mevcuttur. İsimler, genellikle b. (bin) veya v. (veledi) ile babalarının adıyla birlikte veriliyor. Aşağıda, kayıkçıları etnisite (Yahudi, Zimmî/Gayrimüslim, Müslüman/Türk-Arnavut-Boşnak vb.) ve memleketlerine göre gruplandırdığımızda memleketlerin, isimlerin yanında belirtilen sıfatlarla örneğin, Mısırlı, İzmirli, Arnavud şeklinde belirlendiğini tespit ettik.  

Yahudi ve Hristiyan kökenli kayıkçılar 

Yahudiler, incelediğimiz belgeye göre en kalabalık grubu oluşturmakta olup özellikle Hasköy iskelesinde yoğunlaşmaktadırlar. Çoğu isim, Musevi sıfatıyla belirtilmekle birlikte memleketleri genellikle Balkanlar, İzmir veya İstanbul’un semtleriyle ilişkiliydi. Sofyalı, İzmirli, Karadağlı gibi isimler en yaygınlarındandır. Bu grup, kayıkçılığın Yahudi topluluğu için önemli bir geçim kaynağı olduğunu gösteriyor. 

Bunlardan mesela İzmirli Yahudilerden; Yako v. Kemel Yahudi, İzmirli Mosi v. Simon kayıtları mevcuttur. Sofyalı Salamon v. Mosi Yahudi, Bulgaristan asıllı Yahudilerdendir. Konrata v. Mikado Yahudi ise Karadağlı Yahudilerdendir. 

Araboğlu İlya v. Salamon Yahudi, Ferraşoğlu Baroh v. Yasef Yahudi, Kasaboğlu Alud v. Benyamin Yahudi, Betoğlu Sahor v. Yako Yahudi, Burnaz Salamon v. Yako Yahudi ise diğer memleket Yahudilerinden olarak kaydedilmiştir. 

Mosi Yahudi, Salamon Yahudi, Sabatay Yahudi, İlya Yahudi, Avram v. Harun Yahudi, İsak v. Salamon Yahudi, Danyal v. İsak Yahudi, Moşiko v. Hayim Yahudi, Yako v. Mosi Yahudi, Benyamin v. Sabatay Yahudi, Gavril v. Salamon Yahudi, Sabatay v. Salamon Yahudi, Gidenoğlu Kel v. Avram Yahudi, Peltekoğlu Yanton Yahudi, Levi v. Salamon Yahudi, Yuhannan v. Samon Yahudi, Salamon v. Yako Yahudi, Kabakoğlu Yako Yahudi, David v. Yuda Yahudi, Mosi v. Salamon Yahudi, Yasef v. Yako Yahudi, Sağran Yako v. Yuda Yahudi, Sağıroğlu Yuda Yahudi, David v. Mosi Yahudi, Şerbetçioğlu Yahor Yahudi, Hayim v. Avram Yahudi, Avram v. İsak Yahudi, Hayim v. Samon Yahudi, Kel Menahim v. Yuda Yahudi olarak toplamda yaklaşık 150 Yahudi kayıkçı listelenmiş, bu da onların sektördeki hâkimiyetini göstermektedir. 

Belgede “zimmî” olarak belirtilen isimler, gayrimüslim tebaayı ifade etmekteydi. Bunlar genellikle Ermeni veya Rum kökenli olan kayıkçılardı. Memleketleri belirtilmemiş olsa da isim kalıpları örneğin, Mikayil, Kaspar olarak Doğu Akdeniz veya Balkan kökenine işaret ediyor. 

Bunlardan Aritun v. Abraham zimmî, Mikayil v. Kigork zimmî, Kaspar v. Paçan zimmî, Panço v. Tanaş zimmî, Bogos v. Abraham zimmî, Natan v. İsayi zimmî. Bu grup daha az sayıda, yaklaşık 6-7 kişi olarak kaydedilmiştir. 

Müslüman kökenli kayıkçılar (Türk, Arnavut, Boşnak vb.) 

Müslüman isimler, belge boyunca çoğunlukta ancak etnisite olarak çeşitlilik gösteriyordu. Memleketleri Arnavut, Boşnak, Cezayirli, Mısırlı, Rizeli, Sinoplu gibi kayıtlardan Osmanlı’nın çok etnisiteli yapısını yansıtıyor. 

Arnavud Hüseyin b. Ali Bostanî, Arnavud Mustafa b. Derviş Bostanî, Arnavud Hüseyin b. Der[vi]ş Bostanî, Arnavud Hasan b. Hüseyin, Arnavud Mehmed b. Ahmed, Arnavud Hasan b. Halil, Arnavud Ramazan b. Hasan, Arnavud Mustafa (Araboğlu Hacı Mehmed’in reisi), Arnavud Hüseyin (Araboğlu Hacı Mehmed’in reisi), Arnavut kayıkçılara dair İstanbul’dan bilgi vermektedir. 

Devam eden kayıtta Boşnak Mehmed b. Abdullah, Boşnak Ali b. Hüseyin, Boşnak Osman b. Mustafa, Boşnak Ebûbekir b. Mustafa, Boşnak Hasan b. Mehmed, Bosnalı Hasan b. Ahmed gibi kayıkçıların Boşnak kökenli olduğu anlaşılıyor. 

Cezayirli el-Hâc Mehmed b. Abdullah, Cezayirli Mehmed b. Abdurrahman, Cezayirli Mehmed b. Ahmed, Cezayir asıllı olmakla beraber İsmail Mısırlı adında birinin ise Mısır kökenli olduğu kayıttan anlaşılıyor. 

