Tıpta Yapay Zekâdan Küresel Diplomasiye: Bezmiâlem’in Yeni Dönem Vizyonu

Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Akçakaya ile dün gerçekleştirilen medya buluşmasında 200 yıllık vakıf geleneğinin modern tıp eğitimi ve küresel vizyonla nasıl harmanlandığı ele alındı. Tıp eğitiminde yapay zekâ dönemini başlatan üniversite, uluslararası öğrenci sirkülasyonu ve asli vakıf misyonuna dönüş adımlarıyla dikkat çekiyor.
tipta-yapay-zekadan-kuresel-diplomasiye-bezmialem-in-yeni-donem-vizyonu.jpg

24.07.2026 - 15:51  |  Son Güncellenme:  24.07.2026 - 16:21

Bir ülkenin yükseköğretimdeki gücü, yalnızca yetiştirdiği yerli akademisyen sayısı ya da kurduğu laboratuvar altyapısıyla ölçülmez. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen gençlerin o ülkede eğitim alıp kendi vatanlarında stratejik yönetim kademelerine gelmesi, uluslararası diplomaside ve eğitim vizyonunda en sürdürülebilir başarı göstergelerinden biridir. Türkiye’nin bu küresel sirkülasyon içerisindeki yeri ve iddiası ise sağlık eğitimi özelinde günden güne güçleniyor. 

Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Akçakaya

Dün, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesinin tarihî rektörlük binasında düzenlenen medya buluşmasında bu vizyonun sahadaki karşılığına tanıklık ettik. Otuzdan fazla gazeteci ve yayın yönetmeninin katıldığı basın kahvaltısında Rektör Prof. Dr. Adem Akçakaya ile bir araya geldik. Gündeme getirilen başlıklar arasında en çok dikkatimizi çeken hususlar 1845’ten bugüne uzanan köklü bir vakıf mirasının yapay zekâ çağına nasıl adapte edildiği ve Türkiye'nin tıp eğitimindeki küresel hedefleriydi. 

Asli vakıf ruhuna dönüş ve pratikle pekişen eğitim 

Samimi bir atmosferde başlayan kahvaltı boyunca Rektör Akçakaya’nın üzerinde durduğu ilk temel vurgu, kurumun kimliği üzerineydi. Üniversite hastanesinin zaman içerisinde algısal olarak sürüklendiği "özel hastane" statüsünden adım adım çıkarılarak, kuruluş felsefesi olan gerçek bir "vakıf hastanesi" mantığına döndürüldüğünü belirtti. Bezmiâlem Valide Sultan’ın yaklaşık iki asır önce attığı hayırseverlik temelinin gereği olarak, ihtiyaç sahiplerine sunulan sağlık hizmetlerinin kurumun merkezine yeniden yerleştirildiği ifade edildi. 

Eğitim kalitesi tarafında ise üniversitenin oldukça iddialı bir duruş sergilediğine şahit olduk. Türkiye’de hem devlet hem de vakıf üniversiteleri genelinde en iyi tıp eğitimini sunma hedefini vurgulayan Akçakaya, bu iddiayı somut verilerle destekledi. Teorik derslerin hemen ardından, kampüsün yanı başındaki hastane imkânları ve gelişmiş simülasyon merkezleri sayesinde öğrencilerin doğrudan pratiğe geçebilmesi sağlama alınıyor. Nitekim mezunların iş bulma sıralamasında Türkiye genelinde ikinci sırada yer alması ve bugün akademisyen kadrosunun önemli bir kısmının yine bu fakülteden yetişmiş kişilerden oluşması, söz konusu pratik odaklı modelin başarısını doğruluyor. 

Yapay zekâ hekimin yerini almayacak, onu öne geçirecek 

Toplantının en heyecan verici bölümlerinden biri hiç şüphesiz tıp eğitimindeki teknolojik dönüşüm başlığıydı. Akçakaya, klasik slaytlı ders anlatım metotlarının rafa kaldırıldığını, bunun yerine yapay zekâ destekli ve interaktif bir eğitim modelinin devreye sokulduğunu açıkladı. Öğrencilerin ders materyallerini yapay zekâ araçlarıyla analiz ettiği bu yeni dönemde kurumun felsefesi son derece net: Yapay zekâ tek başına hekimlerin yerini almayacak, ancak yapay zekâyı etkin kullanan hekimler meslektaşlarının önüne geçecek. 

Bu vizyon doğrultusunda dünyada sayılı örneklerden biri olması hedeflenen Sağlık ve Bilişim Fakültesi’nin kurulum süreçleri hızlandırılmış durumda. Öte yandan, YKS’de İngilizce Tıp Programı’nı tercih eden ilk 5 bin ila 10 bin arasındaki başarılı öğrencilere yönelik yeni burs müjdeleri paylaşıldı. Johns Hopkins Üniversitesi ve CUGH gibi uluslararası kurumlarla sürdürülen kapsamlı akademik iş birlikleri ise hem öğrenci hem de akademisyen değişim programlarıyla kurumun küresel görünürlüğünü pekiştiriyor. 

Tarihin izinde geleceğin tıp eğitimi 

Soru-cevap bölümünün tamamlanmasının ardından programı, rektörlük binasında yer alan sağlık tarihi müzesini gezerek noktaladık. Osmanlı dönemi tıp araç-gereçleri, el yazması eserler ve tarihî vesikalar arasında yaptığımız bu kısa yolculuk, masada konuşulan 200 yıllık şifa geleneğine somut bir anlam kazandırdı. 2026 yılında hizmete girmesi planlanan yeni hastane kompleksi yatırımıyla birlikte Bezmiâlem, geçmişin getirdiği köklü mirası geleceğin dijital sağlık dünyasına taşımadaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor.