Kadınlar Neden Hala Erkeklerden Daha Az Kazanıyor?

Kadınlar dünya genelinde erkeklerden daha az kazanırken, gelir farkı yalnızca maaş bordrolarından kaynaklanmıyor. İşgücüne katılım, çalışma saatleri, bakım yükü ve yönetici pozisyonlarına erişim, küresel ücret uçurumunun kapanmasını zorlaştırıyor.
kadinlar-neden-hala-erkeklerden-daha-az-kazaniyor-2.png

23.09.2026 - 11:51  |  Son Güncellenme:  23.09.2026 - 13:34

18 Eylül, her yıl Uluslararası Eşit Ücret Günü olarak anılıyor; ancak bu gün, onlarca yıllık yasal düzenlemelere ve uluslararası taahhütlere rağmen bir türlü kapatılamayan bir uçurumu hatırlatıyor.

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre, ücretli çalışan kadınlar dünya genelinde erkeklere kıyasla ortalama yüzde 20 daha az kazanmaya devam ediyor.

Ancak bu oran, aynı işi yapan her kadının erkek meslektaşından yüzde 20 daha az maaş aldığı anlamına gelmiyor. Ücret uçurumu, iki maaşı karşılaştırmaktan çok daha geniş ve karmaşık bir mesele.

İşgücü piyasasının bütününe bakıldığında tablo daha da netleşiyor: 2025'te dünya genelinde kadınların elde ettiği toplam iş geliri, erkeklerin kazandığı her dolara karşılık sadece 52 sent oldu. Arap ülkelerinde ise bu oran 14 sente kadar geriledi.

Peki bu rakamlar tam olarak neyi ölçüyor? Ve uçurum neden hâlâ kapanmıyor?

Uluslararası Eşit Ücret Günü, "eşit değerdeki işe eşit ücret" ilkesine dayanıyor. Bu ilke, aynı pozisyonu paylaşan bir kadın ile bir erkeğe aynı maaşın ödenmesi fikrinden çok daha kapsamlı.

İki farklı iş, isim veya sektör bakımından birbirinden ayrılsa da benzer düzeyde beceri, sorumluluk, çaba ve çalışma koşulu gerektirebilir. Burada asıl soru, işin unvanı değil, işin kendisinin değeri ve bu değerin nasıl belirlenip fiyatlandırıldığı oluyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü bu ilkeyi 1951 yılında imzalanan 100 sayılı sözleşmesiyle güvence altına almıştı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise 2019 yılında 18 Eylül'ü Uluslararası Eşit Ücret Günü ilan etti; gün, ertesi yıldan itibaren kutlanmaya başlandı.

Ancak Birleşmiş Milletler'e göre bu ilkenin fiiliyata geçirilmesi, hukuken tanınmasından çok daha yavaş ilerliyor.

Küresel ücret uçurumunun yüzde 20'ye yaklaştığı söylendiğinde, bu, ofiste meslektaşının yanında oturan ve aynı niteliklere, aynı görevlere sahip bir kadının otomatik olarak onun maaşının yüzde 80'ini aldığı anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte genel rakam; kadın ve erkeklerin çalıştığı iş ve sektör türlerinden, çalışma saatlerinden, daha yüksek ücretli üst düzey pozisyonlara erişimden, işten ayrılma dönemlerinden, bakım sorumluluklarından ve doğrudan ya da dolaylı ücret ayrımcılığından etkileniyor.

Bu etkenlerin sonuçları birçok örnekte gözlemleniyor. Britanya'da şirket yönetim kurullarındaki kadın-erkek ücret farkını inceleyen bir araştırma, bu farkın bir bölümünün kadınların daha yüksek ücretli üst düzey yönetici pozisyonlarına erişimindeki zayıflıkla da ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Bu da uçurumun, maaş tutarının belirlenmesinden çok önce, "asıl daha yüksek ücretli işlere kimin ulaşabildiği" sorusuyla başladığını gösteriyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 2025 yılı verileri, eşitsizliğin başka bir boyutunu ortaya koyuyor.

Dünya genelinde kadınların elde ettiği toplam iş geliri hesaplandığında, kadınların payı erkeklerin kazandığı her dolara karşılık 52 sente denk geliyor.