Öte yandan Rizeli Osman b. Mehmed, Rizeli Eyyûb b. Hüseyin, Rizeli Mahmud b. Sadık, Rizeli Mustafa b. Mehmed, Rizeli Hasan b. Hüseyin, Rizeli Mehmed b. Ali, Rizeli Osman b. İsmail, Rizeli Mehmed b. Sâlih gibi isimler Osmanlı döneminde kayda değer Karadenizli ve hususen Rizeli esnafın İstanbul’da olduğunu gösteriyor. 

Bunların haricinde memleketleri belirtilmemiş Kanbur Halil, Ramazan, Mehmed, Osman, İsmail, Hacı Ali b. Mehmed, İmâmoğlu Mehmed b. Ahmed, Deli Ali, Deli İbrahim, Muslu, İbrahim, Hasan, Oçil? Yahudi (karışık, ama Müslüman bağlamda), Es-Seyyid Ali b. Mehmed, Abdullah b. Ahmed, Ahmed, Sabatay Yahudi (karışık), Süleyman b. Murtaza Bostanî, el-Hâc Ömer b. Molla Mahmud, Çetle Sabatay Yahudi (karışık), Deli Harun, Mehmed b. Mustafa Bostanî, Yusuf b. Hasan Bostanî, Çöpel Mehmed b. Abdullah Bostanî, Mustafa b. Musa Bostanî, Ali b. Mustafa Bostanî, Küçük Ahmed b. Mustafa Bostanî, Çukadâr Ahmed b. Ahmed, Uzun Mustafa Bostanî, Ali Bey b. Yusuf, Mustafa b. Yusuf Bostanî, Halil b. Sâlih Bostanî, Mustafa b. Abdullah, İsmail b. Mustafa Bostanî, Derviş b. Ahmed Bostanî, Mustafa b. Ali Reis Bostanî, Başeski Musa b. Mehmed Bostanî, Abdurrahman b. Mustafa Bostanî, Mahmud b. Musa Bostanî, Deli Hüseyin b. Halil, İbrahim b. Abdullah Bostanî, Mehmed b. Ali Bostanî ve daha fazlası arşiv belgesine yansımıştır. 

Bu grup, toplam kayıkçıların büyük kısmını oluşturmakla birlikte Osmanlı’nın etnik çeşitliliğini ortaya koyar. 

Osmanlı İstanbul’unda boğazdaki güzergâhlar 

Osmanlı döneminde İstanbul kayıkçılarının en yoğun çalıştığı hatlar, insanların günlük ulaşım ihtiyacına göre şekillenmişti. Köprülerin az olduğu dönemlerde kayıklar şehrin âdeta toplu taşıma sistemiydi. En işlek güzergâhlar şunlardı: 

Eminönü – Üsküdar: 

En yoğun hatlardan biriydi. Devlet görevlileri, tüccarlar, medrese talebeleri ve halk bu hattı sürekli kullanırdı. Yolculuk hava durumuna göre yaklaşık 30 dakika sürerdi. 

Eminönü ↔ Kadıköy: 

Anadolu yakasına geçiş için önemli bir güzergâhtı. Özellikle pazar günleri ve ticaret saatlerinde yoğun olurdu. 

Karaköy ↔ Tophane, Beşiktaş, Ortaköy 

Boğaz boyunca çalışan kayıkçılar bu iskeleler arasında yolcu taşırdı. 

Beşiktaş ↔ Üsküdar 

Saray görevlileri ve askerler tarafından sık kullanılan bir hattı. Dolmabahçe ve Çırağan Saraylarının yapılmasından sonra daha da önem kazandı. 

Galata Köprüsü'nün inşası öncesinde Haliç'in iki yakası arasında çok yoğun bir kayık trafiği vardı. Kayıkçılar sadece belirli iki nokta arasında değil, Boğaz köyleri arasında da çalışıyordu. Örneğin; Bebek-Arnavutköy, Kandilli-Çengelköy, Rumelihisarı-Anadoluhisarı bunların en önemlileri idi. 

Kayıkçılar, lonca teşkilatına bağlıydı. Her iskelenin belirli sayıda kayıkçısı bulunur, yolcu alma sırası kurallarla düzenlenirdi. İzinsiz başka bir iskelenin yolcusunu almak yasaktı ve bu kurallar hem lonca hem de devlet tarafından denetlenirdi. 

En yoğun ve simgesel hat ise şüphesiz Eminönü–Üsküdar hattıydı. Osmanlı'nın başkentinde Avrupa ve Anadolu yakalarını birbirine bağlayan bu güzergâh, yüzyıllar boyunca İstanbul'un en işlek su yolu olarak hizmet verdi. 

Gizlice İstanbul'a girmek isteyen Ermenilere yardım eden Darıca sahilindeki Hristiyan kayıkçıların bu faaliyetlerinin engellenmesi. Osmanlı arşivi ZB. 373 - 49 R -06-03-1322 

Dönemin çok kültürlü İstanbul’unda kayıkçılar 

Bu incelediğimiz belge, 18. yüzyıl İstanbul’unda kayıkçılığın, şehrin “taksi” sistemi olarak nasıl işlediğini aydınlatıyor. Yahudilerin yoğunluğu, onların ticaret ve hizmet sektörlerindeki rolünü gösterirken, Arnavut, Boşnak ve diğer göçmen gruplar Osmanlı toplumunun kozmopolit yapısını yansıtmaktadır. Toplamda 225 piyade kayık ve yüzlerce isim, İstanbul’un su yollarının ne kadar canlı olduğunu kanıtlıyor. 

Bu kayıtlar, sadece isim listesi değil, aynı zamanda kefalet sistemiyle (birbirlerine kefil olma) sosyal güven mekanizmasını da ortaya koyuyor. Günümüz İstanbul’unda vapurlar ve taksiler bu mirası sürdürürken 300 yıllık çeşitlilik, şehrin tarihî zenginliğini bizlere hatırlatıyor.