Arap ülkelerinde ise bu oran, her dolara karşılık 14 sente kadar geriliyor. Bu oran, örgütün 2025 yılı tahminlerine göre dünya bölgeleri arasındaki en düşük seviyeyi oluşturuyor.

Ancak bu 14 sentlik oran, Arap dünyasında çalışan bir kadının, erkek meslektaşının maaşının yalnızca yüzde 14'ünü aldığı anlamına gelmiyor. Zira iş geliri göstergesi, aynı anda birden fazla uçurumu bir araya getiriyor.

2025 yılında örgüt, dünya genelinde çalışan kadın sayısını yaklaşık 1,4 milyar, erkek sayısını ise 2,1 milyar olarak tahmin etmişti. Çalışanlar arasında ise kadınların yıllık ortalama geliri, erkeklerin bir dolarına karşılık yaklaşık 78 sente denk geldi.

Bu ayrım, özellikle Arap dünyası için önem taşıyor. Nitekim Uluslararası Çalışma Örgütü, Ağustos 2026'da yayımladığı bir raporda, ücret uçurumunu, katılımı, liderliği ve ücretsiz emeği daha doğru ölçebilmek için cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin iyileştirilmesinin önemine dikkat çekmişti.

Eşitsizliğin görünürlüğü

Kadınlar, daha düşük ücretli belirli sektör ve mesleklerde yoğunlaşırken, erkeklerin varlığı daha yüksek gelirli işlerde, yönetim ve liderlik pozisyonlarında baskın olmaya devam ediyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre kadınlar, 2025'te dünya genelindeki çalışanların yaklaşık yüzde 40'ını oluştururken, yönetici pozisyonlarındaki payları yalnızca yüzde 30 civarında kaldı.

Bu eşitsizlik, Arap dünyasında da kendini gösteriyor. İşgücü piyasasındaki cinsiyet uçurumunun arkasında; mesleklerin ayrışması, kadınlara "uygun" görülen işlere dair klişe algılar ve eğitim ile uzmanlaşmanın fiili istihdam fırsatlarına yeterince dönüşememesi gibi birçok neden yatıyor.

Evden çalışmak kadınlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Son dönemde yapılan çeşitli araştırmalar, evden çalışmanın kadın ve erkek üzerindeki farklı etkilerine dikkat çekti. Peki uzaktan çalışma, kadınları neden olumsuz etkiliyor?

Kadınlar, ev işleri ile çocuk ve yaşlı bakımına erkeklere kıyasla çok daha fazla zaman ayırıyor. Bu durum, ücretli çalışma saatlerini azaltabiliyor ya da işten geçici olarak ayrılmaya yol açabiliyor; bu da ilerleyen dönemde deneyim, terfi ve gelir düzeyini olumsuz etkiliyor.

ILOSTAT verilerine göre kadınlar, 2025'te ücretli işlerde ortalama olarak erkeklerden haftada altı saat 25 dakika daha az çalıştı. Ancak ücretsiz bakım ve ev işleri hesaba katıldığında tablo tersine dönüyor; zira kadınlar dünyanın farklı bölgelerinde bu yükün çok daha büyük bir bölümünü üstleniyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü, Mart 2026'da yayımladığı bir rehberde, ücret uçurumunun kapatılabilmesi için birbiriyle bağlantılı bir dizi aracın devreye girmesi gerektiğini vurguluyor: Yasalar ve bunların uygulanması, ücret şeffaflığı, işlerin nesnel biçimde değerlendirilmesi, ücret politikaları, toplu pazarlık, denetim, sosyal koruma ve bakım politikaları.

Maaş şeffaflığı, bir kurum içindeki farkların tespit edilip karşılaştırılabilmesini sağlarken; çocuk bakımı politikaları ile ebeveyn izinleri, kadınların çalışma saatlerini azaltmasına ya da işi geçici olarak bırakmasına yol açan nedenlerden birini doğrudan ele alıyor.

Yerel örnekler, meselenin zaman zaman işgücü piyasasının kendi yapısal sorunlarıyla da iç içe geçtiğini gösteriyor. Ürdün'de çalışan kadınların ücretlerine ilişkin bir araştırma, asgari ücret ve çalışma koşullarına dair ihlallerin varlığını ortaya koydu. Bu da eşitliğin, çalışanların temelde sahip olduğu koruma düzeyinden her zaman bağımsız düşünülemeyeceğini gösteriyor.

Kaynak: Alaraby